Kaydet
a- | +A

BM''nin selefi olan Cemiyet-i Akvam''ın temel çıkış noktası Osmanlı topraklarının paylaşılması idi. Türk düşmanı olarak bilinen Churchill, 17 devriminden sonra kafayı iki şeye taktı: Bolşeviklere ve İngiliz maliyesinin sefil durumuna. Ve bir karar aldı: Biz bu halde Osmanlı mülkünü elde tutamayız. Gelin Irak, Suriye, Filistin ve Hicaz''ı Türklere bırakalım, ne biz ne de Fransızlar kalmasın oralarda. Cemiyet-i Akvam''ı da Cenevre''de değil, İstanbul''da kuralım. Türkler laik bir rejim kursunlar. İstanbul''dan Cemiyet''i Akvam üzerinden Osmanlı mülkünü idare etsinler. Emniyet konseyi gibi bir yapı üzerinden de batılılar kararlara katılsın. Balığın tırmandığı kavak masallarında bu bilgiler yoktur. Lozan hezimettir diyenler hep Misak-ı milliye takılır. Musul, Kerkük derler. Kimse Suriye, Filistin ve Hicaz''ın kurtarılmasına ramak kalmış olduğunu bilmez. Nitekim 90''lara kadar bu bilgiler batı kitaplarında da yoktu. Halbuki 90''lardan sonra ulaşılan gerçekler Anadolu halkının elindeki kartların çok güçlü olduğunu gösteriyor. "Churchill''in Aptallığı: Modern Irak Nasıl Kuruldu" isimli kitabın yazarı İngiltere''nin en ünlü Churchill uzmanıymış. Churchill''s Folly: How Winston Churchill Created Modern Iraq.

EN İYİ İKİNCİ İDARE TARZI

Rahmi Koç fırsat buldukça Churchill''e atıfta bulunarak hatırlatır: Churchill demiş ki, ''Demokrasi en fena idare tarzının en iyisidir. En iyi idare tarzı diktatörlük. Akıllı diktatörlüktür...''

Koç, bu devirde mümkün değil diyerek en iyi ikinci yönetim tarzının başkanlık sistemi olduğunu söyler. Bu geçiş halkın büyük ekseriyetinin arzusuyla, parlamentonun mutabakatıyla, oy birliği ile, bir siyasi iktidarın önderliği ile olacak gibi değil. Bizdeki hazır şablonla söyleyeyim: Devletin karar vermesi lazım.

Devlet de bu işe çok sıcak bakmıyor. Sıcak bakmayışının asıl sebepleri seslendirilmiyor da. Koç''un iş hayatına dair öngörüleri (şirketlerin devletlerden önemli hâle geldiği yolundaki düşünceleri) ise iki senedir pek makbul sayılmıyor. Tekrar iki kutuplu dünya düzeninin kurulacağını, şirketlerin ikinci plana kayacağını söyleyenler de var ki emareleri ekonomik krizle görülmeye başladı.

Kabataş Erkek Lisesi Eğitim Vakfı''nın düzenlediği bir sohbette, rekabetin öldürücülüğünü anlatırken şöyle demişti: "Dünyada o kadar keskin rekabet vardır ki, herhangi bir konuda ya birinci, ya ikinciyseniz şansınız vardır; üçüncüyseniz ortadasınızdır; dördüncü ve beşinciyseniz hiç şansınız yoktur. Yani erozyona ve yok olmaya mahkumsunuzdur. Ticaret ve sanayi hayatı bundan sonra iki defa yanılmayı affetmeyecek. İki defa yanıldığınız zaman gittiniz. Çok iyi ve isabetli, stratejisi olan şirketler bundan sonra ayakta kalacaklar, geri kalanlar ise ufalanıp gidecekler."

ÖNE ÇIKANLAR