Genelkurmay İstihbarat Dairesi başka işi yokmuş gibi YÖK''ün katsayı düzenlemesini analiz etmiş, takibinin uygun olacağını söylemiş. Takibi derken kastedilen Danıştay''a açılan iptal davası süreci.
Bu insanlar siyasî parti mensubu gibi, parlamento üyesi gibi, hükümet gibi, düşünce kuruluşu gibi çalışıyor asıl işlerine nasıl vakit buluyorlar..Asıl işleri tali iş gibi olmuş. Son olarak sızdırılan bu belge Danıştay kararını da bulanık hale getiriyor.
Siz yok mok deseniz de insanlar acaba, der. On sene boyunca katsayı adaletsizliği için açılan her davaya, "takdir ve düzenleme yetkisi YÖK''ündür" de, on senenin sonunda katsayı eşitlenince yürütmeyi durdur, itirazı görüşmeye başla... Hayırdır ne oldu, demezler mi?
Bir de 12 sene önceki belge var.
Emir ferman gibi.
Zamanın II. Başkanı YÖK''e bir yazı yazmış:
Başarı puanı kaldırılsın.
Katsayı yeniden düzenlensin.
Zamanın YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu )''ü apar topar yazının gereğini yerine getirmiş.
Nelerle uğraşmış bu insanlar.
...
Emekli Koramiral Atilla Kıyat, darbe cunta belgelerinin ilk sızıntısında, "Eğer bu belgeler doğru ise, Türk halkı müsterih olsun. Bu adamlar darbe marbe yapamaz" demişti.
Bu cunta munta belgesi de değil. Hiyerarşik zincir içinde bilgilendirme notları, analizler, tavırlar.
YÖK''e fi tarihinde gönderilen ise resmen örtülü talimat.
Ben hâlâ çoğu doğru belge yanında düzmece, değiştirilmiş, abartılmış belgelerin de servis edildiğine inanıyorum.
Ama katsayı belgesi ve 97''de YÖK''e yazılan talimat ne sahte ne düzmece..Katsayı düzenlemesinin değil ne hallere düştüğümüzün belgesi. Tevekkeli o tarihlerde YÖK''ün demeçleri MGK açıklamaları gibiydi. Kıbrıs, Adalar, Yunanistan, Güneydoğu..İçinde hiç üniversite, öğretim yoktu.
Hakikaten yazık.
Hem kendilerine yazık.
Hem heba edilen millî servete..
Hem de bu millete.
Diktatörlükler bile kendi vatandaşına düşman muamelesi yapmıyor.
Bize ne oluyor?
Bize ne oldu da bu hâle düştük.
Kendinize gelin artık.

