6-7 sene önce üç dört arkadaş ticaret yapmaya niyet ettik. O zaman da bu ülkede kriz vardı.
Uzatmadan söyleyeyim, ölçtük, biçtik, tarttık topladık ve Azerbaycan''a narenciye satmaya karar verdik. Bu işin Türkiye''de büyükleri vardı. Bize iş düşmezdi. Yaptığın işi iyi bileceksin kuralı vardı, ama o ülkedeki irtibat noktamızın bize anlattığına göre işler bu sıraya göre yürümüyordu. Gayri resmi mutabakat vardı. Sektörler aileler arasında paylaşılmıştı. Portakal satacaksan filan bakanın damadından geçiyordu. Şeker ithal edeceksen falan bakanın kızı ile ortaklık kurman lazımdı. Şu, şu, işlere ise falan aileden başka kimse bulaşamazdı. İşi beceremedik..Beş on TIR''dan sonra tıkandık. Epeyce de zarar ettik. Ama hem içerde hem de dışarda bazı şeyler öğrenmiş olduk. Azıcık da korktuk.
Ticaret sadece aldım sattım işi değildi. Mesela Türkiye''de birisi param var, canım kömür getirip satmak istiyor derse olmazdı. Satacak yer bulamazdı.
..... Yine kriz var..Yine insanlar neler yapılabilire kafa yoruyor. Kafa patlatanlardan biri dedi ki: Benim, hazineden uzun dönem kiralanmış çok büyük bir arazim var. Hafriyat alanı için çok uygun bir yer.. Her Türk gibi hemen oturup hesap yaptık: Günde 500 kamyon gelse..her birinden 60 YTL alsak..30.000 YTL. Abi ayda ne eder 900.000 YTL..Yüzde 75''i bu tezgahı kuranlara gitse..Abi ne kalır 225.000 YTL..50.000 lirası hesap hatası olsa geriye ne kalır 175.000 YTL.. Biz saf saf şöyle düşünüyorduk: Prosedür belli. Müracaat edeceksin, ilgili dairelerden sonra talep belediye meclisine gidecek. Onlar da bakacaklar..Uygunsa uygundur, diyecekler.. Oysa öyle değilmiş. Bizde de bu tip işlerde şöhret olanlar varmış. Mesela hafriyat işleri deyince akla gelen iki isim var, üçüncüsü yok..Onlar varken size iş düşmez, diyenler oldu. .... Kısa yoldan para kazanma fantezileri her ülkede aynı değil.
Hollanda''da kafa kafaya verenler işi uydurursak, adamını bulursak, işin kimde bittiğini bilirsek hesabı yapmaz. Kuzey Irak''ta yapar. Türkiye''de yapar. Bu farkın adı ne?

