Kamuoyunu yönlendirme faaliyetlerine karşı koymak, tuz yalayan koyunları su içirmeden derenin karşı tarafına geçirmekten farklı değil. Bu işi hayranlık uyandıracak derecede güzel yapan insanlar var. Biz onları görmüyoruz. Onlar hepimizi kullanıyor. Bizler de sanki duyduğumuzu, okuduğumuzu, gördüğümüzü muhakeme edip külyutmaz bir edayla kendimize göre doğruyu seçerken yine onların çizdiği yoldan geçiyoruz. Onların işaret ettiği tarafa doğru gidip onların istediği sesi çıkarıyoruz. Gönlümüz arzu ediyor ki, bizde de böyle kamuoyunu yönlendirme mahareti olan insanlar, uzmanlar olsun. Ya başkasının kaval sesine (pleybek) yapıyorlar ya da 40 yıl öncesinin iptidai metodlarıyla.. örnekten devam edecek olursak susuz koyunları dereden sürükleyerek geçiriyorlar. Bu da fireyi artırıyor, maliyeti yükseltiyor, enerjimizi tüketiyor. ..... Demokratik ülkelerde resmi ideoloji adına istihbarat toplanmıyor. Irak''ta Saddam olsanız, istihbarat teşkilatınızın birinci görevi ne olur? Size yönelik faaliyetlerin takibi..Siz gidince ne olur, teşkilat mensuplarınız boşta kalır..Saddam gitti, iş bitti olur. O saatten sonra Saddam aleyhine faaliyetle ülke aleyhine faaliyeti ayırt edemezler. Ülke ile rejimi bile ayırt edemezler. ... Biz neyini dert edeceğiz? O gelmiş, bu gitmiş, bu pişirmiş, şu yemiş, öbürü hani bana demiş..Galiba bizi en çok ilgilendiren kısmı burası..Buğulu sesle belgesel dublajı yapıyormuş gibi vatanım, milletim nutukları bu gerçeği değiştirmiyor.
> Elleme dokunma Bir çocuk, ergenlik çağına gelinceye kadar 148.000 defa anne babasının, "yapma, elleme, dokunma" gibi sözlerini duyuyormuş. ..... Akvaryuma bir büyük ve çokça küçük balık atılıyor. Büyük balık acıktıkça küçükleri yiyor. Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor ve büyük balık bir tarafa küçük balıklar da diğer tarafa yerleştiriliyor. Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek için defalarca deneme yapıyor. Bu durum tam 28 saat devam ediyor. 28 saat sonra büyük balık diğer tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor.
Ve sonunda cam bölmeyi kaldırıyorlar ama büyük balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor. Buna "öğrenilmiş acizlik" deniyormuş. Doç. Dr. Halil Yeşilçimen bu deneyi hatırlattıktan sonra şöyle diyor: "148.000 defa ''yapma'' , ''elleme'', ''dokunma'' denilince çocukta, ''yapamama'', ''edememe'' özellikleri gelişiyor ve kendine güveni yitiriyor."

