Kaydet
a- | +A

Kayıt altında yaşamak..kayıtdışı yaşamak.. Kayıt altındaymış gibi yaşamak. .... Adam emekli. Emekli maaşı da belli. Gel kardeşim, gelir beyanında bulun, desen söyleyeceği şu: 670 YTL emekli maaşım var, başka da bir gelirim yoktur. İyi, aylık benzin harcaman ne kadar? 600 YTL.. Demek ki bu adam benzin dışındaki harcamalarına 70 YTL ayırmış. Bu adamı sıkıştırıp aslında gelirinin ne kadar olduğunu öğrenmek size ne kazandırır? Vergi geliriniz artmaz, o kesin.. Uğraşmanız ve insanları tedirgin etmeniz kârsa yanınıza o kâr kalır. ... Adam esnaf. Onun da beyan ettiği geliri belli. O gelirle evinin kirası çıkmaz. Defter tutturmak yerine belli bir gelire kadar insanlara ister serbest meslek sahibi olsun ister çalışan.. Sen bir defter al, kendin yaz, kabulümdür.. Ama her şeyini yaz.. Sayfanın bir tarafına gelirlerini, öbür tarafına giderlerini yaz.. Sene sonunda birbirinden çıkar. Başa baş gelmişsen yolun açık olsun, para artmışsa artanın yüzde onunu getir bana vergi olarak ver, deseniz bugünkünden daha çok vergi toplarsınız. Adam zaten aldığı her mal ve hizmette dolaylı bir vergi ödüyor. KDV ödüyor, ÖTV ödüyor..defter de tutmasın. Hem tutunca ne oluyor ki. Nasıl defter tutulduğunu bilmeyen mi var? Şunun bunun yakasına yapışmak ve vergi vermemeyi utanılacak hale getirmek için geçeceği makul bir kapıyı açık bırakmanız lazım. Defterini kendin tut, aklına gelebilecek herşeyi masraf yazabilirsin, artanının yüzde onunu bana getireceksin dediğin zaman.. Buna rağmen hileye tevessül eden varsa işte onun yakasına en acımasız şekilde yapışabilirsin. Ama mış gibi de yap ben razıyım dersen, zımni bir anlaşmaya kapı açarsan.. Yani ne halt ediyorsan et ama defterini sağlam tuttur, göze fazla batacak birşey yapma, piyasanın çok gerisinde kalma, ilerisine de geçme..dersen..arada işini uyduramayanlar sıkışır kalır. Geçen sene büyük bir firmaya taşeron iş yapan bir arkadaşım, 70 bin lira vergi vermeye niyet etmiştim. İş yaptığım firma sen çıldırdın mı.. biz o kadar vermiyoruz. İlerde bir inceleme olursa kendini de bizi de yakarsın.. 15 bin yeter dedi, öyle yaptım demişti. Türkiye bir vergi reformu yapacaksa işe işyerlerinden önce çalışanlardan başlayabilmeli. Bürüt maaş, net maaş uygulamasını kaldırabilme cesaretini göstermeli. İşveren çalışanının eline ya da hesabına anlaştığı parayı yatırdığı zaman işi bitmeli. O çalışanın ne kadar vergi vereceği, sigortaya ne kadar prim yatıracağı, sağlık sigortasına hangi katagoriden dahil olacağı kendi problemi olmalı. Vergisini esnaf gibi, işveren gibi sene sonunda harcamalarından sonra artan üzerinden vermeli. Zaten kamuda çalışana bürüt maaş verip sonra da bir kısmını vergi diye kesmek bir garabet. Verin herkesin eline kesintisiz maaşını yapsın harcamasını, yatırsın primini, artanının vergisini versin. Artmazsa vermesin. Kağıt üzerinde kaybınız olur gibi görünür ama aslında kazanırsınız. Bir banka milyonlarca müşterisinin kart hesabını tutabilecek altyapıyı kurabiliyor da siz 15 milyon çalışanın hesabını takip edebilecek yapıyı kuramıyor musunuz? Niye işveren eliyle peşin kesiyorsunuz.

>> HASET FESAT Duydum, adam batmış. Sevinir gibi oldum.. Oh olsun, diyecektim ki aklıma kurallar geldi. Din kitapları, "insanların başına kötü birşey gelince sevinilmez" diyor. Adamla bir hukukum yoktu, ayağıma basmadı.. Birlikte almadık, satmadık, yemedik, içmedik. Niye bu kadar sevinme ihtiyacı duydum, anlayamadım. Haset etmek insanlık halidir, kontrol edilmesi gereken bir duygu. Niye bazı insanlara haset ediyoruz da bazılarına etmiyoruz. Niye bazılarının işleri iyi gittiği zaman, bazıları da teklediği zaman seviniyoruz.. Anlamak zor.

ÖNE ÇIKANLAR