Bize öğretilen neydi? İş hayatında rekabet, kalite ve ucuzluğu getirir. Dün başlayan numara taşınabilirliği bile bu kural ima edilerek müjde gibi sunuldu. GSM şirketlerinin artık abonelerini elinde tutmak veya arttırmak için yeni arayışlara gireceği söyleniyor. Peki devlet yönetimine kalite nasıl gelecek. Ana gövdenin ne seçim ne de rekabet derdi var. ..... Yine bize eskiden şöyle denirdi: Tek çare tam demokrasiye geçmek. Güya tam demokrasiye geçince vesayet olmuyormuş. Siyasi irade her şeye hakim oluyormuş. Siyasi irade de halkın iradesi ile oluşuyormuş. Yanlış yapan gidiyor, doğru yapacağına inanılan geliyormuş. ... Biraz daha büyüdük.. Kanun devleti, hukuk devleti gibi kavramları öğrettiler. Ne de hoşumuza giderdi konuşmak tartışmak. Peki gele gele nereye geldik.
Devlet, demokrasi, seçim, halk iradesi, hukuk, güvenlik vs. gibi konular bana çocuk masalı gibi geliyor. Kırmızı balık gölde, kıvrıla kıvrıla yüzüyor
Balıkçı Hasan geliyor, oltasını atıyor.
Kırmızı balık dinle, sakın yemi yeme.
Balıkçı seni tutacak, sepetine atacak.
Kırmızı balık kaç kaç kaç.
... Kandırılmaya da razıyız. Anlatılanların çok doğru olması şart değil. Ama bu işi azıcık nazik yapsınlar, incitmeden yapsınlar, zarif kılıflar bulsunlar istiyoruz. Rekabet yok. Sanki devletin yüzde 60''lık iradesi sabit..Yüzde 40''ı seçimle değişiyormuş gibi görünüyor. Herhangi bir parti seçimlerde yüzde 100 oy alıp gelse bile yüzde 40 almış gibi oluyor..Biz gelenlerle oyalanırken.. Yaptılar, yapamadılar, yanlış yaptılar, gitseler de başkaları gelse, bunaldık, yorulduk derken yüzde 60''lık irade hiç kılını kıpırdatmıyor. Hesap verme kaygısı, hesap sorarlar korkusu da yok. Bu yapının hiç olmazsa yüzde 60''ını halka açsalar yönlendirme metodları daha zarif hale gelir. Demokrasi olur, halk iradesi yerini bulur falan demiyorum. Metodlar zarif olur, daha az inciniriz. Kim ne yapacaksa yine yapar, ama bizi incitmeden yapar. Biz küstük, numaramızı öbür şirkete taşıyoruz, deriz..Onlar öbür şirket eliyle yapar. .... Devletin ideolojisi olmayacak. İdeolojisi olan devlet nasıl diğer ideolojiler karşısında eşit mesafede durur. Eşit mesafede duramazsa benim çok derdim değil de önemsedikleri demokrasi nasıl olur.. Masal gibi olur.
Ama, fakat, ancakla başlayan anayasa olmayacak. Devlet ayrı hükümet ayrı muhabbeti olmayacak. İyi de dönüşüm nasıl olacak? Bir tahminim var, yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Şöyle sorsam daha şık olur: Yüzde 40 seçimle geliyor gidiyor demiştik ya..Yüzde 60''ın vârisleri arasında bu işlere kafa yoran var mı? Öngörüsü olan, dönüşüm planlarına kafa yoran..Yahut kendi haline bırakalım, inceldiği yerden kopsun diyen..Evet var, diyen bir ses duysam..Yüküm yarı yarıya hafifleyecek.

