Herhalde şöyle bir özet yapmak çok yanlış olmaz.
Hangi ülkede yaşıyor olursanız olun o ülkenin kurallarına uymanız gerekir.
Kurallar önceden ilan edilir, ihlal ettiğiniz zaman müeyyidesinin ne olduğu bilinir, insanlar da ihlal halinde başlarına gelecekleri üç aşağı beş yukarı tahmin ederler.
Bedelini öderler.
Bunu ödetecek olan kamu otoritesidir.
Prosedürü de bellidir.
...
Birkaç senedir yeni bir usul türedi, eline kelepçe vurulanların, koluna girilip götürülenlerin, ertesi gün serbest kalanların, ne yaptıklarını anlayamaz oldum.
Suçun ne olduğunu anlayamıyorum.
Kastım bir senedir gündemde olan organize suç şebekesi olduğu iddia edilen Ergenekon davası değil.
Bilmem hangi iş adamı gözaltına alınıyor.
Elleri kelepçeli.
Gerekçeye bakıyoruz;
Dinlemeye takılan görüşmelerinde,
Fiziki takipte çekilen fotoğrafta,
Filanla gittiği falan yerdeki fotoğraftan anlaşılacağı üzerine deniliyor.
Bu yeni bir usul.. Yahut moda.
Tamam: Yan yana görüldü, telefonda ona dedi, o telefonda öbürüne dedi de suç ne?
Niye birine kelepçe takılıp aşağılanıyor da öbürü arka kapıdan alınıyor.
Neden bazıları teşhir edilmiyor da bir kısmının fotoğrafları yayınlanıyor.
Hem bu işlerin abc''si diye öğretilen soruşturma safhası gizlidir prensibi ne oldu?
Aksi isbat edilinceye kadar herkesin suçsuz kabul edileceği prensibine ne oldu?
Bu insanlardan bir kısmı yarın beraat etse ne olacak..Olan olmuş, teşhir edilmiş, suçlanmış, aşağılanmış..
2000''den önce dürüstlüğü ile nam salmış bir bakan vardı. Eski polis şefi.
Ben hep polis şefinden vali, bakan olmaz iddiasındaydım, hâlâ aynı şeyi düşünüyorum..Eski polis şefi bakan o tarihlerde sabah akşam operasyonlar düzenletiyordu.
Hepsine de bir isim vermişti..Rüzgar, yel, kasırga, fırtına, abluka, darbuka..
Yüzlerce insan kelepçelenip gece yarısında evlerinden alındılar..
Biz de öyle bir hava oluştu ki, krizin bile memleketin kanını emen bu namussuzlar(!) yüzünden geldiğini zannettik.
Aradan geçti 10 sene.
Peki o insanlardan hiç hüküm giyen var mı?
Bu işlerin çetelesini tutan var mı?
Yok..
Biz sabırla geçiş günleridir bu memleket de vakti saati gelince kurallarını netleştirecek diye beklerken "galiba böyle gelmiş böyle gidecek"miş vehmine kapılıyoruz.
Bu işi hale yola koyun diyecek bir otorite de yok.
Herkes ne olacaksa olsun, ne halleri varsa görsünler havasında.
Sadece sırası gelenler viyaklıyor.

