Kaydet
a- | +A

Celal Bayar Başbakan olunca devrin Cumhurbaşkanına gidip sormuş:

-Yetkilerim nedir? Cumhurbaşkanı da anlatmış: -Dış politikaya karışma..Valilerin, polis müdürlerinin atamalarına da karışma. Büyükelçileri de ben atarım. Komutanların terfi ve tayinleri de benim işim..Gerisini bildiğin gibi yap. ... 28 Şubat döneminde Çiller, aynı konuyu şöyle anlatmıştı: -Biz seçilmişler, taşeron gibi algılanıyoruz. Dış politika, savunma, iç politikanın temel konuları, eğitim falan sanki bizim yetki alanımızda değil.

Biz seçilmişler, yol yapmak, su getirmek, kredi bulmak gibi konularda yetkiliyiz.

İlk örnekte problem yok. Devletin görünür bir başı var. Tayin ettiklerine neler yapıp neler yapamayacağını açıkça söylüyor. Sonraki yıllarda "yetkilerim nedir" diye soracak bir makam yok. Anayasada herkesin görev ve yetkileri açıkça düzenlenmiştir, demek cevap olmuyor. Parlamento, 400 kişinin mutabakatıyla iki satırlık anayasa değişikliği yapamıyor. Anayasayı, anayasada yazan kurallara bağlı kalarak dahi değiştiremiyorsunuz. "Bu yetki kimin?" sorusuna net cevap veren çıkmıyor. Son dönemin moda deyimi kurucu irade. Kurucu irade deyince ne anlamalıyız? Bu da açıkça ifade edilmiyor. Geçen gün bir konuşmacı, bırakın şu kurucu irade laflarını dedi. Bir müteahhit, bir adliye binasını yapmış olsa..Her şeyiyle tefriş etmiş olsa..Bir duruşma anında, "ben kurucu iradeyim" diyerek içeri girip müdahil olabilir mi? Bu dava öyle değil böyle ele alınsın diyebilir mi? Kurucu irade deyince vakıf mütevelli heyeti gibi bir yapı mı anlamalıyız? Ergenekon davası vesilesiyle ortalığa saçılan itiraflarda bu heyet pay sahibi ise "devlet" deyince gözleri yaşaranları kim teselli edecek? ... Açıklanamayan çelişkileri kurucu iradeye bağlamak, "seni leylekler getirdi yavrum"dan daha tutarlı değil. Karar ne olursa olsun yeni bir döneme ve düzene geçişin miladı olacak.

Hayırlı olsun.

ÖNE ÇIKANLAR