İki sene önce bir uzman, hükümete bir teklifte bulunmuştu:
"Ben olsam YTL basar, piyasadan dolar toplarım." Ne kadar basılıp ne kadar toplanacak sorusuna, şöyle bir cevap vermişti: Banyo yapmak suyun sıcaklığını ayarlamak isteyen adama, "Sıcak musluğunu şu kadar çevir, soğuk musluğunu bu kadar çevir, denmez. Ayarı el yordamı ile olur. Tarifle olmaz" demişti. İkinci açıklaması da şöyleydi: "Diyorlar ki piyasaya fazla para girince talep patlaması olur. Adam cebindeki 1000 doları TL ile değiştirince niçin talebi değişsin. Zaten harcayacak olsa cebindeki 1000 doları bozdurur, harcar. Korkmayın piyasadan dolar toplamak için para basınca talep patlaması olmaz." İşten anlayanlara uçuk teklif gibi mi geldi, ağzı olan konuşuyor gibi mi oldu.. Tartışılmadı bile. Oysa bugünlere bakınca bana üzerinde düşünmeye değer bir teklifmiş gibi geliyor. Piyasadan toplamışsınız 100 milyar dolar. Karşılığında vermişsiniz yeni bastığınız YTL''leri..Ortalık karışıp bozdurduğu dolarları alıp gitmek isteyenler ne yapacak? Getirdiği paranın en az yarısını içerde bırakıp gitmiş gibi olacak. .... Yurt dışındaki paranın hiç olmazsa bir kısmı gelir, hesabıyla malum bazı tedbirler düşünülüyor. Paranı getir, nereden geldi, nasıl kazandın diye sormayacağız. Yüzde ikisini usulen keseceğiz, gerisi senin.. Bu tedbir konuşulduğu günlerde ''ya bu yolla para aklanırsa'' gibi endişeler dile getirildi. Başbakan, "Riski üstümüze alıyoruz" dedi.
Zaten daha fazlası da söylenemezdi. Dışardaki para deyince ne anlıyoruz. Adam parayı içerde kazanmıştır, dışarı götürmüştür. Dışarda kazanmıştır, şu sebeble bu sebeble bir kısmını orada bırakmıştır. Yarı resmi iş yapmıştır, kayıtlarda görünenin fazlası orada kalmıştır. Çok fazla detaya inmeden bu insanlara teminat verip şimdi getirin, istediğiniz zaman da kayda girmiş para olarak götürün, demenin sakıncası ne? İçerde herkesin her şeyi kayıt altında olsa. Meşru deyince ne anlıyorsanız o şekilde olsa.. ''Eyvah, kara para da gelirse'' endişesinin bir anlamı olur. Şimdi ne anlamı var? Keşke gelse.

