Kaydet
a- | +A

Türkiye tutarsızlıklar ülkesi. Dün parti kapatmayı zorlaştıran düzenlemeye karşı çıkarsın, bugün ihtiyaç duyarsın. Dün yüce mahkeme bu isabetli kararıyla dersin..Bugün başka bir şey demek zorunda kalırsın. Dün işin içinde DTP olunca, ne şiş yansın ne kebap kabilinden bir açıklama yaparsın, bugün keşke dersin. Hep günü kurtararak geldik bugünlere. İnsanlar keyif olsun diye kıvırtmıyor. Şartlar zorluyor. Mevzuat sadece muhasebe kayıtlarında değil, hayatın her adımında sahtekârlığa itiyor insanları. Herkesin hayatının bir kısmı resmî. Ama kamu vicdanı, işin gayri resmi kısmını sahtekârlık saymıyor. Problem buradan çıkıyor. Siz 200.000 liraya daire satın alıp tapuda 40 bin lira gösterdiğiniz zaman size sahtekâr demezler. Alan, satan, gören, duyan, yapan bunun böyle olduğunu bilir. Fiili geliriniz ayda 7000 liradır. Kayıtlarda 3700 lira görünür. Hesaplar görüntüye göre denkleştirilir. Bu şartlarda istenilse istisnasız her Türk vatandaşının sahtekârlık yaptığı belgelenebilir. Pratikte zordur. Muhaseben, gelirin, giderin sahte ise üniversiten, demokrasin, tarihin, hukukun, adaletin nasıl gerçek olacak? Ne kadar gerçek olacak? Muhasebe kayıtların kadar olacak. Şöyle zannedilir: Efendim özel sektörün kayıtlarında hile hurda vardır ama devlet kurumlarında asla..Onlarda kuruşların hesabı tutulur. Doğru..ama kâğıt üstünde. Devlet 100 liralık mal veya hizmet aldığı zaman; 25 lirası ihtiyaç olmayan mal veya hizmete, 25 lirası bozuk mal veya hizmete,

Öbür 25''i komisyona, idare et abiye, yolu yok mu abiye gider. Orada fire yüzde 75''tir. Her şeyinde fire yüzde 75 olacak. Adaletinde, tarihinde, hukukunda, müfredatında, fire üç aşağı beş yukarı aynı olur. ... Tencere dibin kara seninki benden kara..Hepimiz zan altındayız. Temizliğe neremizden başlayacağımıza kafa yorun. Ben dört maddelik bir anayasa ve başkanlık sistemi öneriyorum. İki turlu dar bölge sistemi ile oluşan parlamento..ve halkın seçtiği bir başkan.

ÖNE ÇIKANLAR