Ekrem Gürel beğenisini belli etmek için hafif bir ıslık çaldı: - Vay! Sanatkâr çocukmuş yahu, basit bir iki raf ama işin bir tekniği var doğrusu. Baksana... Kızının odasına yapılan kitaplığı kontrol ediyordu. Hafta sonu için gelmişti yazlığa. Dikkatle inceledi çam ağacından yapılan basit ama şık kitaplığı. Aylin çizmişti modelini. İki haftadır gelemiyordu Ekrem bey işlerinin çokluğu yüzünden. Özlemişti kızını. Bir elini onun omzuna atmış, bir elini de pantolonunun cebine sokmuştu. Bu sırada Nergis hanım gözüktü kapıda.
- Güzel olmuş değil mi Ekrem? - Çok, çok beğendim Hanım. Bu marangozun telefonunu falan alın da bizim İstanbul''daki evin dolaplarını da buraya yaptıralım. Kayığı da halletmiş. Onu hepsinden önce gördüm. Gülüştüler. Nergis hanım başparmağını salladı kocasına doğru: - Seni gidi seni, demek eve gelmeden önce gidip kayığına baktın ha? Kıs kıs güldü geniş omuzlu adam. Omuzları sarsıldı gülerken. Dalgalı kırlaşmış saçlarını geriye doğru itti elleriyle: - Çocuklar bu hafta daha bir felaket sıcak yahu! Bu nasıl şey böyle? Aylin heyecanla atıldı: - İki kere hafif deprem oldu baba burada. - Olur kızım, olur. Eskiler böyle bunaltıcı sıcaklar oldu mu hep depremden korkarlar. Nergis hanım önden ilerliyordu salona doğru.
- Allah korusun... diye mırıldandı.
Genç kız babasına iyice sokuldu: - Seni Hakan''la tanıştırayım baba. Bu dolapları yapan çocuk! O kadar efendi, o kadar aklı başında bir genç ki... Arkadaş olduk. Ben sık sık gidiyorum onun atölyesine, siparişlere model çiziyoruz birlikte. Tabii benim gördüğüm kursun yararları da çok oluyor. Hele ustası durmadan: "Aylin hanım, keşke kışın da burada kalsanız, siz çizersiniz, Hakan yapar, özel imalat... ne sükse yaparız..." deyip duruyor.
Ekrem bey yan gözle karısına baktı. Nergis hanım yardımcıları Halime''nin ızgarada pişirdiği köfteleri dağıtmakla meşguldü. Başını kaldırmadan kızını tasdikledi: - Gerçekten çok efendi bir genç! Buradaki sosyete gençlerine hiç benzemiyor. Ekrem bey bir kahkaha attı: - Hanım, bizim kızımız da senin sosyete dediğin gençlerden ya! Asi bir şekilde kaldırdı kafasını: - Hiç de değil... Benim kızımın aklı başında.
Yutkundu. Hele Hakan''la tanıştıktan sonra çok değişmişti Aylin. Tam bunları söyleyecekken vazgeçti. Bu konuyu Ekrem beyle yalnızken konuşması daha doğru olurdu. Gerçekten de Aylin artık o gayesiz, sadece muhabbetle, avare bir şekilde gece yarılarına kadar dolaşan arkadaş grubuyla birlikte olmuyordu. Gece yarısından önce yatıyor, sabah erken kalkıyor, biraz spor yaptıktan sonra kahvaltısını ediyor ve annesiyle birlikte oturup gazeteleri okuyordu. Öğlene kadar mutlaka evde oluyordu. Eskiden gece sabaha karşı yattığı için ancak öğlen yemeğine doğru uyanırdı. Hiçbir kahvaltı sofrasına annesiyle birlikte oturamazdı. Nergis hanım bu yeni düzenden çok memnundu ve bu düzenin kuruluşunda Hakan''ın rolünü asla inkar etmiyordu kendi kendine. Sofraya otururken birden aklına gelmiş gibi atıldı: - Baban hafta sonuna kadar kalacakmış. Pazartesi günü Hakan''ı yemeğe çağır istersen.
Sevinçle babasına döndü genç kız. Ne kadar serbest olursa olsun yine de onun onayını almasının önemli olduğunu biliyordu. - Tabii, neden olmasın, gelsin bakalım, sanatkâr insanları severim... dedi Ekrem bey köftelere doğru iştahla uzanırken.
DEVAMI YARIN

