Allahü teâlâ, Mü’min sûresinin 60. âyetinde, (Dua ediniz, kabûl ederim) buyuruyor. Ancak, duanın kabûl olması için, beş şart vardır.
Bir gün birisi gelerek İbrâhîm-i Edhem'den “kuddise sirruh” nasîhat istedi. O mübarek zat da buyurdu ki:
Altı şeyi kabûl edersen, hiçbir işin sana zarar vermez. O altı şey şudur:
1- Günah yapacağın zaman, Onun rızkını yime! Rızkını yiyip de, Ona isyan etmek, doğru olur mu?
2- Ona âsi olmak istersen, Onun mülkünden çık! Mülkünde olup da, Ona isyan etmek, lâyık olur mu?
3- Ona isyan etmek istersen, gördüğü yerde günah yapma! Görmediği bir yerde yap! Onun mülkünde olup, rızkını yiyip, gördüğü yerde günâh yapmak, uygun değildir.
4- Can alıcı melek, rûhunu almaya geldiği zaman, tevbe edinceye kadar izin iste! O meleği kovamazsın. Kudretin var iken, o gelmeden önce tevbe et! O da, bu saattir. Zîra, Melek-ül-mevt, âni gelir.
5- Mezârda, Münker ve Nekîr ismindeki iki melek, suâl için geldikleri vakit, onları kov, seni imtihân etmesinler!
Soran kimse dedi ki: "Buna imkân yoktur." Buyurdu ki: "Öyle ise, şimdiden onlara cevap hâzırla!"
6- Kıyâmet günü Allahü teâlâ, (Günâhı olanlar, Cehenneme gitsin!) diye emredince, ben gitmem de! Soran kimse dedi ki: "Bu sözümü dinlemezler." Bunun üzerine, o kimse, tevbe etti ve ölünceye kadar, tevbesinden vazgeçmedi. Evliyânın sözünde, rabbânî tesîr vardır.
İbrâhîm-i Edhem hazretlerinden sordular ki: Allahü teâlâ, (Ey kullarım! Benden isteyiniz! Kabûl ederim, veririm) buyuruyor. Hâlbuki, istiyoruz, vermiyor? Cevaben buyurdu ki: "Allahü teâlâyı çağırırsınız, Ona itâat etmezsiniz. Peygamberini (sallallahü aleyhi ve sellem) tanırsınız, Ona uymazsınız. Kur’ân-ı kerîmi okursunuz, gösterdiği yolda gitmezsiniz. Cenâb-ı Hakkın nîmetlerinden faydalanırsınız, Ona şükretmezsiniz. Cennetin, ibâdet edenler için olduğunu bilirsiniz, hazırlıkta bulunmazsınız. Cehennemi, âsîler için yarattığını bilirsiniz, Ondan sakınmazsınız. Babalarınızın, dedelerinizin ne olduklarını görür, ibret almazsınız. Kendi ayıbınıza bakmayıp, başkalarının ayıplarını araştırırsınız. Böyle olan kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş yağmadığına şükretsin! Daha ne isterler? Dualarının neticesi, yalnız bu olursa, yetmez mi?"
Allahü teâlâ, Mü’min sûresinin 60. âyetinde, (Dua ediniz, kabûl ederim, [isteyiniz, veririm]) buyuruyor. Duanın kabûl olması için, beş şart vardır: 1. Dua edenin Müslüman olması, 2. Ehl-i sünnet îtikâdında olması, 3. Harâm işlemekten, bilhassa harâm yemekten ve içmekten sakınması, 4. Farzları yapması, bilhâssa beş vakit namaz kılması, ramazan oruçlarını tutması, zekât vermesi, 5. Allahü teâlâdan istediği şeyin sebebini öğrenip, bunu araması lâzımdır. Allahü teâlâ, her şeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Bir şey istenince, o şeyin sebebini gönderir ve bu sebebe tesîr ihsân eder. İnsan bu sebebi kullanıp, o şeye kavuşur. Evliyâsının hatırı için, âdetini bozarak, bunlar dua edince veya Evliyâ-yı kirâm vesîle edilerek dua edilince, bunlara (Kerâmet) olarak, sebebe hâcet kalmadan, doğruca istenileni verir.

