Yolsuzluk yap, rüşvet al, alavereye ortaklık et.
İrtikap yap, komisyon al, gayrimenkullere çök.
Zorbalık yap, akrabanı işe al, paraya pula köle ol…
Sonra da tutuklandığında bahane hazır:
Cezaevinden mektup yaz, avukatınla mesaj ver:
“Bunlar, Atatürkçü olduğum için başıma geldi.”
“Bunlar cumhuriyet çocuğu olduğum için başıma geldi.’’
En son örneği geçen hafta yaşadık.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş söyledi:
“Cumhuriyet kadını olarak dimdik ayaktayım, korkmuyorum.”
Suçunuz yoksa tabii ki korkmayacaksınız.
Tabii ki adalete güveneceksiniz.
Benim takıldığım nokta burası değil:
Suç işleyenin kendine sığınak araması…
Cumhuriyetin değerlerine sığınması…
86 milyon hepimiz cumhuriyet rejiminde yaşıyoruz.
Devlet olarak bağımsız, millet olarak hür.
Bu konuda kimsenin derdi ve itirazı yok.
Kurtuluş Savaşı’nda mücadele ettik.
Bu vatan için, bu topraklar için… Geleceğimiz için
Atalarımız şehitlik mertebesine erişti, gazi oldular.
Bu millî ve manevi değerlerimiz olmazsa olmazımız.
Unutmayız, kimseler de unutturamaz.
En önemlisi de;
Bu değerlerimize sahip çıkmak mecburiyetindeyiz...
***
Toplumumuzu kutuplaştırmak kime, kimlere yarar?
Pusuda bekleyen dış güçlere, egemen güçlere…
Suç suçtur, kanunda karşılığı vardır.
Kim işlerse işlesin gerekli cezayı alır.
Hiçbir zaman suç işleyenin makamına,
Taşıdığı dünya görüşüne bakmaz.
Önemli olan dosyada var olan deliller, belgelerdir.
Allah muhafaza;
Yakalanan hırsızlar, yankesiciler, dolandırıcılar,
Orman yakanlar, teröristler, şiddet uygulayanlar, katiller,
Cinsel istismarda bulunanlar, çocukları taciz edenler…
“İktidar karşıtı olduğum için bana iftira atıyorlar…” derse,
Ya da tersini düşünürsek, iktidar destekçisi olduğunu söylerse…
Ayıkla pirincin taşını, yandı gülüm keten helva…
Bu işin içinden nasıl çıkılacak?!.
TÜRKİYE YÜZYILI İLETİŞİMİN YÜZYILI
İkinci İletişim Şûra’sı geçen hafta yapıldı.
1,5 yıl süren hazırlık aşamasının ardından.
İlki de 23 yıl önce düzenlenmişti…
İki şûra arasındaki dönemde çok değişiklik yaşandı.
Bu değişiklikler masaya yatırıldı, yeni yol haritası çizildi.
Şûranın açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan…
Teknolojinin getirdiği yenilikler paralelinde,
Özgün ve yenilikçi fikirlerle şûranın zenginleştiğini vurguladı.
“Olgu ile algı” arasındaki makasın giderek açıldığını,
En fazla zarar görenin ise “Hakikat” olduğunu söyledi.
Covid-19 salgını, 6 Şubat depremi, Orman yangınlarının…
Bunun en somut göstergeleri olduğunu dile getirdi.
Bu sürece katkı sağlayan bazı sosyal medya fenomenlerini,
Sanatçıları, oyuncuları, gazetecilerle, siyasetçileri de eleştirdi:
“Sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakârlıkları yok sayıldı. Sırf hükûmeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek, devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı.”
İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran da…
İkinci şûrayı yapmanın gerekçisini şu sözlerle anlattı:
“Bugün artık “anlamı ve hakikati” bulmakta gittikçe zorlandığımız bir
dönemde, “derin sahte içerikler, filtre balonları ve yankı odalarıyla”
gerçeğin tekrar tekrar inşa edildiğine şahitlik ediyoruz.
Bizler için bu ortamda dezenformasyonla mücadele, hakikatin korunması
meselesidir.”
***
Şûrada medya ve habercilikle ilgili kararlar da alındı.
Mesleğimiz için önem arz eden kararlardan bazıları şöyle:
*Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmaları
güçlendirilmeli; yayımlanacak içeriklerin hızlı, şeffaf ve güvenilir
biçimde değerlendirilmesine yönelik standart uygulamalar
geliştirilmelidir.
*Saha gazeteciliğinin güçlendirilmesine yönelik mesleki ve kurumsal
destek mekanizmaları geliştirilmeli; dijital teknolojiler ve yapay
zekâ uygulamaları, gazeteciliğin temel ilkeleri olan doğruluk,
yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı doğrultusunda
kullanılmalıdır.
*Haber üretimi, tıklanma ve popülerlik baskısı altında kalmamalıdır.
Gazeteciliğin temel amacı kamu yararı ve doğru bilgidir. Hız önemli
olsa da doğrulama süreci korunmalı, başlıklarla oluşturulan “tık
tuzağı” yerine nitelikli habercilik desteklenmelidir.
HÂLİ PÜRMELAL…
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel…
AK Parti’ye geçeceği iddia edilen…
Cemil Tugay ile ilgili soruya cevap veriyor.
Bir televizyon kanalında… Diyor ki:
‘‘İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na AK Parti’ye mi geçiyorsun sorusu sorulacak soru değil. Kendime de ona da yakıştıramam.’’
Yerinde güzel ve tutarlı takdir edilesi bir cevap…
Bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzüne gelince:
Sadece 2 isimden örnek verelim:
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu,
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal…
İkisine de ağıza alınmayacak sözler sarf etti.
Her türlü hakareti çekinmeden yaptı.
Gece yarıları attığı yerden yere vurduğu mesajlarla…
Hem de kadın olmalarına rağmen…
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a…
Dediklerini burada yazmaya bile utanıyoruz.
Üçünün de suçu ne?
Daha iyi hizmet verebilmek için AK Parti’ye geçmek…
Bu davranışın adı belli… Literatürde…
Kasıt… İkiyüzlülük… Adamına göre muamele…
Psikolojide de çok karşılığı var bu davranışın…
İsimlerini zikretmeye de hiç gerek yok?!

