Kaydet
a- | +A

Sakıp Ağa deyince herkesin aklına Sakıp Sabancı gelir. Ancak, Sakıpağa marka olarak 1923''ten beri süt ürünleri konusunda faaliyet gösteren Karşıyakalı bir aileye ait. İlk mübadele ile Türkiye''ye yerleşen Yoğurtçu Sakıp Bey mesleğini icra edip ''sakıpağa'' olarak ün salmış. Oğul Tevfik Bey ise Sakıpağa''yı hem soyismi hem de marka olarak tescil ettirmiş. Sakıpağa markalı süt mamülleri Örnekköy ve Türkelli''deki modern tesislerde üretiliyor ve neredeyse bütün Ege''ye dağıtılıyor. Meğer memlekette ne ağalar varmış...

Escada''nın sentezi Modacılar rüküşlükle suçlansalar da son zamanlarda "çarpıcılığa" kendilerini iyice kaptırdılar. Milenyum modası zaten giderek daha global çizgilerle donanıyor. Abiye giyimin ünlü markası Escada da, mandarin yakalar, Japon desenler ile ceketlerde Asya havası estiriyor. Modellerde farklılıklar var ancak hepsinde ortak olan kumaşların ve takıların hep pırıltılı olması. Çok iyi işlenmiş danteller, otrüş ve kürk yakalar, kol ağızları ayrı ayrı dikkat çekmek

için tek tek düşünülmüş...

Kaftanın moderni Derishow gelenek ile geleceği bir araya getirdi. Aslında bu çaba da kültürler arası bir bağlantı anlamına geliyor. Türkmen bozkırlarının ''hippy'' duygulu kıvırcık kürkleri ile çevrelenmiş organza trasparan kaftan, işlemeli tül bluz ve ipek şantuk pantalon Derishow''da adeta ''show'' yapıyor... Tasarım, ''eski Türk görkeminin bugünkü duygular ile yansıması'' şeklinde lanse ediliyor.

Ciddi ve çekici... En şık patronlar podyumunun bu haftaki konuğu Bülent Eczacıbaşı. Bülent Bey''in kişiliğine soyadına yakışır bir ciddiyetin hakim olduğunu herkes bilir. Bu yüzden de frapan olmaktan kaçınan, klasik çizgileri tercih eden bir giyim tarzına sahip. Şık olmak adına sıradışı arayışlara girişmesine hiç gerek kalmıyor. Çünkü, bir modacı için onun yakışıklılığının yanısıra anatomik özellikleri de çok ideal veriler. Bu yüzden de Bülent Bey her kıyafetini adeta manken gibi taşıyabiliyor ve patronlarla birarada olduğu zamanlar bu özelliği daha da öne çıkıyor. Onun giyim tarzından yansıyanları 3 kelimede özetlemek mümkün; ciddi, çekici ve şık...

Niver de karşı tarafa geçti... Gazeteciler kervanındaki bir yıldız daha ''basın ve halkla ilişkilerci'' kervanına katıldı. Ekonomi habercisi olarak birçok patrona ''kulis kabusu'' yaşatan Niver Lazoğlu, ''Pari'' isimli bir şirket kurdu. Bazı işadamı derneklerinin kurumsal, bazı ünlü işadamlarımızın da kişisel ''medya ilişkilerini'' yönetecek. Ayrıca ünlü markalara da medya stratejileri oluşturacak. Niver''in şimdiden seçkin bir müşteri portföyü de var. Ne diyelim ? Hayırlı işler...

Bunları biliyor musunuz?

Hacı Ömer Sabancı Vakfı (VAKSA)''nın 1974''ten beri 107 kalıcı eser inşa ettiğini, bunların arasında 35 eğitim kurumu, 16 yurt, 12 kültür sitesi, 4 kütüphane ve çesitli saglık ve spor kuruluşları ile sosyal tesisler bulunduğunu, Son eserin ise Sabancı Üniversitesi olduğunu,

Müteveffa Vehbi Koç''un dedesi Koçzade Hacı Mehmet Efendi''nin de zamanına göre iyi bir girişimci olduğunu, zaman zaman taahhüt işlerine girdiğini, buğday ticaretiyle uğraştığını,

Hem Sabancı hem de Koç ailesinde "Ömer" isimli veliahtlar bulunduğunu,