Amerikalı bilim adamı, anne maymun ile yavrusunu özel bir kafesin içine koyup, bu kafesi alttan ısıtmaya başladı! Bilim adamı, yavaş yavaş ısıyı yükseltti; anne ve yavru maymunun ayakları giderek daha çok yanıyordu.
Anne maymun, artan ısının yavrusunu yaktığını düşünerek, onu sırtına aldı. Bilim adamı ısıyı iyice yükseltti! Ve deney, inanılmaz bir sonla bitti: Anne maymun, bu kez yavrusunu aşağı alarak, onun üstüne çıktı! Bilim adamı, bu korkunç deneyinin sonuç bölümüne acımasız hükmünü yazdı: "Anne sevgisinin de bir sınırı vardır!" Genç teknik direktör, eşi ve kaban alacakları sekiz yaşındaki kızıyla üçüncü dükkana girerken yorgun düşmüştü. İçeride, fazla süslü ve boyalı bir anne ve onun da sekiz yaşlarında kızı kaban beğenmekle meşguldü. Kız, kırmızı bir kabanı giymiş, bu yeni giysinin artık kendisinin olduğunu sanarak keyifle aynaya bakıyordu. Yüzünde büyük bir memnuniyet ve coşku vardı. Ama annenin tezgahtar kızla yaptığı pazarlığa bakılırsa, alışveriş henüz bitmemişti. Kadın:
- Kırk milyon veremem. Ama madem kızım da bunu giydi. Otuzdokuza bırakın, diyordu.
- Ablacığım, kızınıza çok yakıştı, kırkla otuzdokuz arasında sadece bir milyon var. Talimat gereği indirim yapamıyoruz, ben birşey yapamam, diye diretiyordu tezgahtar. - Siz indirmezseniz ben de almam! Genç teknik adam, bu pazarlığın bitmesini beklerken, eşi ve kızı da kabanları deniyordu. Hoca, bu keyif kaçıran pazarlıktan kendini kurtarmak için kızına: - Tamam evladım, bu giydiğin çok yakıştı. Bir sürü yer dolaştık, buradan alalım artık, dedi. Kız: - Ben şunu beğendim baba, dedi. Küçük parmağıyla işaret ettiği şey, keyifle ellerini yeni kabanın ceplerine sokan diğer kızın üzerindekiydi.
Kaban, bir kızın üzerinden çıkarılıp, diğerine giydirilirken, orada bulunan 6 kişiden sadece biri müthiş bir mutsuzluk yaşıyordu; kabanının el değiştirmesine mahzun gözlerle bakan o kız küçük çocuğu... Ağlayarak dükkandan dışarı çıktı...

