- Hamileyim, dedi kız ve tokatı yedi. Çok mutlu bir evliliği vardı oysa... Kısa bir flört döneminden sonra evlenmişti. Eşi onu, o eşini çok seviyordu. Düğün yapalı henüz bir sene dolmamıştı. Aşkları dipdiriydi. - Hamileyim, dedi ve tokatı yedi. Eşi, babadan kalma bir zengin ve genç yaşta bir patrondu. Yurt dışında eğitim görmüş insanların kendine has şımarıklığı, rahatlığı ve parlaklığıyla tekstil ihracatı piyasasının "prenslerinden" biri olmuştu kısa sürede... - Hamileyim, dedi kız ve tokatı yedi.
Oysa eşi çok istemişti bu çocuğu... Kızdan daha çok... "Acele edelim! Sülaleme ve servetime sahip olacak çocuğumun bir an önce büyümesini istiyorum" derdi sık sık... "Kız ya da erkek, hiç farketmez. Huyu da yüzü de sana benzesin yeter" diye iltifat ediyordu karısına... Kız, "Yüzü bana, huyu sana benzesin daha iyi" diye karşılık verirdi. - Hamileyim, dedi ve tokatı yedi kız... O sabah evden çıktıklarında ayrı ayrı otomobillerine bindiler. Her sabahki gibi mutlu bir şekilde koca kendi işine, kız kendi "işine" gitmişti. Kız, A-1 Bayanlar Ligi''nin önemli takımlarından birinde voleybolcuydu; o sezon oynayacakları ilk Avrupa kupası maçı öncesi hocasına: - Hamileyim, dedi ve tokatı yedi.

