Kanuni, Belgrad Kadısına şöyle ferman buyurmaktadır: "Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım... Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım... Boş yerlere tarla açanlardan, ihya edenlerden vergi alınmasın...
"Teklif dahi edilmesin!" Nehir üzerlerindeki dolap ve su değirmenleri, yeni yapılmış olsalar dahi fazla vergi alınmasın... Askerler, tarla ürünlerini satmak için, halka pazar yerine götürmelerini isterler imiş, pazara götürülmesin, teklif dahi edilmesin... Askerler ''boyunduruk hakkı'' diye vergi almasınlar... Askerler savaşa gitseler, geride kalan mallarını köy halkından güvenilir adamlar korusunlar. Yeni evlenen yeniçerilerden ''gerdek hakkı'' diye vergi alınır imiş, bundan böyle alınmasın...
"Şikâyet ettirmeyesin!" Savaş esnasında bile askerler eve girip arı kovanlarına dokunmasınlar ve yerleştiği yerde, evleri önünde, sancakları altında kendi geçimleri için ürettikleri arı kovanından dahi vergi alırlar imiş, onu dahi göresin!.. Başka kovanlık olmayıp, evleri yanında ve Sancakları altında olan kovandan dahi vergi aldırmayasın... ''Kovan hakkı'' diyerek savaş esnasında bile askerler bu bahaneyle evlere girmekten men eylensin. Bu husus için şikayet ettirmeyesin!" Hani insan, şu milenyum çağında ağır vergilerin altında ezilen insanımızı gördükçe düşünmeden edemiyor: "Vergi adaleti"nin sağlanması için illa "Padişah fermanı" mı lâzım?!.

