Kaydet
|

“Artık yapay zekâ yanı başımızda değil mi? Resmini çekip sorduk. Bu neye benziyor?”

Efendim, geçtiğimiz cuma günü İstanbul başta olmak üzere Marmara’yı etkisi altına alan şiddetli yağışta şükür kazasız belasız biz de evine dönenlerdendik. O şiddetli fırtına ve yağış sebebiyle yolunu kaybedenlerden biri de Armutlu ormanlarından dairemizin kapısına gelen bir kuştu. Muhtemelen çatıdan düşerek gelmiş olmalı ki daire kapımızın önüne sığınmış. Baktık bir Kırlangıç’a benziyordu. Ama böyle bir kırlangıç da ilk defa görüyorum desem doğrudur.

Aldık hayvancağızı içeriye. Hiçbir yere kıpırdamayan uçmaya çalışmayan avucumuza aldığımızda da böyle melul melul bakan bir kuş... Çok da heybetli ama çok da sevimli.

Artık her takıldığımızı yapay zekâya sorma geleneğimiz var ya: “Dur şunun resmini çekip soralım yapay zekaya” dedik.

Aaa o da ne? Yapay zekâ demesin mi “Bu bir Ebabil kuşudur...” Bir tuhaf olduk... Biz Ebabil kuşu ismini Kur’ân-ı kerimden biliyorduk. Ebrehe’nin fillerine karşı Kâbe’yi koruyan kuşlar demek bu kuşlardı? Gel de duygulanma... Hem şaşırdık hem sevindik hem meraklandık. Bu kuşların Armutlu ormanlarında ne işi olabilirdi?

Sorduk yapay zekâya “biz bu kuşu ne yapacağız? Ne yer ne içerler?”

Meğer bu kuş yerde değil daha çok gökte yaşamak üzere yaratılmış. Bizim ülkemizde en yaygın görüleni boz ebabil türüymüş. Bizim karıştırdığımız gibi kırlangıçlar ile sıkça karıştırılıyormuş.

Aldık onu bir sepete koyduk. Ne yer ne içer bilemediğimiz için tedirgindik. Bir pişmiş yumurtanın sarısını bıraktık önüne, oo baktım onu afiyetle lüpletti... Aferin be sana... Gece baktım evin içinde dolanıyor... “Merhaba nasılsın?” dedim... Böyle kafasını kaldırıp bakıyor... Eline alıp seviyorsun hiç tepki vermiyor. Hakikaten gagası küçüktü ama ağız açıklığı genişti. Meğer havada böcek yakalamayı pek severmiş kerata... Ayakları da çok kısa. Meğer dik yüzeylere tırmanırken hiç zorlanmaması için. Havada uzun süre kalabilen hatta birçok ihtiyacını havada uçarken yapabilen bir kuş cinsiymiş. Yani sizin anlayacağınız hayatının yüzde sekseni gökyüzünde uçarak geçiyormuş. Bazılarının neredeyse on ay boyunca havada kaldığı karaya ayak basmadığı belirtiliyor. Uçarken beynini diğer yarısıyla da uyuyormuş bile. Hey kurban olduğum Allah sen nelere kadirsin? Hele bir sabah olsun bakalım ne yapacağız bu sürpriz misafiri. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.