“Herkesin ölünce gireceği o kara toprağın altına bizler yaşarken ve her gün giriyorduk”
Maden ocağındaki hatıramı anlatmaya bugün de devam ediyorum. Artık “kışın yer altında nerede namaz kılarım” diye düşünmüyordum. Çünkü yaz günlerinde mesaiden sonra öğle namazı vaktinin bitmesine, daha 1 saat kaldığı için, rahattım.
Patlayıcı deposuna bakan o arkadaşımız bana dedi ki “Şefim, ocak girişinde beklerken sizi görmüştüm. İnşallah namaz kılıyordur diye aklımdan geçirmiştim. Ne zaman isterseniz gelip burada namazınızı kılabilirsiniz. Görevli arkadaşlar hariç, herkes burayı kolay bulamaz. Siz de biliyorsunuz ki patlayıcı madde depolarını emniyet için olabildiğince en uzak olan yerlere yaparlar. Yer altındaki en tehlikeli yerlerden birisi de burası. Şimdi siz de muhtemelen buraya tesadüfen geldiniz. Ben size dönüş yolunu kâğıda çizerek tarif edeceğim. Çok eski bir madenciyim. Kimseye söylerim diye de sakın endişe etmeyin.” dedi. “Allah razı olsun” diye dua ettim ve yanından ayrıldım. Tabii ki hiç kimseye sormadan o kâğıtla çıkışı da buldum…
Kurumumuzun Bayındır maden sahasında yer altı ocağında çalışırken, bizden önceki şirket çalışanları kolay cevher almak için emniyet topuklarının bir kısmını hata yaparak tıraşladıklarından, tehlikeyi tespit edince, çavuşu çağırdım.
“Kadir Çavuş bu bölgeye hemen bir şerit çekiyorsunuz. Bu alanın yanından ve içinden kimse geçmeyecek!.. Uyarı levha ve işaretlerini de yerleştirin. Tüm vardiyalardaki arkadaşların da hatta yer altı kepçesinin de bu bölgeden geçişini yasakladığımı söyleyin” dedim.
Birkaç gün sonra bir gece saat 03.00’de telefonum çaldı. Hayırdır inşallah dedim. Telefonda telaşlı bir sesle Kadir Çavuş “Şefim galiba orası çöktü. İçerisi toz duman. Gece vardiyasındaki arkadaşlar ocaktan dışarıya çıktılar. Toz bulutundan içeriye giremiyoruz. Ölen ya da yaralanan yok” deyince “Elhamdülillah” dedim ve hemen maden sahasına gittim. Patlatma hazırlığı yapan işçilerimiz dışarıdaydılar. Hepsinin de üstü başı toz içinde ve korkmuş hâldeydiler. İçeriye girdiğimde şeritli bölgenin tavanının çökmüş olduğunu en az 10 tonluk bir kayaç kütlesinin yere düşüp parçalanmış olduğunu gördüm. Arkadaşları teselli ettim ve “çok şükredelim ki hiçbirimize bir şey olmadı” dedim
Yer altı ayrı bir dünya... Herkesin ölünce gireceği o toprağın altına bizler yaşarken her gün giriyorduk!..
Ender Kandeniz (Madenci)

