“Zahirî güzelliğe ait olan aşklar aşk değildir. Onlar sonuçta utanç olurlar.”
Bâli Mehmed Çelebi Osmanlı âlimlerindendir. Kütahya’da doğdu. Soyu Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretlerine ulaşır. Küçük yaşta Mevleviyye tarîkatı büyüklerinin mânevî bakışlarına kavuştu ve icâzet aldı. Devrinin büyük âlimleri ve devlet ileri gelenlerinin çoğu onun sohbetlerini tâkib ederlerdi. 1485 (H.890) senesinde Afyonkarahisar’da vefât etti. Bir dersinde şunları anlattı:
Üstadımız Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretleri şöyle buyurdular:
“Vakit keskin bir kılıçtır. Sufi, vakit oğludur. Yarın demez, anı değerlendirir.” “Sırların gönülde kalırsa, muradın çabuk gerçekleşir. Tohum toprağa gizlenirse yeşerir.” “Zahirî güzelliğe ait olan aşklar aşk değildir. Onlar sonuçta utanç olurlar.” “Cihan dağdır, yaptıklarımız ses. Başına gelenler o sesin yankısıdır.” “Bu sıkıntılar çileler ocağın posayı gümüşten ayırması içindir. İyi ve kötünün imtihanı altının kaynatılıp, tortunun üste çıkmasıdır.” “Dünya hissi cihanın, din hissi göklerin merdivenidir. Dünya hissinin sağlığını hekimden, din hissinin sağlığını Muhammed'den iste. Dünya hissinin sağlığı vücut sağlığıdır. Din hissinin sağlığı arzuları öldürmektir.”
“Süleyman aleyhisselâm yanında bir kişi ile oturmakta idi. Bir kimse gelerek o zata öyle baktı ki, adam korkudan ne yapacağını bilemedi. Hiddetle bakan insan gittikten sonra o adam Süleyman aleyhisselâmdan o gelenin kim olduğunu sordu. Hazreti Süleyman onun Azrail aleyhisselam olduğunu ve kendisinin canını almaya geldiğini söyledi. Adamın korkusu daha da artmıştı:
-Ya Süleyman! En kısa zamanda beni Hind diyârına gönder ki, onun elinden kurtulayım. Ondan çok korkuyorum, dedi.
Süleyman aleyhisselâm, hemen rüzgâra emir verdi. Adamı bir anda Hindistan'a götürdü. Biraz sonra Hazreti Azrail tekrar Süleyman aleyhisselâmın yanına uğradığında, Süleyman aleyhisselâm;
-Ya Azrail! Neden o adama ters ters baktın. Senin bakışından adam çok korktu, dedi.
Azrail aleyhisselâm da;
-Cenab-ı Allah bana onun ruhunu Hindistan'da almamı emir buyurmuştu. Fakat ben onu burada sizin yanınızda görünce, neden hâlâ öleceği yere gitmedi diye tahaccüp ettim. Fakat kısa zamanda oraya gitmiş, ben de şimdi onun ruhunu aldım geliyorum, dedi.
İşte böyle, insanın nerede ve ne zaman öleceği bilinmediği gibi, nasıl öleceği de meçhuldür. Her zaman hazırlıklı olmak Müslüman için tek çıkar yoldur.

