Kaydet
|

İnsan, rahat ettikçe gerçekten iyi mi olur? Modern hayat bize bunun cevabını çoktan vermiş gibi görünüyor. Daha az yorul, daha hızlı ulaş, daha kolay tüket, daha az bekle, daha az zahmet et… Hayatın neredeyse her alanında insanın karşısına çıkan temel vaat şu:

Sen uğraşma, biz senin yerine yapalım.

Bu elbette büyük bir konfor. Fakat konfor ile bağımlılık arasındaki mesafe bazen düşündüğümüzden daha kısa olabiliyor.

Çünkü insanın tabiatında sadece rahat etmek yoktur. İnsan aynı zamanda yürümek, taşımak, üretmek, beklemek, sabretmek, karar vermek, zorlanmak ve zorluğun içinden geçerek güçlenmek üzere yaratılmıştır. Kas nasıl kullanılmadığında zayıflıyorsa, insanın sabretme, dayanma, karar verme ve kendi işini görme kapasitesi de sürekli başkaları tarafından üstlenildiğinde körelebilir.

Belki konforun en tehlikeli tarafı da budur. Acı vermediği için fark edilmez. Hatta başlangıçta mutluluk verir. İşimizi kolaylaştırır, bizi yormaz, zaman kazandırır. Fakat zamanla insan, daha önce hayatın sıradan bir parçası olan küçük zahmetlere bile tahammül edemez hâle gelebilir.

Eskiden insan yürüyerek giderdi; bugün yürümek için ayrıca kendisini ikna etmesi gerekiyor. Eskiden günlük hayatın içinde hareket vardı; bugün hareketi hayatın dışına çıkarıp ayrıca “egzersiz” olarak planlıyoruz. Eskiden insan kendi işini görür, kendi kararını verir, bekler, uğraşırdı. Şimdi ise hayatın her alanında onun yerine düşünen, hatırlatan, planlayan, yönlendiren sistemler var.

Ve insan fark etmeden şu noktaya gelebiliyor:

Rahatlığım arttı ama tahammülüm azaldı.

Seçeneklerim arttı ama karar verme gücüm azaldı.

İşim kolaylaştı ama kendime yetme duygum azaldı.

Konfor belki de bu yüzden şeker kaplı bir zehir gibidir. Zehir olduğu için değil; fazlası insanı kendi gücünden uzaklaştırabildiği için. Mesele dünyadaki nimetlerden kaçmak değil; nimetlerin insanın efendisi hâline gelmesine izin vermemek.

İlknur Şahin

ŞİİR

Sen de biliyorsun

Hiç düşmanım yoktur benim,

Bunu sen de biliyorsun.

Sevenim pek çoktur benim,

Bunu sen de biliyorsun.

Vefa nedir biliyorum,

Hak yolunda gidiyorum,

Kalp gözüyle seviyorum,

Bunu sen de biliyorsun.

Kalp kırmayı beceremem

Kötülüğü düşünemem,

Sözü fazla gevelemem,

Bunu sen de biliyorsun.

Aşka mezar kazmadım ki

Zıt görüşe kızmadım ki

Faso fiso yazmadım ki

Bunu sen de biliyorsun

Nöbetçi'nin sözü böyle,

Dışı böyle içi böyle,

Hadi durma doğru söyle,

Bunu sen de biliyorsun.

Nöbetçi Şair (Şahin Ertürk)

KELAM-I KİBAR KİBAR-I KELAMEST

(Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür)

Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Cömert insan, günahkâr olsa da Allahü teâlânın sevgili kuludur. Hasis (cimri) insan, abid evliya da olsa Allahü teâlânın düşmanıdır... Abid, evliya, kendisini kurtarmak için uğraşana derler. Mürşit ise başkalarını da kurtarmak için uğraşır. Hiç ikisi bir olur mu? Peygamberimiz (aleyhissalatü vesselam) bugün dünyayı teşrif etseler, vazifeleri olduğu için İslamiyet'i yaymaya çalışacaklardı. Bunu bugünün şartları neyse ona göre yapacaklardı. Günümüzde müminlerin yaptığı hizmet, Esbabı kiramın kendi zamanlarında yaptığı hizmetin aynısıdır. Büyüklerden nakledilen bütün bilgiler, İslam âlimlerinden silsile yoluyla Eshab-ı kirama, oradan da kaynağa, hazret-i peygambere (aleyhissalatü vesselam) gider."

Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.