"Al-Hatk" filmi Mısır'ın arka sokaklarındaki küçük ve sıradan hayatların büyük ve sarsıcı hikayesini, Mısır’da demokratik yollarla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye karşı yapılan kanlı darbenin ardından gelişen dehşet ikliminde anlatıyor. Film, "Askeri darbelerin başarılı olması halinde halkların yaşadığı sosyal koşullar neler?" ve "Son birkaç yıl içerisinde neden pek çok Mısırlı Türkiye'ye sığındı?" sorularına cevap arıyor.

Yönetmen ve oyuncular dahil ekibinin birçoğu Mısır hapishanelerinde uzun süre kalan kişilerden oluşan filmin yapımcılığını "El-Bahr Prodüksiyon", görüntü yönetmenliğini Eşref el-Murski üstleniyor. Filmi yazan ve yöneten Muhammed el-Bahravi, çekimleri tamamlanan ve yakında sinemaseverlerle buluşacak olan filmin detaylarını AA muhabirine anlattı. Mısır'da darbecilerin hapishanelerinde siyasi tutuklu olarak üç yıl kaldığını, ardından geldiği Türkiye'de de yaklaşık 1 buçuk yıldır yaşadığını aktaran el-Bahravi, Türkiye'nin sinema ve drama yapım yeteneklerinin, insan gücü, ekipman yönü ile her düzeyde güçlü ve en yeni tekniklerle donatılmış harika bir ülke olduğunu söyledi.

'OYUNCULARA EĞİTİM ATÖLYESİ'

El-Bahravi, sürecin en zor yanının Arap oyuncuların eksikliği olduğuna dikkati çekerek, "Finansmanı nasıl sağlayacağımı bilmiyordum. Bir yandan finans ve uygun oyuncular bulmak için çaba sarf ederken diğer yandan senaryoyu yazarak paralel bir çalışma yürüttüm. Çok şükür Mısır, Suriye, Fas, Tunus ve Iraklı olmak üzere bay ve bayan elliden fazla oyuncu ekibi oluşturdum. Gerçekten olağanüstü gayret gösterdiler. Bir kısmının basit oyunculuk deneyimleri vardı ama çoğunluğu ilk kez oyunculuk tecrübesini yaşadı. Çok şükür başarıyla tamamladık." diye konuştu. Herhangi bir Arap finansörden destek almadıklarını ve filmin bağımsızlığını vurgulayan yönetmen, şöyle devam etti:

"Oyunculuk çalışmalarımızda hem eğitim hem de pratik uygulamada bilimsel bir yol izledik. Sonuç da çok güzel oldu elhamdülillah. Oyuncularımızı güzel yetiştirmek için, eğitim atölyemiz müfredat tamamen bitinceye kadar devam etti. Böylece ekibimiz her türlü sinema, televizyon ve tiyatro çalışması için daha profesyonel ve hazır hale geldi. Tüm çabaları için hepsine tekrar teşekkür ediyorum. Öznur, Heba, Othman, Ali Rızk, Osama Salah, Abdullah al-Masri, Moataz, Amr, Sa’d, Arafat, Ayman el-Bagoury, Asmaa Bader, Radia, Manal, Amr Mamdoh, Ali el-Ahmar, Sayed Hammad, Moaz Massad, Domoa hepsine teşekkür ediyorum."

'FİLM TAMAMEN BAĞIMSIZ'

El-Bahravi, filme neden "Al-Hatk" ismini verdiklerini anlatarak, "Filmin Türkçe ismi de 'Al-Hatk'. Çünkü çevirisini yapamadık. Zira 'Al-Hatk'ı Türkçede karşılayacak bir söz yok. 'Al-Hatk' bir insanın başka bir insana yapabileceği tecavüzün, zulmün en üst noktası. Türkiye'de ne böyle bir şiddet var ne de böyle bir sözcük. Ben senarist ve yönetmen olarak söylemek istediklerimi sinema diliyle ifade ettim. Filmin vereceği mesaj, izleyicilerimizin filmle etkileşimlerine bağlı." ifadelerini kullandı.

Yeni deneyimlere girebilmek için Türk ve Arap kanallarıyla film dağıtımcılarının bu filme ilgi göstermesini beklediğine dikkati çeken El-Bahravi, şunları kaydetti: "Film birbirine zıt olan iki farklı grup ve dünyadan bahsediyor. Her dünyanın keşfedilmeyi bekleyen özel bir alanı var ve maalesef burada, olaylarda hiç gözükmeyen ama iki taraf arasında olanlardan ve olacaklardan faydalanan üçüncü bir grup var. Türkiye bu durumları tarihinde yaşadı ve dersler çıkardı. Bu günlerde sene-i devriyesi gelecek olan 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsünün halk tarafından başarısız kılınması bu derslerin bir ürünüdür."

'FİLM ASLINDA TÜRKLER VE ARAPLARIN BULUŞMA NOKTASINI ANLATIYOR'

El-Bahravi, "Al-Hakt"ın insani bir film olduğunun altını çizerek, "Türk halkı neden Türkiye'de olduğumuzu, neden buraya geldiğimizi ve neden burada ikamet ettiğimizi bilme hakkına sahiptir. Türk halkı muhteşem bir kültür ve medeniyete sahip büyük bir halk. Eşsiz bir birikim ve bilince sahipler. Özellikle gençlerin izlemesini çok istiyorum. Çünkü onlar darbe dönemlerini yaşamadılar. Askeri darbeler her ülkede aynıdır. Bu film askeri darbe dönemini öğrenmeleri için onlara bir kesit sunuyor ve askeri bir darbenin -maalesef- başarılı olduğu Mısır'ı anlatıyor. Türkiye bu durumu seksenli yıllarda yaşadı. Bu bağlamda film aslında Türkler ve Arapların buluşma noktasını anlatıyor." değerlendirmesinde bulundu. İnsanın meselelerinin çok büyük olduğunu belirten El-Bahravi, 16 Temmuz'da İstanbul'da galası yapılacak filmin Arap halklarının tecrübesini diğer tecrübelerle birleştireceğini sözlerine ekledi.