MURAT ÖZTEKİN

Ay yıldız, “Mühr-ü Süleyman”, lale, çarkıfelek, gül… Tarihte motifler sadece motif değildi; işlendiği nesnelere bazı manaların yüklendiği özel simgelerdi. Sadberk Hanım Müzesi de, 40. kuruluş senesini kutladığı bugünlerde koleksiyonlarında yer alan motifler üzerinden antik dönemlerden Osmanlıya uzanan zamanın hikâyesini anlatan bir sergiye ve sahipliği yapıyor. “Motif” adlı sergide farklı kültürlerden 466 motifle maziye bir yolculuğa çıkılıyor… Biz de Sadberk Hanım Müzesi Müdiresi Hülya Bilgi ile hem motifleri, hem de mekânın geride kalan 40 yılını konuştuk…


∂ Müze olarak 40 seneyi geride bıraktınız. Sadberk Koç Hanım’ın merakları müzenizin kuruluşuna vesile oldu. Türkiye’deki ilk özel müze olan Sadberk Hanım Müzesi’nin temelindeki o meraklar nelerdi?

Sadberk Koç, aileden gelen eski eser ve güzel sanatlar merakıyla gençlik yıllarından itibaren Osmanlı kadın kıyafetleri ve Osmanlı işlemeleri toplamış. Boş zamanlarında Ankara’da ve yazları geldiği İstanbul Kapalıçarşı’daki antikacılardan nesneler almış. Zamanla işleme ve kıyafetlerin yanında tuğralı gümüşler ve porselenler gibi Osmanlı eserlerine de alaka duymuş. Nihayetinde zengin bir koleksiyon meydana getirmiş. O dönemde koleksiyonculuk bilinci yokken bu eserlere konservatör gibi çok iyi bakmış.


∂ Sadberk Hanım eser toplarken müze açma düşüncesi taşımış mı?

Sadberk Hanım çıktığı yurt dışı seyahatlerinde gördüğü müzelerden, özellikle Atina’daki Benaki Müzesi’nden çok etkilenmiş. Koleksiyonunun kendi adını taşıyan bir müzede sergilenmesini hayal etmiş. Ama o dönemde yönetmeliklerde özel müze diye bir kavram yok. Bu yüzden vefatından sonra bu hayali gerçek oldu.

∂ Türkiye’deki özel müzeciliğe de ilham kaynağı olan müzeniz hâlâ genişliyor mu?
Tabii... İlk kurulduğu zaman 3 bin 500’e yakın eserle kapılarını açtı. Bu koleksiyon kızı Sevgi Gönül’ün çabalarıyla genişledi. Şimdi de bütçemiz el verdiği müddetçe bu topraklara ait eserleri yurtlarına geri getirmeyi müze olarak vazife görüyoruz.

∂ Bu özel senede ev sahipliği yaptığınız “Motifler” sergisinin arka planında nasıl bir hikâye var?
Motif sergimizi diğerlerinden ayıran şey müzemizin zenginliğini sadece eserlerle değil, bu eserleri estetik bir çerçevede buluşturan motiflerle vurgulaması. Her şey, Prof. Dr. Turgut Taner’in öğrencileriyle 2015’te müzede yaptıkları bir çalışmayla başladı. Daha sonra bu motif projesini sahiplenerek, bir sergi olarak kurguladım. Şebnem Eryavuz ve müze ekibiyle birlikte çalışma hızlandı.

∂ Motifleri nasıl çalıştınız, ne kadar eserden derlendi sergi?
19.000’e yakın eser arasından 450’den fazla eser seçtik. Bu eserlerin üzerindeki motifler en ince detayına kadar çizilerek kayıt altına alındı. Motifler gruplar ayrılıp tarihsel süreçleri incelendi. Biraz motiflerin köklerine inilmeye çalışıldı. Kolay bir çalışma değildi.

MODERN SANATÇILARA İLHAM VERECEK
∂ Motiflere farklı manalar yüklendiği bilinmekte. Sizin yeniden sanat ortamına taşıdığınız eserlerde neler var?
Hepsinin farklı farklı mesajları var. Çiçek motiflerinde de lale, gül ve sümbül motifleri de öne çıkıyor. Özellikle lale Osmanlı sanatı ve İstanbul’la bütünleşmiş. 1566’da Kara Memi, laleyi farklı bir şekilde ele almış ve lale popüler olmuş. Allah lafzı ve lale kelimesi Arap alfabesinde aynı harflerle yazıldığı için lalenin çok özel anlamları var. Her ikisinin de ebced hesabındaki sayısal değeri 66 oluyor. Motifler geniş anlamlar barındırıyor. Konu çok geniş… Motiflerin anlamları ve şekilleri zaman zaman değişmiş. Kültürel etkileşim bundan sonra da motiflerle devam edecek. Sanatçılar eminim ki sergimizdeki motiflerden de ilham alacaklar.

∂ Ya diğerleri?
Mesela ay ve yıldız motifi çağlar boyu kullanılan en eski simgelerden biri. Kökeni Sümer ve Babil uygarlıklarına kadar iniyor. İslam dünyasında da Endülüs Devletleri ve Memluk sancaklarında yer alıyor. 16. yüzyıldan itibaren de Osmanlı Devleti’nin simgesi olarak algılanıyor. Batılı ressamlar Osmanlı padişahlarının portrelerini yaparken hilal motifini kullanmayı özellikle tercih ediyorlar.