MURAT ÖZTEKİN

Hatıratlar hem edebiyat hem de tarih ilmi açısından vazgeçilmez kaynaklar. Duygularla yazılmış satırları, saklı dünyaları aydınlatan metinleriyle, sıradan kişiler için de oldukça alaka çekiciler... Bu sebeple kitaplarla arası iyi olmayan kişilerin bile hatıratları severek okudukları malum… Ancak yine de bir devre, tek bir kişinin dünyasından bakmak, hakikatleri anlamak açısından sıkıntılı olabiliyor. Bu kişi Sultan Abdülhamid’e Yıldız Sarayı’nda 14 sene Mabeyin Başkâtipliği yapmış Tahsin Paşa olsa bile…
Tahsin Paşa’nın Sultan Abdülhamid’e dair kaleme aldığı hatırat, 1930’daki vefatından sonra Milliyet gazetesinde tefrika olarak yayımlandı, bir sene sonra da kitap hâline getirildi. Günümüze kadar pek çok defa neşredilen eser, bazı maddi hatalar barındırıyordu. Kapı Yayınları ise 90 yıl sonra, hatıratı düzeltmelerle tekrar yayınladı. Yüksel Kanar’ın neşre hazırladığı “Sultan II. Abdülhamid ve Yıldız Hatıraları”  isimli eser, Tahsin Paşa’nın dünyasına kapıları yeniden açtı. Tahsin Paşa, eserinde çalkantılı bir devrin arka planını, sarayda şahit olduğu hadiseler üzerinden aydınlatıyor. Ancak kitabın ön sözüne belirttiği üzere yazdıklarına “hatırat” demek yerine “hatırladıklarım” demeyi tercih ediyor. Cumhuriyetin kurulmasıyla kendisine Tekel Tütün Deposunda iş verilen Tahsin Paşa’nın yeni devirde kaleme aldığı eserinde, unuttuğu veya unutmak istediği şeyler olduğu dikkatlerden kaçmıyor… Belki de bu sebeple Tahsin Paşa, yazılarında “muhalif” bir ruha bürünebiliyor. Zaten eseri kritik eden pek çok tarihçi de tek parti devrinin baskı ortamında böyle yazdığını savunuyor.

“AHMET MİTHAT EFENDİ’Yİ ÇOK SEVERDİ”
Yine de kitap, Sultan Abdülhamid’in kültür ve sanat dünyasına dair enteresan bilgiler ihtiva ediyor. Tahsin Paşa, Sultan Abdülhamid’in yazarlarla ve ilim adamlarıyla konuşmaktan zevk duyduğunu, şehzadelik yıllarında bunu çok yaparken, tahta çıktığında yalnız kaldığını hatıralarla örneklendiriyor. Ahmet Mithat Efendi’nin ise Padişah’ın en çok sevdiği yazarlardan biri olduğu kitapta vurgulanıyor. Sultan Abdülhamid’in Mithat Efendi için “Usanmaz bir gayretle maarifin yayılması için çalışır” dediği, yazarın defalarca Sultan’ın övgülerini kazandığı naklediliyor.

EN ÇOK OKUDUĞU KİTAP TÜRLERİ
Abdülhamid Han’ın okuma alışkanlıklarına değinen Tahsin Paşa “Sultan Abdülhamid’in en çok okuduğu, daha doğrusu okutmak suretiyle dinlediği kitaplar; polisiye romanlar  ve seyahatnamelerdi” ifadelerini kullanıyor. Padişah için Yıldız Sarayı’ndaki tercüme odasında Avrupa’da neşredilen en son romanların tercüme edildiği, Hünkâr’ın yatmadan evvel “kâfi” diyene kadar eserleri dinlediği anlatılıyor. 

YORGUNLUK TİYATROSU
Tahsin Paşa, Sultan’ın tiyatro alışkanlığına da eserinde yer veriyor. Yazar, Avrupa’dan gelen meşhur sanatçıların sarayda ağırlandığını kaydederek “Sultan Hamid genellikle çok çalıştığı ve zihnen yorulduğu günlerde tiyatro emrederdi. Sarayda bir tiyatro topluluğu vardı. Bunlar İtalyan sanatçılardan oluşuyordu. Son zamanlarda Abdürrezzak Efendi de bunlar arasında yer almıştı” ifadelerini kullanıyor.

SARAY SANATI
Tahsin Paşa Sultan Abdülhamid’in çok bilinen marangozluk sanatı merakının yanında çini sanatına da düşkün olduğunu, boş zamanlarında marangozhanesine giderek marangozlukla uğraştığı, çini yapımına merakı olduğundan ötürü saray içinde bir çini fabrikası kurdurduğunu yazıyor.
Sultan Abdülhamid’in kültür mecralarına mali yardım yaptığı da biliniyor. Tahsin Paşa “Gazetelerin renkli ve resimli olarak çıkmaları, sanat ve kültürden söz etmeleri Hünkâr’ın memnuniyetine sebep olurdu” diyor.