MURAT ÖZTEKİN

Bugüne kadar daha ziyade cumhuriyet devri kahramanlıklarına ağırlık veren yerli sinema, son yıllarda tarihin başka katmanlarındaki zaferleri keşfetti! Osmanlının yükseliş devrinden peş peşe filmler gösterime girdi. Evet, bazılarının hamaset dozu kontrolsüzdü, bazıları da tarihe modern bir gözlükle bakıyordu... Madem yarın İstanbul’un fethinin 568. yıl dönümü, gelin eksiklerine rağmen, son 10 senede ses getiren yerli savaş ve tarihî filmlere göz atalım...

AYLA
Bir Kore macerası

Türkiye’nin yakın tarihteki Kore macerası üzerinden bir arayış hikâyesi sunan “Ayla”, harbi arkasına alan filmlerden... Astsubay Süleyman’ın Kore Savaşı günlerinde sahip çıktığı bir kızın seneler sonra peşine düşmesi üzerine kurulu eser, ajitatif anlatımına rağmen tesirli savaş sahneleriyle dikkat çekiyor. Yönetmenliğini Can Ulkay’ın yaptığı film, Türkiye’nin Oscar adayıydı.

DELİLER
Kazıklı Voyvoda’ya karşı

Yönetmen Osman Kaya’nın 2018 yılında seyirciyle buluşturduğu “Deliler Fatih’in Fermanı” ise Osmanlının enteresan savaşçıları olan Deliler’i merkezine alıyor. Sultan II. Mehmed’in Kazıklı Voyvoda’yla mücadelesinin hikâyeleştirildiği eser, Hollywood’a öykünülen ve zaman zaman didaktik olabilen anlatıma sahip...

TÜRKLER GELİYOR
Akıncıların kavgası

Diriliş Ertuğrul dizisinin senaristi Mehmet Bozdağ’ın beyazperdeye getirdiği “Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı” da Fatih Sultan Mehmed’i durdurmaya çalışan Sırp Kralı Lazar’a karşı yola çıkan Akıncıların mücadelesini mevzu ediniyor. Bir aşk hikâyesinin içerisinde yedirildiği eserin modern bir bakışla şekillenen alt metinleri var. Filmin savaş koreografileri ise sınırlı...

FETİH 1453
Karadan yürüyen gemiler

Faruk Aksoy’un yönetmenliğini yaptığı “Fetih 1453”, İstanbul’un fethine Ulubatlı Hasan’ın hikâyesi üzerinden bakan, büyük bütçeli bir yapım. Konstaniyye’nin alınışının başarılı bir görsel işçilikle tasvir edildiği eser, üslup hatalarına rağmen, 6,5 milyonluk gişe rakamıyla yerli sinemanın en çok seyredilen filmleri arasına adını yazdırdı. Bir benzeri yerli film de çıkmadı...

120
Çocukların epik yolculuğu

1. Dünya Savaşı’nın başında Ruslara karşı harbeden ordunun cephanesi azalır. Kendilerinden yardım istenen Vanlılar ise Ermeni çetelerin tehdidi altındadır. Şehri vermeden orduya yardım için 120 çocuk yola düşer... Yönetmenliğini Murat Saraçoğlu ve Özhan Eren’in yaptığı “120”, bu çarpıcı hadise üzerine kurulu, milliyetçi alt metinlere sahip hislere hitap eden bir eser... 

HÜRKUŞ
Göklerdeki kahraman

Kudret Sabancı’nın “Hürkuş: Göklerdeki Kahraman” eseri ise I. Dünya Harbi ve Kurtuluş Savaşı’na ilk Türk pilot Vecihi Hürkuş üzerinden bakıyor... Her biri ayrı film olabilecek birbirinden farklı hikâyeler anlatmaya çalışan eser, Kafkas Cephesi’nden Nargin Adası’na uzanıyor. Renkli yapım, bazen hakikatin sınırlarından çıksa da kendini seyrettirmeyi başarıyor...

SON MEKTUP
Tayyareci Ekrem!

“Son Mektup” ise Çanakkale Harbi’nden çıkan bir film... Tayyareci Salih Ekrem Yüzbaşı ile hemşire Nihal arasında yaşanan gönül macerasıyla şekillenen eserde, cephenin gerisi ön planda. Yönetmenliğini Özhan Eren’in yaptığı büyük bütçeli savaş filmi, hikâyesinden ziyade görselliğiyle beğeni kazanmıştı.

Ve diğerleri...
İki filmlik “Dağ” serisi, Türk askerinin son yıllardaki Doğu operasyonlarından, hedef kitlesine Batıcı kesimi koyan hikâyeler anlatıyor. “Türk İşi Dondurma” I. Dünya Savaşı esnasında Avustralya’da geçen çok abartılı bir hadiseyi merkezine koyuyor. “Meteler” Afrin Operasyonu’ndaki askerlere odaklanıyor. “Börü” ise 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında Özel Harekâtçıların savaş hazırlığını işliyor.