MURAT ÖZTEKİN

Etem Çalışkan Türkiye’nin en tecrübeli kaligrafi sanatçısı olma unvanını taşıyan isim... Hat sanatçısı Emin Barın’ın ilk talebelerinden Çalışkan, bugüne kadar sayısız esere imza attı. 93 yaşında olmasına rağmen hâlâ duramadan üreten sanatçı, pandemi döneminde de birçok eser meydana getirdi. Bu çalışmalarını ise Kadırga Sanat Galerilerinde “Aşk Olsun” isimli sergiye taşıdı. Çalışkan’ın modern kaligrafi eserlerinin yer aldığı sergide; hat sanatından ve Osmanlı sultanlarının tuğralarından ilhamla yapılmış çalışmaları da görülebiliyor.

"BEN YAZININ RESMİNİ YAPIYORUM"
Sorularımızı cevaplayan usta sanatçı, kaligrafi sanatıyla Güzel Sanatlar Akademisinde tanıştığını kaydederek “Emin Barın Hoca ‘Yeni yazı mı, yazmak istersin eski yazı mı?’ diye sormuştu. Ben de eski yazıyı yazan çok kişi var diye, yeni yazı üzerinden ilerledim. Ama bu hiçbir zaman başka bir yazıyı yermek demek değildi. Arap harfleri de çok güzeldir. Eserlerime onlardan da yer veriyorum. Bazı çalışmalarımda tuğra da görürsünüz. Tuğralar, resim tekniği bakımından çok güzeldir. Ben çok severim. Kaligrafi ile resim aynı şey zaten. Bunlar ayrılmaz. Ben yazının resmini yapıyorum” diyor.

SANATÇI MENEKŞE GİBİDİR
Çalışkan, kendisindeki sanat aşkını ise “Kadrin bilmeyenler alır eline, onun için eğri biter menekşe, der Karacaoğlan. Menekşe yaylalarda biter, kokusu erişilmez güzelliktedir. Ama üzerine basanlara yine kokusunu verir. İşte sanatçı böyledir” sözleriyle anlatıyor. Sanatçı için çilenin vazgeçilmez olduğuna vurgu yapan Çalışkan “İlla sanatçı olmanız için üzerinize basılması gerekmez ama çoğu sanatçı kahır çekmiştir. Sanatçının sanat yapabilmesi için çile ilacıdır. Çile düşündürür ve özgürlüğe koşturur. Çile güzel şeydir. Ama insanların insanlara kasten çile çektirmesi çok yanlıştır. Benim bahsettiğim ilahi çile...” ifadelerini kullanıyor.

SANAT SAVAŞI YENEBİLİR
Sanatın hayattaki önemine değinen tecrübeli sanatçı “Malumunuz Hitler de resim yapıyordu. Eğer Hitler ressam olarak kalsaydı belki de II. Dünya Savaşı yaşanmayacaktı. Milyonlarca insan ölmeyecekti. İşte sanat bir savaşı önleyebilir. Onun için sanata çok değer verilmeli. Ama sanatın kendisi değerli olmalı” diye konuşuyor. 

KURALSIZ SANAT OLMAZ
Hayatta her şeyin bir kuralı olduğunu, kaidesiz sanat da olmayacağını vurgulayan Etem Çalışkan “Ben varlık peşinde koşmuyorum. Beni mutlu eden şey, çalışmak... Öğrencilerime de serbest çalışmalarını söylüyorum. Ama sanatın kuralları elbette olacak. Her işte ve sanatta bir kural vardır. İster Arap harflerinde, ister Latin ve Çin harflerinde olsun hepsinde bir kaide mevcuttur. Özgürlük bunun içinde gelir” diye konuşuyor.  

"HÂLSİZ DÜŞÜNCEYE KADAR ÇALIŞIYORUM"
“Aşk Olsun” sergisinin ortaya çıkış hikâyesine değinen Etem Çalışkan “Bu sergiyi tamamen salgına mal etmek doğru değil ama salgında meydana geldi. Ben salgını hissetmedim, hâlâ da hissetmiyorum. Burada olduğu gibi evde de hiç maske kullanmadım. Aşılarımı da yaptırdım. Gündüz çalışıyorum, gece aklıma gelince çalışıyorum derken hâlsiz düşünceye kadar eser ürettim. Bazen 10 saat çalıştığım oluyor. Benim için gece gündüz yok, düşünceler beni uyandırır. Çünkü aklım fikrim şövalede. Bir eserim bitmeden zihnimde başka bir esere başlamışımdır” ifadelerini kullanıyor.

 

5’İN 2’Sİ GİTTİ
Emin Barın’ın öğrencileriyle yıllar evvel “Beşi Bir Yerde” grubunu kurduğunu söyleyen Çalışkan “İslam Seçen ve Yılmaz Özbek’i kaybettik. O gruptan İlhami Turan, Savaş Çevik ve ben kaldım” diyor.