MURAT ÖZTEKİN

Bugünlerde insanların en çok istedikleri şeylerden biri, sükûnet... Ama sessiz bir hayat, sandığımız kadar huzurlu olmayabilir! Eğer “Sessiz Bir Yer” film serisine göz atarsanız bu sözüme hak vereceksiniz…

“Sessiz Bir Yer’’in 2018 yılında gösterime gelen ilk filminde, dünyayı saran sese hassas uzaylı varlıklar, en küçük tıkırtıda bile insanların peşine düşüyordu. Parmak uçlarına basarak yapılan bir kaçış hikâyesi vardı. John Krasinski’nin filmi, korku ve gerilim sinemasına orijinal sayılabilecek bir katkı sunuyor, aile vurgusu ile öne çıkıyordu. Tabii, bunun ticari karşılığı olmalıydı. Türkiye’de, Batı’da olduğu kadar alaka görmeyen eserin üç sene sonra ikinci devam halkası şimdi sinemalara misafir oluyor. 

Krasinski’nin bu defa hem senaryosunu yazıp hem de yönettiği “Sessiz Bir Yer II”; yine Emily Blunt, Cillian Murphy, Noah Jupe, Millicent Simmonds ve Djimon Hounsou’lu oyuncu kadrosuyla karşımızda. 

BEN GELDİM KOMŞU!

Eser ilk filmin kaldığı yerden devam ediyor. Yönetmen kısa bir hatırlatmadan sonra hikâyeyi ilerletiyor. Kocasının yasını tutan Evelyn (Emily Blunt) yeni dünyaya gelen bebeği ve iki çocuğunu düşmanları olan uzaylı yaratıklardan uzak tutmaya çalışıyor. Mesela devamlı ağlayan bebeği, oksijen tüpüyle bir kutuda taşımak zorundalar. Evden uzaklaşıp eski bir fabrika binasına sığındıklarında, karşılarında komşuları Emmett’i buluyorlar. Ama herkes kendi canının derdine düşmüş durumda. Davetsiz misafirler, nihayet masum bebek sayesinde kabul görseler de, ailenin asi ve işitme engelli kızı Regan, bir radyo istasyonunun varlığını keşfediyor. Böylelikle zorlu da olsa kendileri için bir ümit tüneli açılmış oluyor. Eserde yine ses çıkaranın canı yanıyor. Ama gürültüsüz de kavga olmuyor!

KARANTİNA HİSLERİ

Malum korku türünde orijinal eserler çıkarmak zor ve risklidir. Ama çok sayıda seyircinin korkulardan uzak olduğu düşünülünce, buna ziyadesiyle ihtiyaç var. Aslında yönetmen Krasinski, ilk filmde böyle orijinal bir damar yakalamıştı. Devam halkasında da bunu sürdürüyor. Ses ve sessizliğin birlikte kullanılarak sıra dışı bir gerilim atmosferi meydana getirilen eserde, klostrofobik ortamlarda geçen bir hikâye anlatılıyor. Bu, karantina hislerini hatırlatıyor. Eser, kamçılanan merakla kendini seyrettirmeyi başarıyor. Hayatta kalan insanlar üzerinden tasvir edilen var olma savaşı ise oldukça ibretlik manzaralar sunuyor. 

YENİ TUĞLA AZ

Ama ilk filmin üzerine çok az tuğla konulan eserde, yine az diyalog mevcut. Uzaylı varlıkların mahiyetine dair yine birşey öğrenemezken mantıki zorlamalarla karşılaşıyoruz. 

Yine de eksikleri ve klişelerine rağmen “Sessiz Bir Yer II”, seyirciyi tesir altında bırakmayı başarıyor ve filmden çıktıktan sonra bir müddet fısıltıyla konuşmak durumunda kalıyorsunuz… 

“15/07 ŞAFAK VAKTİ”
15 TEMMUZ'UN İNSANİ CEPHESİ

Volkan Kocatürk’ün insan hikâyeleri üzerinden 15 Temmuz’u anlattığı “15/07 Şafak Vakti”, hamaset kolaycılığına kaçılmayan ve benzerlerinden ayrılmayı başaran bir film.

Hafızalarımızdan henüz silinmeyen 15 Temmuz, Türkiye yakın tarihinin kırılma hadiselerinden biri… İşin sinematik tarafı da çok kuvvetli... Zira ülkemizdeki darbeler tarihinde tankla halkın karşı karşıya geldiği vaki değil ve gecenin insan hikâyeleri de envaiçeşit…  Bu yüzden olsa gerek kanlı darbe teşebbüsünün üzerinden beş yıl geçmeden, 15 Temmuz’a dair birkaç sinema filmi ve çok sayıda belgesel çekildi. Ancak çok azı ses getirdi. Şimdi ise beyazperdede, diğerlerinden çok daha büyük bütçeli bir film arzıendam ediyor: “15/07 Şafak Vakti”…  Daha ziyade çektiği dizilerle tanınan Ahmet Volkan Kocatürk’ün yönetmenliğini yaptığı eser, usta oyuncu Erkan Petekkaya ile Baran Bölükbaşı, Tugay Mercan, Nazan Diper ve Aslıhan Karalar gibi genç isimleri bir araya getiriyor. 

BİRLEŞTİRİCİ VURGULAR

Filmde sıradan halk kitlelerinin 15 Temmuz hadiseleri esnasında yaşadıkları merkeze konuluyor. Bu sebeple Çengelköy’de pastane işleten Cevdet (Petekkaya) adlı karakter ve ailesine odaklanılarak, hikâye Boğaziçi Köprüsü’ne taşınıyor. Eserde “birleştirici” vurgularla, politik bir zeminden uzaklaşmaya çalışılıyor. Hamaset aynı şekilde sınırlı tutuluyor. Erken Petekkaya serbest performansıyla karakteriyle bütünleşiyor ama bütün oyunculuklar için aynı şeyi söylemek zor. Yine de “15/07 Şafak Vakti” benzerleri arasında sıyrılmayı başarıyor. 

“SPACE JAM: YENİ EFSANE” 
LEBRON YAPAY ZEKAYA KARŞI

Yönetmenliğini Malcolm D. Lee’nin yaptığı “Space Jam: Yeni Efsane” ünlü basketbolcu LeBron James’in oğlu için giriştiği yarışı merkezine alıyor. Düzenbaz bir yapay zekâ tarafından küçük oğlu Dom’la birlikte “Serververse” adlı dijital bir sahaya hapsedilen LeBron, kendilerini sağ salim eve götürmek istemektedir. Bunun için yapması gereken şey; Bugs, Lola Bunny ve disiplinsizlikleriyle ünlü bütün Looney Tunes çetesine liderlik ederek basketbol sahasında yapay zekânın dijitalleştirilmiş şampiyonlarına karşı zafer kazanmaktır. Animasyon ve canlı aksiyon türlerindeki filmin başrollerini Don Cheadle, Khris Davis, Sonequa Martin, Cedric Joe ve Jeff Bergman paylaşıyor. “Space Jam: Yeni Efsane” yazın “eğlencelik” filmleri arasında öne çıkıyor.

EN ÇOK SEYREDİLENLER

‘Black Widow’ 99 bin 127
‘Hızlı ve Öfkeli 9’ 87 bin 40
‘Korku Seansı 3: Katil Şeytan’ 24 bin
‘Hababam Sınıfı Yaz Oyunları’ 7 bin 872
‘Cruella’ 4 bin 849

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ

‘Çılgın Ortak’
‘Spirit: Özgür Ruh’
‘Vay Babam Vay’
‘Paris’te Bahar’
‘Protesto’

Film festivallerine başvuru vakti Film festivallerine başvuru vakti Bazıları ertelenen bazıları ise online ortamda gerçekleştirilen film festivalleri, sonbaharda hızlı bir döneme giriyor.