MURAT ÖZTEKİN

BATI'NIN YÜKÜ SIRTIMDA!
Mülteci problemi Türkiye’de aktüalitenin ilk maddelerinden biri... Suriyelilerin dramları bir yana şimdi de Afgan mültecilerin durumunu konuşur olduk... Kucaklayıcı sesler, endişeler ve tabii ırkçı söylemler havada uçuşuyor... Batı ise mesul olduğu mültecilik probleminde, politik cephede satranç oynarken sanatıyla dramatik tablolar çizmeye devam ediyor. Hatırlarsınız Belçikalı sanatçı Wim Delvoye de sırtına dev bir Schengen vizesi çizdiği Suriyeli mülteciyi sanat eseri yapmıştı! Evet, mültecilerin sınırlardaki bekleyişine atıf vardı ama bir “kullanma” durumundan da söz etmek mümkündü.
İşte, Tunuslu kadın yönetmen Kaouther Ben Hania’nın “Derisini Satan Adam” ismini verdiği film, bu “sanat eserini” merkezine alıyor. Venedik gibi festivallerde mükâfatlar alan eser, aynı zamanda Oscar namzedi olmuştu.

CANLI VİZE AŞKINA!
Filmdeki hikâye Suriye’den açılıyor. Sam Ali adlı bir genç, bir halk otobüsünde sevdiği kıza sarf ettiği cümleden sonra Esad’ın adamlarınca “yanlış anlaşılarak” hapse atılıyor. Sam anlıyor ki, ömrü boyunca oradan çıkmasına imkan yok; çareyi hapisten kaçmakta buluyor. Bu esnada sevdiği kız da bir adamla evlenerek Brüksel’e gidiyor. Derken Lübnan’da mülteci olarak yaşamaya başlayan Sam, girdiği bir sanat galerisinde Jeffrey Godefroi tarafından “sanat eserine” dönüştürülüyor! Sırtına Schengen vizesi işlenerek canlı bir tuval hâline getirilen genç adam, filmde vurgulandığı şekilde “metaların insanlardan daha kolay dolaştığı dünyada”, sevdiğinin peşinden kolayca gitmeyi ümit ediyor...
“Herkesin mültecisi kendine!” dedirtecek bir film olan “Dersini Satan Adam”da, daha ziyade seküler bir Suriye portresi çizerek Batılı sinema çevrelerine hitap etmeye çalışılıyor. Dolayısyla seçilen karakter ve temalar bu minvalden oluyor... Eserde, sanatçılar nispeten muaf tutularak sanat çevrelerinin mülteci meselelerini nasıl istismar ettiği, kara mizahla anlatılıyor. Mesela bir koleksiyoncu üzerinden bambaşka bir ırkçılık portesi ortaya konuyor. Filmin görsellik cephesi de mevzu gibi sanatsal oluyor. Hassaten, tablo içinden yansıtılan görüntüler tesirli... Başrolde yer alan Yahya Mahayni de seyre değer bir performans sergiliyor...

Eren’in hikâyesi hayatı sorgulatacak Eren’in hikâyesi hayatı sorgulatacak “Kesişme: İyi ki Varsın Eren” filminin yönetmeni Özer Feyzioğlu “Haberlerde gördüğümüz kayıpların, can olarak birer karşılığı olduğunu seyirci hissetsin istiyoruz” diyor. Oyuncu İsmail Hacıoğlu ise “Keşke biz burada hiç olmasaydık da Eren hayatta kalsaydı” ifadesini kullanıyor.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ Gerçek Kahraman
¥ Zamanda Tutsak
¥ Gerçek Cinler
¥ Uzun Aşkın Kısası
¥ Ölü Ekmeği
¥ Hanzap
¥ Crood’lar 2:
      Yeni Bir Çağ