MURAT ÖZTEKİN

YENİ DEVRİN “ŞEKER ADAM”I
Adını anma sakın!

İsmi aynaya beş defa söylendiğinde ortaya çıkan ve kancalı eliyle dehşet saçan Candyman yani “Şeker Adam” vaktizamanında (1992) aynı isimli filmiyle popüler bir korku ikonu olmuştu. Ancak özünde çocuklara şeker dağıtan bir adamın haksız yere öldürülüp bir lanete dönüşmesini işleyen Bernard Rose’un filmi, sosyolojik ders mahiyetindeydi. 90’lı yıllarda iki devam filmi daha çekildi.
Şimdi hazır “Black Lives Matter” (Siyahilerin Hayatları Değerlidir) gibi akımlar öne çıkmışken, bu küllenmiş eser yeniden alevlendiriliyor… Bir devam filmi ile yeniden çekim arasında gidip gelen “Şeker Adam’ın Laneti” (Candyman) adlı yeni filmin yönetmen koltuğunda genç siyahi kadın yönetmen Nia DaCosta oturuyor. “Kapan”ı (Get Out) da yazan Jordan Peele’in de imzası var. Başrollerde ise Yahya Abdul-Mateen II, Teyonah Parris, Tony Todd, Nathan Stewart-Jarrett ve Colman Domingo gibi isimler mevcut.

BİR RESSAMIN TAKINTISI
Filmin en başında eski hikâye kısaca seyirciye aktarılıyor. Artık Anthony adlı üretim kabızlığı yaşayan ressama odaklanılıyor. Kendisi bir şekilde Şeker Adam’ın Cabrini-Green sosyal konutlarında yaşadığı trajik akıbeti öğrenip araştırmaya girişiyor. Aslında sanat hayatını canlandırmak için, durumu kullanmak istiyor. Olayları bizzat yaşadığını söyleyen William’dan dinlediği hikâyeler ise Anthony’nin “İsmini Anma” adlı bir sanat eseri meydana getirmesini sağlıyor. Eseri sergilerken “Beş defa ismini çağırdığınızda ölümle yüzleşirsiniz” efsanesini yeni nesle anlatmayı ihmal etmeyen sanatçı, böylece bir dizi cinayetlerin önünü de açmış oluyor. Fakat kendisi de her yerde Şeker Adam’ı gördüğü bir sarmalın içine hapsolup hikâyesi maziye uzanıyor...

DEVRİN RUHU
“Şeker Adam’ın Laneti”nde meşhur eser, zeitgeist’a uygun bir şekilde yenilenerek seyirciye sunuluyor. Kesinlikle daha politik ve karanlık… Bu anlatım tercihlerinin yanında mesela artık Hollywood’un mutat cinsiyet bakışını yansıtan detaylar da mevcut. Filmin esas meselesi ise ırkçılığın hâkim olduğu ABD’deki şiddetin kökenlerini bir korku atmosferi içerisinde tasvir etmek. Ortak senaristinin de etkisiyle Oscar’lı “Kapan”(Get Out) ve “Biz” (Us) ile akrabalığı olan eser, kancalı eliyle insanların başını keserek öldüren bir canavarın niçin bu hâle geldiğini anlamamızı isterken ondan bir antikahraman çıkarma çabasına da girişiyor!

GÖLGE OYUNLU KORKU
Alışılagelmiş korku filmlerindeki kadar dehşetli sahnelere sahip olmayan eserdeki çoğu şiddet sahnesi, ya gölge oyunları ya da orijinal kamera açılarıyla örtülerek sunuluyor. Zaman zaman ters dönen kamera açıları ve loş mekânlarla tesirli rahatsız edici atmosferler meydana getiriliyor.
Ancak aşırı mesaj yüklü eser; bazı gereksiz sahneleri (dört kızın tuvaletteki dehşeti gibi) ve kapital eksikleriyle (dibinde işlenen cinayetlerden sonra polisin Anthony’nin kapısını çalmaması gibi)  hayal kırıklığı oluşturuyor. Fakat başta Yahya Abdul-Mateen’inki olmak üzere tesirli oyunculuklar esere çok şey katıyor. “Şeker Adam”a daha siyasi cepheden bakılan eser, yine de yılın dikkat çekici korkularından biri oluyor...

TEKRAR VİZYONDA
‘Ahmet Kaya filmi’ mahkeme kararıyla gösterimde

Telif tartışmalarıyla gündeme gelen sanatçı Ahmet Kaya’nın hayatının anlatıldığı “İki Gözüm Ahmet” de bu hafta yeniden gösterime giriyor. Kaya’nın eşi Gülten Kaya’nın açtığı davalara konu olup mahkeme kararıyla gösterimine izin verilen eser, ilk defa geçen sene 13 Kasım’da vizyona gelmiş ama yaşanan kapanma sebebiyle az sayıda seyirciye ulaşmıştı. Yönetmenliğini Gani Rüzgâr Şavata ve Hakan Gürtop’un birlikte üstlendiği eserde telif haklarından ötürü sanatçı sadece “Ahmet” olarak sunuluyor. Siyasi tarafı yoğun olan filmde Ahmet Kaya’nın hem 28 Şubat’taki başörtü yasaklarına karşı çıkması hem de solculuk faaliyetleri birlikte yansıtılıyor. Eserde meşhur sanatçıyı Özgür Tüzer canlandırırken Aleyna Solaker ve Serdar Orçin de rol alıyor.

“DÜŞLER ÜLKESİ”
Hayal âlemindeki genç

1930’lu yılların Amerika’sında henüz deniz bile görmemiş insanların yaşadığı bir toz fırtınalı bir Teksas kırsalı... Büyük Buhran günleri devam ettiği için insanlar sıkıntı içinde... Babası tarafından yıllar evvel terk edilen 17 yaşındaki Eugene ise annesinin tekrar kurduğu ailede sığınmacı gibi yaşıyor. Genç, çizgi romanlar okuyup haylazlıklar yapıyor. En büyük hayali ise babasının yaşadığını düşündüğü Meksika’ya gidebilmek... Fakat bir gün Allison Wells adlı bir banka soyguncusunun etrafta olduğu duyuluyor; herkes başına konan mükâfat için kadını bulmanın yolunu arıyor. Eugene ise soyguncu kadını yaralı bir hâlde kendi ahırlarında buluyor. Fakat Allison’ın güzelliği ve özenle seçtiği cümleleri, onu sersemletmeye yetiyor. Eugene’i bir araba bulması için ikna ediyor ve macera başlıyor…

BUGÜNE HİTAP EDİYOR
Yönetmenliğini Miles Joris-Peyrafitte’in yaptığı “Düşler Ülkesi”, işte böyle bir hikâye anlatıyor. Meşhur oyuncu Margot Robbie ve Finn Cole’un başrolünde olduğu eser, sıkışmış bir hâldeki insanların hayatları üzerinden, pandemi buhranındaki bugünün insanına, hitap ediyor. Margot Robbie, soyguncu Allison karakteriyle bütünleşen tesirli bir performans sergiliyor. Orijinal ve oldukça sanatsal görüntü idaresi de filme çok şey katıyor. Ama bütün bunlar, eserin sathi senaryosunun neticelerini örtmeye yetmiyor. Filmin tahmin edilebilir akışında o beklenen komplo bir türlü gelmiyor. Ortaya çıkan “minimalist” son da bekleneni vermiyor... Yine de eser, seyircide farklı bir “tat” bırakmayı başarıyor…

HAFTANIN  DİĞER FİLMLERİ
¥ ‘Karanlık Şehir Hikâyeleri: Kilit’
¥ ‘Koş Saklan Dövüş’
¥ ‘Kızım Gibi Kokuyorsun’
¥ ‘Küçük Anne’
¥ ‘Kar Kırmızı’

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘Gerçek Kahraman’ 20.776
¥ Paw Patrol Filmi’ 16.785
¥ ‘Crood’lar 2: Yeni Bir Çağ’ 15.744
¥ ‘Spiral: Testere Devam Ediyor’ 15.441
¥ ‘Hızlı ve Öfkeli 9’ 12.938

Sinemada bu hafta | 20 Ağustos Sinemada bu hafta | 20 Ağustos Lisa Joy, iddialı bir işe kalkıştığı ilk yönetmenlik tecrübesi “Zihin Gezgini”nde sıra dışı bir dedektifin, bir kadının peşinden takıntıyla sürüklenişine odaklanıyor. İklim krizine dair vurguları da olan eser; Hugh Jackman ve Rebecca Ferguson’u başrollerde bir araya getiriyor.
Sinemada bu hafta | 13 Ağustos Sinemada bu hafta | 13 Ağustos Kaouther Ben Hania’nın “Derisini Satan Adam” filmi, Batı’nın sanat piyasasında mültecileri nasıl kullandığını gözler önüne seriyor.