MURAT ÖZTEKİN

“STILLWATER”: AVRUPAİ BİR AİLE DRAMASI
Bulanık suda bir balık

Beyazperdede, “şaşaalı” Hollywood ile “sanatlı” Fransız sinemasının yolları ayrı olmuştur ama kesişmeler de vaki… “Spotlight” filmiyle Oscar’a adını yazdıran yönetmen Tom McCarthy, bugün vizyona giren “Durgun Su”da (Stillwater) Hollywood yıldızlarını, Fransız tadında bir filme dâhil ediyor. Başrolünde Matt Damon’ın olduğu eser, bir babanın kızını hapisten kurtarmak için giriştiği mücadeleyi merkezine alıyor. Kolunda kartal dövmesi olan sert bir Amerikalı ile liberal bir Fransız filmde bir araya geliyor!

KNOX’UN HİKÂYESİNDEN İLHAMLA…
Amada Konx adlı ABD’li gencin 2007’de cinayet suçuyla İtalya’da hapse düşme hikâyesinden “ilham alınarak” beyazperdeye adapte edilen film, Amerikan topraklarından açılıyor: Petrol işçisi Bill (Matt Damon) uzun zamandır görüşmediği ve bir cinayet hadisesi yüzünden Fransa’da hapse düşen kızı Allison’ı (Abigail Breslin) Marsilya’ya ziyarete gidiyor. Bill’in asi kızı, ilk görüşmede kendisine bir mektup tutuşturup, masumiyetini ispatlayacağını düşündüğü bilgiyi avukatına iletmeye çalışıyor. Kızının suçsuz olduğuna inanan baba, evvela hukuki mercileri zorluyor; istediği karşılığı alamayınca da, tanımadığı bir memlekette delil peşine düşüyor. Kendisine ise otelde tanıştığı Maya adlı küçük kızın tiyatrocu annesi Virginie yardım ediyor. Bu münasebet ise giderek başka bir noktaya evriliyor…
Bir karakter filmi olan “Durgun Su”, hapishaneye düşen Allison’ın değil eski suçlarının şuurunda, yorgun bir adamın dramını merkeze alıyor. Devamlı dua eden “dindar” bir tipoloji olarak sunulan Bill, enteresandır kızının farklı cinsel eğilimlerinin arkasında duruyor! Bu, bence üzerinde düşünülmeyi hak ediyor.

“FRANSIZCA” AİLE DRAMASI
Matt Damon, ne Jason Bourne karakteri gibi ajanlığa kalkışıyor, ne de Liam Neeson gibi silah kullanıyor. Neticede yönetmen Tom McCarthy, bir gerilim filmi değil, temposu yükselemeyen Fransız üslubunda bir aile draması meydana getiriyor.
Baba Bill’in kendisine yardım etmeye çalışan Virginie ve Maya ile dayanışmasında, kaba Amerikan kültürü ile mağrur Fransız alışkanlıkları kıyaslanarak, alay ediliyor. Eserin en eğlenceli kısımları bu sekanslarda meydana geliyor.

MÜLTECİ MESAJLARI
Öte yandan Cezayir kökenli oyuncu Camille Cottin’in canlandırdığı “Virginie” karakteri üzerinden mültecileri kucaklayan mesajlar verilirken, garip bir şekilde Arapların yaşadığı yerler suçun kaynağı gibi resmediliyor! “Durgun Su”da Fransız bir üslupla da olsa kader gibi konularda İslami kaynaklar refere ediliyor!  
Ancak özellikle nihayette ortaya çıkan ideolojik iltimaslar bir yana; filmde karmaşık bir senaryo seyircinin önüne konuyor. Fakat kaliteli oyunculuklar suyun bulanık taraflarını nispeten kapatıyor...

"SUVEYDA"
Bir çocuğun gözünden Tek Parti devri

Türkiye’de Tek Parti döneminde yaşananlar, Anadolu insanının dilinde birer efsane gibi kaldı; Türk sinemacıların teveccühüne mazhar olamadı! “Millî Sinema” ekolünün temsilcilerinden Yönetmen Mesut Uçakan ise bu noktada ayrı bir yerde durdu. “Kelebekler Sonsuza Uçar” (1993) filminde İskilipli Atıf’ın hayatı üzerinden bir dönem fotoğrafı çeken Uçakan, son filmi “Suveyda”da ise Harf İnkılabı’yla başlayan ve “Arapça Ezan Yasağı”na uzanan devri, hafız olma hayalleri kuran bir çocuğun gözünden beyazperdeye taşıyor. Hikâyenin bir Anadolu köyünde geçtiği eserde, dedesinden Kur’ân-ı kerim öğrenen Hadim, yasaklar başlayınca ücra bir köyde hoca aramak zorunda kalıyor. Ancak yasaklar peşinden geliyor…

ÇATIŞMACI BİR ÜSLUP YOK
Eserde, kostüm ve konsept tasarımıyla gerçeğe yakın bir devir tasviri yapılıyor. Politik bir dil kullanılmaktan kaçınan Uçakan, çatışmacı bir üsluptan da uzak duruluyor. Belki doğru şeyi yapıyor ama bazı tarihî hadiselerin mahiyeti örtülü kalıyor. Eserin genç oyuncuları ise beklentilerin üzerinde performans sergiliyor. Uçakan’ın ilk mahiyetinde olan filmleri, sinemacılara kayıp bir devri hatırlatacağa benziyor… 

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ “Elli Kelimelik Mektuplar”
¥ “Çok Satanlar”
¥ “İnsanlar İkiye Ayrılır”
¥ “Kara Kutu”
¥ “Z”

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ “Shang-Chi ve On Halka Efsanesi”
68 bin 749
¥ “Luka” 47 bin 413
¥ “Habis” 11 bin 931
¥ “Gerçek Kahraman”
9 bin 436
¥ “Tomris” 9 bin 150

Sinemada bu hafta | 3 Eylül Sinemada bu hafta | 3 Eylül Kazak yönetmen Akan Satayev’in tarihteki efsanevi kadın hükümdarın hayatına odaklandığı “Tomris”, tarihin tozlu sayfalarından Mulan gibi “süper kadın” çıkarma çabasıyla şekilleniyor. Eser, savaş koreografileriyle dikkat çekiyor.
Sinemada bu hafta | 27 Ağustos Sinemada bu hafta | 27 Ağustos Yönetmenliğini Nia DaCosta’nın yaptığı “Şeker Adam’ın Laneti”, 90’ların korku ikonunu politik olarak elverişli bir zamanda yeniden beyazperdeye getiriyor. Mesaj yüklü eserin, korku tonu zayıfken kendine has bir görselliği mevcut.