Çağla TÜRK

cagla.turk@tg.com.tr

Fenerbahçe’den bugüne uzanan bir yolculuk… Zorluk, başarı, vazgeçiş, hırs ve sonuç: Bütünüyle bir Pelin Çalışkanoğlu. Koruyucu ailesi tarafından parkta bulunuyor, büyük sevgi ve şefkat ile büyütülüyor, dur durak bilmeyen bir çocukluğun ardından kendini ‘Yeni duruluyorum’ sözleriyle ifade ediyor. Türkiye’deki ‘koruyucu aileleri’ çoğaltmak için 4 ay önce açtığı Kalben Derneği ile de çocukların sesi oluyor. Acıklı fakat bir o kadar eğlenceli hikâyesi ile Pelin Çalışkanoğlu karşınızda...

Pelin Çalışkanoğlu nasıl biridir?
28 yaşında, konservatuvar, tiyatro bölümü mezunuyum. Müşfik Kenter öğrencilerinden biriyim. Mezun olduğum yıl, dizi ve filmlerde oynamaya başladım. Son olarak Elif dizisinde oynuyorum. Elif dizisi ile birlikte En İyi Çıkış Yapan Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldım. Kalben Derneğimiz var, orası ile ilgileniyorum.

Tiyatroya devam ettiniz mi?
Okulla birlikte devam ettim ancak dizilerle birlikte yürütemedim maalesef. Önümüzdeki dönem başlamak istiyorum.

Tiyatronun şartları mı ağır geldi?
Yeteri kadar gelir elde edemediğim için diziyi tercih ettim. Hayatımı geçindirmem gerekiyordu… Ancak kısa zamanda tiyatroda sahneye çıkmak istiyorum.

Dizi nasıl gidiyor, çekimlerde zorluk yaşıyor musunuz?
Çok yoğun çalıştığım da hiç gitmediğim de oluyor.

Oyunculukta hedefiniz nedir?
Elif benim için çok iyi bir antrenman oldu. İnşallah bir gün başrol olacağım.

Çocukluktan gelen bir istek mi?
Tabii ki… Bazen “Oyuncu olmasaydım ne olurdum” diye düşünüyorum… Kendimi bir yere koyamıyorum. Çok severek ve isteyerek yaptığım bir iş.
 

Sizin hikâyenizi dinlemek istiyorum…
Koruyucu ailem ile yollarım ben 6 aylıkken Fenerbahçe Parkı’nda kesişiyor. Çimlerin üzerinde buluyor annem beni… Biyolojik ailemle birlikte bir arabanın içinde yaşıyormuşuz. Annem, biyolojik ailemden beni istiyor. Şimdi 28 yaşında ancak onlara teşekkür edebiliyorum, beni almalarına iyi ki izin vermişler.

Siz nasıl öğrendiniz?
Yedi yaşımda psikolog eşliğinde söylenmiş ama kabullenmemişim o durumu. Beşinci sınıfta kavga esnasında arkadaşım bana söylüyor. Çocuğun canını yakmışım… Sürekli maymun diyorum, o da bana “Ben maymuna benziyorum da sen kime benziyorsun” dedi. Öyle öğrendim. Annem, babam, ailem ve ablamla ayrı konuştum. Her anlattığımda canlı yaşıyormuşum gibi hissediyorum.

Biyolojik ailenizi arama gibi bir durumunuz oldu mu?
Zaman zaman dönemlerim oldu, görüştüm. Ara ara onların ihtiyaçları doğrultusunda görüşüyorum.

Koruyucu ailenizde kardeşleriniz de var değil mi?
Evet… Abim ve ablam var. Et ve tırnak gibiyiz, çok özellerdir.

Aileniz sizi nasıl büyüttü, kardeşlerinizden ayırdıklarını hiç düşündünüz mü?
Hayır. Ben koruyucu aile hizmet modelinden faydalanmış bir genç kız olarak ne kadar çok memnun kalmışım ki, böyle bir dernek kuruyorum, düşünün... Dünyaya yeniden gelsem ben bu ailemi yine seçerim.

Ben ve benim gibiler için dernek kurdum

Koruyucu ailenize  bir minnet duygunuz vardır, bunu onlara nasıl yansıtıyorsunuz?
 Yaşadığım hayatı onlara borçluyum. Her şeyi doğalı ile ne hissediyorsak onu yaşıyoruz.
 

Çocukluğunuz nasıl geçti?
İlkokulu atlatana kadar çok içe kapanık bir çocuktum, çok hareketli bir gençlik dönemi yaşadım. Şimdi de yeni yeni duruluyorum. Lise hayatım çok aşırı geçti. Ele avuca sığmayan bir çocuktum. Öyle olunca ‘Bu çocuktan bir şey olmaz’ diyorlardı. Lise sonda “Ben ÖSS’ye falan hazırlanmak istemiyorum, oyuncu olmak istiyorum” dedim. Ayla Algan’a götürdü annem beni. Sınava girdim ve hoca anneme dönüp “Çok yetenekli bir çocuk” dedi. O gün bugündür de keyifle anlatır. Aile olarak çok neşeliyiz.

Öz kardeşiniz var…
Evet onu da Bahçelievler’de yuvaya verdiler ama artık orada değil… Görüşüyoruz.

Ayşe Arman’a yazdığınız mektupta okudum. ‘Bana uzaylı gözüyle bakıyorlardı, ben ezilmemeyi öğrenene kadar’ demişsiniz? Nasıl öğrendiniz?
 28 yıl önce evlat edinmek çok zordu… Kendimi bildiğim zamanlarda insanlara koruyucu aileyi anlatamayacağımı anlıyordum. “Evlat edinilmişim” diyordum. Anlamaları için birçok açıklama yapmam gerekiyordu. “İyi ki de yaşamışım” diyorum.

Ezilmemeyi nasıl öğrendiniz?
Siz kabul edebiliyorsanız, “Evet ben buyum” diyebiliyorsanız, karşınızdaki kolayca kabul ediyor. Eğer siz kabul etmezseniz karşınızdakini de kabullendiremezsiniz.

Anne babanızla nasıl vakit geçiriyorsunuz?
13 yıl önce babam vefat etti… Annem gezmeyi çok sever, birlikte gezeriz. Tatillere gidiyoruz.

Derneğinizin amacı nedir?
İlk hedefimiz; Türkiye’de koruyucu aile ve evlat edinme sektöründe farkındalık oluşturmak. En sık rastladığımız problemler; koruyucu aile ile çocuğun entegrasyonu iyiyken, çocuk toplumla aynı entegrasyonu sağlayamıyor. Bir yaşa kadar acıma gözüyle bakıyorlar, daha sonra genetiğine çeker korkusu ile dışlamaya başlıyorlar... Ki ben de çoğu zaman yaşadım. Babası hırsızdı, annesi katildi... Aslında ilgisi hiç yok. En büyük hedefimiz; çocuklara toplumda hayat alanı açmak. Koruyucu aile hizmet modelini toplumda yaygınlaştırmak… 2017 itibarıyla 5 bin koruyucu ailemiz var. Nüfusa oranla az bir miktar. 17 bin çocuk korunma altında… Yurt ve yuvalarda çocuklar kalmasın. Bir çocuğun aile ortamında yetişmesini istiyoruz.

Kalben’in ismi nereden geliyor?
Kalpten kalbe bir yol var diyoruz. Kalbiyolojik aileyiz biz… Biyolojik değiliz.

Siz neden derneği kurmak istediniz?
Koruyucu aile alanında çalışan birçok dernek var… Ama bence eksik şuydu. Hepsini koruyucu aileler kurdu. Ben olaya farklı bir yerden bakmak istedim. Bütün bunları koruyucu ailede yetişmiş bir gençten duyalım istedim. Ben ve benim gibiler için derneği kurdum. Derneğimizde gönüllü, koruyucu aile olanlar da var. Kapımız herkese açık… Kalben derneğinin desteğe ihtiyacı var. Sosyal medyalardan takip etmelerini istiyorum. Şu an yönetim kurulu olarak 21 kişiyiz. Üye sayımızla 35’i buluyoruz.

Sesinizi nasıl duyurdunuz?
Mesleğim büyük etkendi üniversitelerde. Algının liseden değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Gençlerin neler çektiğini, yaşadığını anlatmak istiyorum. Güzel geri dönüşler alıyorum. Televizyon programları, gazeteler seçili olarak veriyoruz…

Koruyucu aile olmak isteyip de çekinenlere bir şeyler söylemek ister misiniz?
“Neden koruyucu aile olmalıyım diye” sormalılar. Benim de koruyucu aile olmak hedefim. Erkek arkadaşım da bana soruyor, “Neden koruyucu aile olmalıyım” diye. “Benim gibi bir çocuk olacak” diye cevap veriyorum. Fenerbahçe Parkı’nda çimlerin üzerinden alınan bir hikâye… Bugün karşılıklı konuşma imkânı olması çok mümkün değildi… Hazin bir son olacaktı. Koruyucu ailemle birlikte başarılı bir çocuk oldum. Sadece beni değil benden sonra gelecek bir nesli kurtarıyorsunuz.