Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans yöntemiyle düzenlenen 140'ıncı AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda katılımcılara hitap etti. AK Parti’de unvanların değişebileceğini ama ülkeye, millete hizmet yarışının bitmeyeceğini belirten Erdoğan “Hak bir dava yolunda verilen mücadele seçime kadar değil mezara kadar sürer” dedi.
Günümüzde Avrupa ve Amerika coğrafyasının lafzı dışında demokrasi ile uzaktan yakından ilgileri kalmadığını dile getiren Erdoğan “Avrupa ve Amerika, demokraside ve ekonomide tümüyle yerle yeksan olsa bile biz, milletimizi her alanda kalkındırmaya, hak ve özgürlüklerini genişletmeye devam edeceğiz. Kendimizle birlikte ister tarihî bağlara dayansın, ister yeni ilişkiler kurmuş olalım tüm dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynı mücadeleyi vermekte kararlıyız. Bunun adı Türkiye modelidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin operasyon yürüttüğü bölgelerden çekilmesi gerektiğini söyleyen muhalefete de yedi soruda cevap verdi. Karşılarındaki zihniyetin çapsızlığını anlamak için sadece son dönemde terör örgütlerine, sınırlara yönelik tacizlere, hava ve deniz haklarını koruma gayretlerine karşı verilen tepkiye bakmanın yeterli olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

KİFAYETSİZ MUHTERİS MACRON
Ne diyorlar? 'Türkiye niye Suriye'de?' diyorlar, 'Niye Libya'da? niye Doğu Akdeniz'de? niye Afrika'da? niye Balkanlarda, Kafkasya'da ve Orta Asya'da?' diyorlar. Velhasıl ‘Türkiye bunca mücadeleyi niye veriyor?’ diyorlar. Peki onların haklı olabileceğini varsayarak, soruları tersinden sorarak Türkiye bu mücadeleleri vermezse ne olacağı üzerine gelin hep birlikte mantık yürütelim.

1- Türkiye tamamen çekilirse Suriye bir anda barışa, huzura ve özgürlüğe mi kavuşur?
2-Türkiye orada kurulan tezgâhı görmezden gelirse ertesi gün Kuzey Irak bütün teröristlerden mi temizlenir?
3-Türkiye yaşananlara sırtını dönerse Libya'da darbeciler köşelerine çekilip ülkenin yönetimini meşru iradeye mi bırakır?
4-Türkiye her şeyden vazgeçerse Fransa, başındaki kifayetsiz muhterisin yol açtığı savrulmalardan kurtulup sağduyulu bir siyasete mi yönelir?
5-Avrupa Birliği, Türkiye bütün haklarından feragat ederse uzunca bir zamandır ülkemize karşı uyguladığı çifte standardı terk edip bize verdiği sözleri tutmaya mı başlayacak?
6-Böyle bir durumda bölgede hesabı olan devletler her şeyi bir kenara bırakarak çekip gidecekler mi?
7-Sürekli ülkemize ekonomik tuzaklar kurmak için çabalayanlar pişman olup bize destek mi verecekler?

Şayet bu soruların hepsine gerçekçi ve samimi bir evet cevabı verilebilirse izlediğimiz politikayı gözden geçirmek de üzerimize vacip hâale gelir. Küçük bir kesim dışında Türkiye, özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde bu sorulara aklı başında olup da ‘Evet’ cevabı verebilecek kimseyi görmedim, duymadım, tanımıyorum.

ŞANTAJ VE TEHDİDE BOYUN EĞMEYECEĞİMİZİ ANLADILAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Devlet Övünç Madalyası Tevcih Töreni’nde şehitlerin bıraktığı mukaddes değerlerin sonsuza kadar korunacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu güzel vatana düşman ayağı bastırmayacağız. Milletin kutlu yürüyüşüne zarar verdirmeyeceğiz. Türkiye terörle mücadele tarihinin en başarılı dönemini yaşıyor. Bu milletin birliğine, beraberliğine kast edenlerden her damla kanın hesabını misliyle soruyoruz. Dağdaki katil sürülerinin başlarını kaldırmalarına nasıl fırsat vermiyorsak onların şehirdeki uzantılarına da müsamahakâr davranmıyoruz. Sırtını millet yerine terör elebaşılarına dayayanlar, dağdaki çapulculara güvenerek devletimizi tehdit edenler boylarının ölçüsünü almıştır. Tedbirler sayesinde örgüte katılanların sayısında ve eylem kapasitesinde önemli gerilemeler yaşandı. Bir dönem teröristlerin barındığı dağlarda bugün artık ceylanlar geziyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki gerilime de değinerek Türkiye'nin ve KKTC'nin uluslararası hukuktan doğan meşru haklarını sonuna kadar savunduklarını vurguladı. Erdoğan “Akdeniz'deki en uzun kıyı şeridine sahip ülkemizi birilerinin sahillerimize hapsetmesine izin vermeyeceğiz. Tehdit dilinin işe yaramadığı, Türkiye'nin şantaja ve haydutluğa boyun eğmeyeceği, artık konunun tüm muhatapları tarafından anlaşılmıştır. Son günlerde meselenin çözüm yeri olarak diplomasi masasının öne çıkarılması elbette ülkemizin kararlı duruşunun sonucudur. Karşı tarafın kışkırtmalarına, çocuksu davranışlarına rağmen hep haklı olmanın, büyük devlet olmanın vakarıyla hareket ettik. Türkiye'ye samimiyetle yaklaşanlar bizden daima hüsnüniyet görecekler. Türkiye'nin sabrını ve kararlılığını test edenler de her zaman hak ettikleri cevabı bizden alacaklardır” değerlendirmesinde bulundu.