ZİYNETİ KOCABIYIK

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, güvenli olmayan gıdalar 200’den fazla hastalığa yol açıyor. En büyük tehditlerden birisi ise antimikrobiyal direncin yayılması. Dünya genelinde her yıl 10 kişiden biri bakteri, virüs, parazit bulaşan ve kimyasal maddelerle kirlenen gıdalar yüzünden hayatını kaybediyor.

SUNİ GÜNDEMLERLE KAFALAR KARIŞIK
Gıda güvenliği konusunda kamuoyunda halk sağlığını tehdit edecek düzeyde bilgi kirliliği olduğunu söyleyen Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, gündem dışı konularla toplumun kafasının karıştırıldığını belirterek “Medyada gıda güvenliği ile ilgili bilimsel verilerle konuşan kişi çok az. Çoğunlukla reyting kazandıran, konuşan kişiyi popüler kılan spekülatif konular gündeme getiriliyor ve halk sağlığı için asıl önemli olan konuların geri planda kalıyor. Mesela Türkiye’ye GDO’lu ürün sokulması yasak olduğu hâlde bizim bir GDO’lu ürün gündemimiz var. Tavuk üretiminde hormon ve antibiyotik kullanımı yasak olduğu halde tavuk yemek sağlıklı mı değil mi onu tartışıyoruz. Süt ve yoğurt konusu aynı şekilde… Market yoğurdu yiyelim mi yemeyelim mi? Evde kendimiz mi yapalım? Bunun için sütü sokaktan alalım… Enerjimizi bu tür konularla boşuna harcatıyorlar” dedi.

BAKANLIK AÇIKLAMASINA İTİBAR EDİLMELİ
Vatandaşın gıda güvenliğini konusunda sadece resmî makamların sözlerine itibar etmesi gerektiğini söyleyen Saner “Ülkemizde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gıdalarda tağşiş yapan markaları ve firmaları zaman zaman açıklıyor. Bilinçli bir tüketici öncelikle her spekülatif söylentiye inanmaz; çeşitli kaynaklardan bilgiyi araştırır” diye anlattı.

AÇIKTA SATILAN YİYECEKLERDEKİ TEHLİKE
Son dönemlerde toplumda ambalajlı gıdalara karşı olumsuz bir algı oluşturulduğunu hatırlatan Saner “Gıda güvenliğinde, gıdanın tarladan çatala takip edilebilir olması gerekir. Ambalajlı gıdalar, denetlenen, izin verilen ve takip edilebilir gıdalardır. İzlenebilirliği sağlanmamış bir ürünün güvenliğinden söz edilemez. Ambalajlı gıdalar koruyucu içerdikleri düşüncesiyle yıpratılıyor ve insanlar açık gıdalara yönlendiriliyor. Ürünün koruyucu içerip içermediği zaten üzerinde yazıyor. İçinde koruyucu olmayanları almak mümkündür. Ancak ambalajsız gıdaların muhtevasını hiç bilemiyoruz. Açık ürünlerde de izin verilmeyen maddeler var ama vatandaş bunun farkında değil. İçinde ne kadar pestisit, kanserojen madde, katkı maddesi, antibiyotik olduğu satanın insafına kalmış. Mesela yaptığımız bazı araştırmalarda sokak sütlerinin içinde izin verilmeyen maddelere rastladık. Ayrıca vatandaş satın alacağı ürünün ambalajını, son kullanma tarihini de mutlaka okumalı” dedi.

ALIŞVERİŞ LİSTESİ HAZIRLAYIN
Gıda Güvenliği Derneği’nin “Gıda Kaybı ve Etiket Okuma Araştırması”na göre tüketicilerin yüzde 59’u önceden alışveriş listesi yapsa da, alışveriş sırasında tüketicilerin yüzde 63’ü yaptığı listenin dışına çıkıyor. Tüketicilerin yüzde 41 ise hiç liste yapmadan plansız bir şekilde alışveriş yapıyor. Plansız yapılan alışverişler ise bozulan, çöpe giden yiyeceklerin alınmasına yol açıyor. “Alışverişe çıkmadan önce, buzdolabınızda ve kilerinizdeki gıdaları kontrol edin ve mutlaka alışveriş listenizi hazırlayarak alışverişinizi listenize göre yapın” diyen Samim Saner “Et, balık ve süt ürünlerini alışverişinizin en sonunda alın. Özellikle meyve ve sebze ile raf ömrü kısa olan ürünleri alırken daha da dikkatli olun. Karnınız açken alışveriş yapmayın, yoksa ihtiyacınız olandan fazlası ile geri dönebilirsiniz” diyor.

ZARARLI MI DEĞİL Mİ NASIL ANLARIM?
Gıda maddelerinde gerekli olduğu takdirde katkı maddelerinin kullanıldığını ve bunların Gıda Tarım Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütünün oluşturduğu bir uzman komitesi tarafından onaylandığını söyleyen Samim Saner “Gıda katkı maddeleri fonksiyonlarına göre, koruyucular, antioksidanlar, renklendiriciler, tatlandırıcılar, asitlik düzenleyiciler gibi birçok sınıfa ayrılıyor. AB tarafından onaylı bu maddelere, sınıflandırmaları ile bağlantılı olarak E kodu veriliyor. Örnek verecek olursak tüm renklendiriciler 100 aralığındadır (Mesela E 150a Karamel), antioksidanlar 300 aralığında (Mesela E 300 Askorbik asit), koruyucular 200 aralığında (Mesela E 210 Benzoik asit) sınıflandırılırlar. Sağlığınızı korumak için yapılabilecek en iyi şey bu kodlar ve gıdalar hakkında bilgilenmek ve ailenizi bilgilendirmek olacaktır. Böylece market alışverişi sırasında alacağınız ürünlerin içeriğini hızlıca gözden geçirebilir ve buna göre karar vermektir” dedi.

SEBZE VE ETİ AYNI YERDE SAKLAMAYIN
Sağlıklı hayatın kaynağı sebze ve meyvelerde bulunabilecek salmonella, E.coli ve listeria gibi bakterilerin hastalık yaptığını anlatan Samim Saner, alışveriş ve saklama ile ilgili şu tavsiyelerde bulundu:
¥ Dilimlenmiş meyve ve sebze satın alıyorsanız mutlaka soğukta saklandığına emin olun. Hemen yemeyecekseniz siz de dışarıda bekletmeyin hemen buzdolabına koyun.
¥ Sebze ve meyvelerinizi çiğ et ve kanatlı ürünlerden uzakta tutun, farklı poşetlerde taşıyın ve buzdolabında da ayrı şekilde muhafaza edin.
¥ Hastalığa sebep olan mikropların bulaşmasını önlemek için et ve et ürünlerinin, sebzelerin, meyvelerin ve ekmeğin kesildiği tahtanın mutlaka ayrı olmasına dikkat edin.

YEMEK YİYECEĞİNİZ LOKANTANIN ÖNCE TUVALETİNİ GÖRÜN
Bayram dönüşü başladı. Hava sıcak… Özellikle beslenme ile ilgili mide bağırsak hastalıklarının en sık görüldüğü dönemdeyiz. Dönüş noktalarındaki restoranların hastalık kaynağı olabileceğine işaret eden Saner “Bir lokantanın hijyenik vaziyeti hakkında fikir sahibi olmak için yapılacak en basit hareket önce tuvaletini görmektir. Tuvaleti pis, sabun ve tuvalet ve el kurulama kâğıdı olmayan lokantanın restoranından da hayır gelmez” dedi. Gıda kaynaklı virüslerin çoğunlukla mide bulantısı, kusma ve ishale sebep olduklarını, gıdalardan sarılığa yol açan Hepatit A ve Hepatit E virüslerinin de bulaşabileceğini belirten Değer “Bu virüsler gıdalara genellikle hijyenin kötü olduğu şartlardaki üretim ve dağıtım sırasında alet, ekipman ve personelden bulaşır. Tatil dönüşü kötü bir sürprizle karşılaşmamak için yemek yediğiniz yerlere dikkat edin. Et dışarda yediğinizde riskli bir besindir.  Siparişinizi verirken iyi pişirilmesini isteyin. Köfte, et gibi gıdaların içlerinin kırmızı kalmamasına, ancak dışının da yanmamasına dikkat edin” dedi.