ZİYNETİ KOCABIYIK

Yarın Babalar Günü... Çocuğun sağlıklı ruhsal gelişiminde, hayata karşı duruşunda, mesleki ve okul başarısında en az anne kadar baba da önemli bir role sahip. Yarın çocuğunuza sarılırken bir düşünün “nasıl bir babayım?” diye. İlgili mi, ilgisiz mi, öfkeli mi, anlayışlı mı, yargılayıcı mı, aşırı toleranslı mı ya da çocuğun her isteğini, istediğinden fazla yerine getiren baba mısınız? Uzmanlar bütün bu tanımlamaların çocukların geleceğini şekillendirdiğini söylüyor. Acıbadem Maslak Hastanesinden uzman klinik psikolog Neil Serem Yılmaz, baba tiplerinin çocuğun karakterini nasıl etkilediğini anlattı...

GÜÇLÜ BABA
Çocuk için baba gücü temsil eder. Babanın gücünü görmek çocuk için bir destek ve dayanaktır. Büyüyebilmek için babanın gücünü hissetmesi ve ona yaslanması gerekir. Bu olmadığında, başkalarına bağımlı, kendine güvenmeyen ve zorluklar karşısında çabuk pes eden biri olması kaçınılmazdır.

ÖFKELİ BABA
Erkek çocuk, erkek olmayı, cinsel kimliğini babası aracılığı ile kazanır. Babanın karakteristik özelliklerini, annesine ve çevresine davranışını izler. Çocuk eğer öfkeli ve tahammülsüz bir baba ile karşılaşıyorsa o da gelecekte öfkesini kontrol etmekte zorlanacaktır. Babanın varlığı ve erkek çocuğa olan tavrı, çocuğun gelecekte nasıl bir erkek ve baba olacağı üzerinde de son derece etkilidir.

İLGİSİZ BABA
Baba varlığını ve desteğini çocuğa hissettirmediğinde çocuk kendini eksik, değersiz ve yetersiz görür. Baba çocuk için fren işlevi sağlar. Çocuk yanlış bir şey yaptığında ya da tehlikede olduğunda babanın orada olduğunu bilir ve bu sayede özgür hisseder. Baba ilgisizse, çocuk kendini frensiz bir arabada hissettiğinden harekete geçmekten, duygularını ifade etmekten çekinebilir. Yanlış yapma ve yanlış yaptığında durdurulmayacağı kaygısı ile hiç harekete geçemeyebilir. Duygusal ve akademik alanda bir kitlenme yaşayabilir.

AŞIRI TOLERANSLI BABA
Çocuğun hayatın zorluklarına göğüs germeyi öğrenmesi, hayal kırıklıklarına dayanabilmesi için öncelikle evde bir takım yasaklarla karşılaşması gerekir. Üzülmesin ya da ağlamasın diye her istediği yapılan çocuk bekleyemez, erteleyemez ve büyüyemez. Kurallar arabanın freni gibidir, çocuğun kendini durdurmayı öğrenmesi için önce baba tarafından bu frenin çocuğa sağlanması gerekir. Babası tarafından evde yasaklarla ve kurallarla karşılaşmayan çocuk, okulda ve sosyal ilişkilerde de çeşitli zorluklar yaşar. Arkadaşlık ilişkilerinde; her şey kendi istediği gibi olsun ister. Hep merkezde ve kazanan olmak ister, herkesi yönetmek ve her şeye hâkim olmak ister. Paylaşmak ve beklemek oldukça zordur. İstedikleri dışında bir şey olduğunda diğer çocuklar üzerinde zorbalığa başvurma ya da öfke krizleri yaşayabilirler.

ŞIMARTAN BABA
Baba gerekli durumlarda çocuğa fren işlevi sağlamadığında çocuk duygusal bir boşluk içinde hisseder, riskli eylemlerde ve davranışlarda bulunur; sınırları kendini tehlikeye atarcasına zorlayabilir. Bu durum çocukluk çağında sıklıkla; davranış bozukluğu ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu şekline dönüşebilir. Diğer bir zorluk alanı da okulda görülür. İsteklerini erteleyemeyen, bekleyemeyen çocuk okulda da sırasını bekleyemez, derslerde dikkatini toparlayamaz, ödev yapmaz. Evde her istediğini yapan ve babanın koyduğu sınırlarla karşılaşmayan çocuk, okulda da okulun kurallarına uymakta zorlanır. Çoğunlukla sınıf düzenini bozucu hareketlerde bulunur.

ERKEK ÇOCUK BABAYLA REKABETE GİRER
Kimi zaman babalar çocukları üzülmesin, kendilerini kötü hissetmesin ya da öfkelenmesin diye çocuk karşısında güçsüz bir konuma geçebilmektedirler. Bilerek oyunda çocuğa yenilir, bazı şeyleri yapamıyormuş gibi davranır ya da çocuğa “sen daha güçlüsün” diyebilirler. Durum böyle olduğunda çocuk babayı akranı zanneder ve koyduğu kurallara uymaz. Daha da önemlisi erkek çocuk baba ile rekabete girer, babadan daha güçlü olduğunu görmek ister ama daha sonra babanın gücünü fark edip kabul eder. Böylece hem ruhsal açıdan olgunlaşırken hem de ebeveynin koyduğu kuralları kabul eder. Ancak baba burada bahsedilen güçlü konumu almadığında çocuk kendini evin hâkimi zanneder.