> Hasan Sarıçiçek

Fener’in ilacı benim
“Kadıköy’de sevgi selinden yürüyemiyorum. Her sabah Fenerbahçe koyunda düzenli koşuyorum. Fenerbahçeli taraftarlar etrafımı sarıp ‘Hoca Fenerbahçe’nin hâli ne olacak?’ diye sormuyor mu, içim yanıyor o an. Hele ‘Artık seni Fenerbahçe’de görmek istiyoruz. Ne zaman geliyorsun?’ diye ısrarla sormuyorlar mı, söyleyecek söz bulamıyorum. Hepsi de biliyor ki, F.Bahçe’nin ilacı benim. “Taraftar Pereira’yı değil beni takımın başında görmek istiyor ama üç defa kapısından döndüğüm F.Bahçe yönetimine kabul ettiremedim bir türlü kendimi!”
 
Ali Koç da kurtulacak
“Oysa beni teknik direktör yaparlarsa Ali Koç da kurtulacak, Fenerbahçe de, ben de... O gün yakın mı? Fenerbahçe’nin hocası olamadan ölürsem gözüm açık giderim. Millî takımı bir yabancıya emanet ettiler. Tamam, başarılı olabilir ama bizde hoca mı kalmadı? Bütün başarılarda Türk antrenörlerinin imzası var. Ayrıca Kuntz’la şahsi meselem yok olamaz da ama A Millî Takım’ın başında bir yabancının olması ağırıma gidiyor. Türkiye’de lisanslı 25 bin teknik adam var, bunların en az 300’ü üst seviyede. 
 
Yabancıda ne buluyorlar? 
‘Terim, Denizli, Yanal, Avcı ve Güneş ile yeteri kadar Türk’e şans verdik’ diye bir Alman’da karar kıldılarsa bilsinler ki, onun ülkesindeki en iyi spor okulunu bitiren adam benim? Hadi, Vural’ı istemediniz başka Türk hoca da bulamadınız mı? Kimse kendinden daha iyi olanı aralarında görmek istemiyor ülkenin sorunu bu. Mehmet Sepil Başkan’la buluştuk. ‘Bizi Süper Lig’e çıkar’ dedi, el sıkıştık. Göztepe’yi ligin bitimine 9 hafta kala aldım ve 14 yıllık hasrete son verdik. 
 
Sepil ne dese beğenirsin?
Herkes mutlu Sepil Başkan bana ne dese beğenirsin? ‘Hoca’m sen teknik direktör değilsin! Tribünlere bir sus işareti yapıyorsun herkes susuyor. Bu teknik adamlıktan öte bir şey, yönetim için tehlikeli bir durum, seninle çalışamayız’ demez mi? Meğer futbolcuların basın toplantısını basıp ‘Yılmaz Vural’ diye tezahürat yapması ağırlarına gitmiş.” 
 
Anlayışı değiştirirdim 
“Bana fırsat verseler ilk olarak sistemi tıkayan anlayışı değiştirirdim. Mesela ‘özerk’ yapıyı sıkıntıya sokan TFF Genel Kurulu yapısındaki delege sisteminden başlardım işe. İlk özerk yasadaki A ve B Grubu delege yapısının nesi vardı ki değiştirildi? Sporun kanaat önderleri, uluslararası tecrübeliler, millî olanlar, taban birliklerine mensup olanlar var. Hepsini bir potaya koyar ve inisiyatifi kulüplerden yana kullanırsan bu, dengeyi bozar.”
 
Paralar havada uçuyor
“Sonra, ‘Seni seçen biziz’ diye sürekli TFF yönetimine aba altından sopa gösterirler, iş yapamazsın. Ya sürekli MHK değişir ya da kulüpler borç batağına sürüklenir, başka şeyler değişir… Eskiden, mahrumiyet vardı. Statlar, tesisler yoktu, imkân yoktu, 12 saatlik yolu otobüsle gider ve maçını oynar dönerdin. Öyle otel, konaklama filan yoktu. Öyle ki antrenman için malzeme bile bulamıyordu insanlar. Paralar, havada uçmuyordu şimdiki gibi.”
 
Her şey var yönetici yok 
“Şimdi Türkiye’de her şeyin en güzeli var; tesisler harika. Aşağı yukarı 25 milyon genç nüfus var, hepsi de iyi eğitim almış güçlü karakterler. Özetle Avrupa’da olup da Türkiye’de olmayan ne var? Bir arpa boyu yol alamıyoruz, problem nerede iyi düşünün! Problem futbolu yönetenlerde... O kafalar değişmedikçe maalesef bozuk plak çalmaya devam eder...” 
 
En iyisi İstanbul’da olmak 
“Türkiye’nin her yerinden teklif alıyorum... Süper Lig takımları da mevcut ama benim de kriterlerim var, İstanbul’da bekçi olmak başka şehirde baş olmaya yeğdir diyorum. Bir İstanbul takımından da teklif geldi ama kabul etmedim, edemezdim. Daha önce o kulüpte çalışan bir arkadaşımdan duydum ki, kulüp başkanı kulübeye oğlunu oturtuyor, telefonla takıma müdahale ediyormuş. Takımın başında sadece bir hoca olur.”

Sporun kara kutusuyum
Bir arayın be kardeşim!

“Ülkede spor kanunu yapılıyor kimse fikrimize, bilgimize, tecrübemize başvurmuyor. Federasyonlar kuruluyor yine aynı duyarsızlık. Kardeşim, ben bu ülkede sporun kara kutusuyum, 30 ayrı kulüpte çalıştım, Edirne’den Kars’a Türkiye’nin her tarafında dostlarım mevcut. Her türlü yönetim profili ile beraber oldum. Kulüplerin yapısını da, problemini de, çözümünü de gayet iyi bilirim. Siyasetse bakanlarla, milletvekilleri ile oturmuşluğum da var. Hâl böyle iken bir Allah’ın kulu sormaz mı, ‘Hoca ne düşünüyorsun?’ diye. Haksızlık etmeyeyim arada bir TFF Başkan Yardımcımız Servet Yardımcı arıyor, ‘Hoca bizi bilgilendir’ diyor o kadar...”

TARAFTARIN SEVGİLİSİ
Renkli kişilik

 Yılmaz Vural deyince futbolseverlerin aklına yedek kulübesinde yerinde duramayan, maçı âdeta içinde yaşayan, sevincini de öfkesini de göstermekten çekinmeyen bir teknik adam profili geliyor. Taraflı tarafsız herkesin sevdiği Yılmaz Vural, reklam filmleriyle de ekranlarda sık sık boy gösteriyor. 

TAM BİR FUTBOL SEYYAHI
35 yılda 30 takım Dünyada örneği yok
1986-1987 sezonunda Malatyaspor’da önce yardımcı antrenör ardından da teknik direktör olarak kariyerine adım atan Yılmaz Vural, daha sonra Süper Lig ve TFF 1. Lig takımları başta olmak üzere birçok kulübü çalıştırdı. Kariyerine 30 takım sığdıran ve 35 senedir antrenörlük yapan Vural “Dünyada aynı durumda olan bir teknik direktör yok. Bu rekor çok sevimli bir rekor mu, değil. Bu, Türk futbolunun istikrarsızlığını ortaya koyuyor. Yani bizi birileri istedi de çalışmadık mı? ‘Niye bu kadar değişim oluyor’ sorusunun muhatabı biz oluyoruz ama bunu seçicilere sormak lazım” diyor...

 


SEVGİ SELİ
Futbola Hizmet Plaketi ile taltif edilen Yılmaz Vural, AK Parti Başkan Vekili Numan Kurtulmuş'un da katıldığı gecede "Fenerbahçeliler takımın başına beni görmek istiyor ama yönetimlere bunu bir türlü kabul ettiremiyorum" dedi.