CANAN ERASLAN - Son yıllarda ortalama yaşama süreleri artıyor. Araştırmalar ise geçmiş nesillere göre insanların daha uzun yaşayacağını gösteriyor. Yaşama süresindeki bu artışla birlikte yeni dünya düzeninde aileler küçülüyor hatta yalnızlaşıyor. Şöyle etrafımıza baktığımızda yalnız yaşayanların sayısının arttığını, genel hane ortalamasının 3-4’ten yukarı çıkmadığını görüyoruz. Bu da beraberinde yaşlılıkta nasıl sağlıklı kalabiliriz, yaşlılığımızı nerede geçirmeliyiz, yaşlandığımızda gelirimiz bize yetecek mi gibi birçok soruyu peş peşe sıralarken “Bize kim bakacak” sorusunun temel nokta olduğunu da fark ediyoruz. Sağlık şirketi Pfizer tarafından yapılan araştırmada yaşlılığın geleceğine dair ipuçları da veriyor. Bugün 75’lerde olan ortalama hayat süresi 2030’a gelindiğinde 80’i bulabilecek ve giderek artacak. Peki 80, hatta 100 yaşına kadar yaşamaya hazırlıklı mıyız? Gelirlerimiz, giderlerimiz, yaşlılık planlarımız, 100 yaşına kadar yaşayabilme ihtimalimiz üzerine kurulu mu? Pek de değil aslında. Ancak bir taraftan birkaç saniye sonra hayatta olmayacağımız inanç ve bilinciyle yaşarken, 100 yaşını geçebileceğimiz ihtimalini de göz önünde tutup ona göre yaşamak, geleceğe ona göre hazırlanmak gerekiyor.
Peki yaşlılığa neden ikinci ergenlik diyoruz? Çünkü gençlik ergenliğinde çocukluktan yeni çıkmış, hayatımızın geri kalanına gerek eğitim gerek sosyal ve kültürel, gerekse de duygusal olarak hazırlanma konusunda büyük paradoks içinde dolaşırız. Yaşlılık ise, çocukluk-gençlik-olgunluk seviyelerini tamamlayan, bedeni kalbi ve beyninin ritmine ayak uyduramayan dönemi içerir büyük çoğunlukla. Geçmişte aile yapılarında yaşlılarla birlikte yaşamak gelenek ve hatta bazı ailelerde onur sayılırken, bugün yaşlılar ‘bir an önce kurtulmak gereken’ bireyler hâline geldi. Yaşlı ve yalnızsa ya evlatları arasında elinde çanta dolaşan, ya kendi evinde yapayalnız veyahut bir huzur evine götürülerek “Burası senin için daha iyi, bak yaşıtların da var” diye bırakılan kişi olma açmazıyla karşı karşıya olan yaşlı nüfus için bu dönem büyük bir travma da aynı zamanda. Tek başına kalma, tek başına ölme, acı çekme korkusuyla örülen bir gelecek korkusu, büyük oranda ergenlikte yaşanan korkularla özdeşleştiriliyor. Bu sebeple, yaşın rakamsal değeri değil, iyi yaşanan dönemler için hazırlık yapmakta yarar var. Maddi ve manevi olarak...


90’lı çocuklar çok yakında yaşlı

¥ 2050 yılında, 90’lar neslinin büyük bir bölümü yaşlılığa adım atacak.
¥ 2050’de dünyada 9,7 milyar insan olacak.  2050’de hayatta olan her 6 kişiden 1’i 60 yaş veya üstünde olacak.
¥ Daha uzun ve sağlıklı yaşamanın topluma faydası 7 trilyon dolar olacak.

Ortalama yaş 80’e çıkabilir
Yapılan araştırma, günümüzde yaşama sürelerinin arttığına dikkati çekiyor. Çünkü 2014-2015 arasında 65 yaş ve üstü nüfus 1 milyondan fazla arttı. Hastalıklara karşı koruma ve tedavi standartlarının artması, bu sayıyı daha da artırıyor. Bugün hayatta olan insanların büyük bölümünün 70’li yaşları görebileceği tahmini yapılıyor. 2030’a gelindiğinde ise ulusal yaş ortalaması 80 olabilecek. 

Yaşlanmayı hızlandıran faktörler
Yaşlanma hücrelerin, vücudun bazı uzuvlarının görevlerini yapmamaya başlamasıyla ortaya çıkan bir durum. Yaşlanmada genler de etkili ama bu, etkilerden sadece biri. Diğer sebepler bir araya geldiğinde yaşlanma hızlanıyor. Yani sigara, uzun süre stres altında yaşamak, vücutta fazla yağlanma, hareketsizlik, kötü beslenme, yaşanan ortamdaki hava kalitesinin kötü olması (sürekli egzoz dumanı, madende kömür tozu gibi) yaşlanmayı hızlandıran faktörler.

Arabayla  sosyallik daha çok
Araştırmalar araç kullanabilen yaşlı bireylerin çıkıp dolaşma ihtimalinin daha fazla olduğunu, ancak araç kullanmayanlarda sosyal hayata katılımın azaldığını gösteriyor. Aracı olmayan ya da kullanmayı bilmeyen yaşlılara bir aktivite planlaması çok önemli. Grup gezileri, tanıdık ziyareti organize edilmeli, yaşlı bireyin kendini işe yarıyor hissetmesi için sorumluluk alması, elinden geldiğince bir şeyler üretmesinin sağlanması gerekiyor.

Sağlıklı yaşlılık için aktif yaşamak şart
Sağlıklı bir yaşlılık için, yaşlılıkta da aktif kalmak şart ancak aktivite deyince akla spor salonları gelmemeli. Yaşlılıkta hareketlilik konusunda geçenlerde yapılan bir çalışmada katılımcıların fiziksel aktivite olarak ev işi yaptıklarında ya da köpeği yürüyüşe çıkardıklarında da iyileşme yaşadığı görüldü. Aileyi ya da arkadaşları ziyaret gibi sosyal faaliyetler de hem fiziksel, hem de zihinsel açıdan yarar sağlıyor.

Kaliteli yaşlılığın formülü
Hepimiz farklı yaşıyoruz. Metabolizmamız, soluduğumuz hava, beslenme alışkanlıkları ve tercihleri hep farklı. Tıpta da öyle. Aynı hastalığa sahip iki insandan birinde ilaçların yan etkisini görürken, diğerlerinde rastlanmıyor. Aynı ilaç iki ayrı kişiye ayrı dozlarda etki edebiliyor. Bu durumda uzun yaşamanın sırrı da kişiye göre değişiyor. 


Çok korkuyoruz ama çaresiz de değiliz
¥ Yapılan araştırmalar, obezitenin yoğun yaşandığı Amerika’da 30 yaş üzeri kişilerin yüzde 63’ünün yaşlandıkça hareket kabiliyetini kaybetmekten korktuğunu ortaya koymuş. 
¥ Yine araştırmalar hareket azaldıkça kişilerin toplumdan uzaklaşma, kronik hastalıklara yakalanma, hayat kalitesinin düşmesi ihtimalinin arttığını gösteriyor.
¥ Yaşlı yetişkinlerin yaklaşık yüzde 14’ü kendilerini toplumdan soyutlanmış hissediyor. 
¥ Fakat yaşlanma karşısında tamamen çaresiz değiliz. Gücü artıran egzersizler kas ve kemik kaybını azaltıyor ve hatta önlüyor.
¥  90 yaşın üzerindekilerde 8 haftalık direnç egzersizi sonrasında kas gücü yüzde 174 ve yürüme hızı yüzde 48 arttı. Kemik kaybı doğru beslenme ve egzersizle yavaşlatılıyor, ilaçlarla önlenebiliyor.
¥ Birçok kayıp geri kazanılıyor. Mesela, engellilik nedeniyle (banyo yapmak, giyinmek veya yürümek gibi) temel işlevleri yerine getiremeyen 400’den fazla yaşlı üzerinde yapılan bir çalışmada, yüzde 80’inin rehabilitasyonla bir yıl içinde bu işlevleri geri kazandığı ortaya çıktı. Bu grubun yüzde 50’si bu bağımsızlığı en az 6 ay daha korudular.

65 yaş üzeri gençlerden daha verimli
Veriler 65 yaş ve üstü kişilerin kendileri için çalışmaları ihtimalinin, gençlere oranla daha yüksek olduğunu gösteriyor. Günümüzde de insanlar emeklilik sonrasında köşesine çekilmek yerine, ne tür işler yapacağını araştırıyor, esnek istihdam imkânlarını inceliyor. Bilgiden çok tecrübe ve ciddiyet isteyen işlerde 65 yaş üzeri kişilerin gençlerden daha başarılı olduğu görülmüş. Serbest yazar olarak çalışan yaşlıların, yönetim gerektiren işleri yapanların da yine gençlere göre çok daha iyi olduğu da yine bir araştırmanın sonucu.