Bir hilm abidesi: Ahnef bin Kays hazretlerinin çok tesirli nasihatleri vardır
"Bir gün Kâbe-i şerîfi tavaf ederken yanına bir sahâbi yanaşır. Ona iki dünyasını dolduracak güzellikte bir müjde verir."
ÖMER ÇETİN ENGİN - Tabiînin büyüklerinden olan Ahnef bin Kays’ın (rahmetullahi aleyh) hilmi, yani yumuşak huyu darb-ı mesel hâline gelmiştir. Bir hadîs âlimi olan bu mübarek zat Sevgili Peygamberimizi (sallallahü aleyhi ve sellem) görmemiş olmasına rağmen duasını alma bahtiyarlığına ulaşır. O canlara can katan haberi ise şöyle almıştır. Ki bu haberi aldığında çok sevinmiştir.
SANA BİR MÜJDE VEREYİM Mİ
Zaman Hazret-i Osman’ın (radıyallahü anh) halifeliği zamanıdır. Hazret-i Ahnef, Kâbe-i şerîfi tavaf etmektedir. Aniden Leys kabilesinden birisi ile karşılaşır ve hayatının en güzel haberini alır. O gelen kimse bir sahâbidir. Elinden tutar ve, “Sana bir şey müjde vereyim mi?” der. Ve şöyle anlatır: Hani hatırlarsın, Resûlullah Efendimiz beni İslâm’a çağırmak için senin kabilene göndermişti. Ben de, onlara İslâm’ı anlatıp, davette bulunuyordum. O zaman, sen “En güzel, en iyi bir şeye, güzel huylara çağırıyorsun, kötü huylardan uzaklaştırıyorsun. Bunları hiç duymamıştım” demiştin ve Müslüman olmuştun.
ALLAH’IM, AHNEF’İ BAĞIŞLA
Ahnef bin Kays hazretleri kabilesi arasında tutulan, ilim, irfan sahibi, zekî bir kimse olduğu için, kendisi Müslüman olunca kabilesi de onun tavsiyesi üzerine Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Bu sahâbi sözlerine devam ederek, “Bütün durumları, gidince Resûlullah’a anlattım. Resûlullah senin için, “Allah’ım! Ahnef’i bağışla” diye dua buyurdu. Çok duygulanan Ahnef bin Kays hazretleri “Benim yanımda, ahiretim için Resûlullahın bu mübarek duasından daha ümit verici bir şey yoktur” der ve âdeta bayram eder.
Bu âlim zatın çok kıymetli nasihatleri var. Siz kıymetli okuyucularımızın iki dünyasına fayda sağlayacak sözler bunlar. Sık sık okumalı ve istifade etmeli bu sözlerden.
AHLAK...
“Size, sıkıntısı ve zorluğu olmayan, övülecek bir şey söyleyeyim mi? Güzel ahlak, çirkin ve beğenilmeyen şeyi terk etmek. En kötü hastalık da; alçak ve düşük ahlak, çirkin sözleri söylemektir.”
“Şerefli ve asil kimse, sözünde durur. Akıllı olan, yalan söylemez. Mümin olan gıybet etmez.”
“Edeb ve fazilet sahiplerine göre: Babalar, çoluk çocuğuna, ölüler dirilere, sırf Allahü teâlânın rızası için, iyi ve yararlı şeyler hazırlamaktan daha üstün bir şey bırakmamıştır.”
“Çok gülmek, heybeti; çok şaka, vakar ve şahsiyeti giderir. İnsan ne ile beraberse, onunla bilinir. Meselâ, çok güler ve şaka yaparsa, hafif olarak bilinir.”
“Bizim bulunduğumuz yerde kadınlardan, yiyecek ve içeceklerden konuşmayınız. Çünkü, en kızdığım kimse, avret yerlerinden, karnından ve midesinden bana anlatandır.”
“Kişinin, sevdiği yemeği terk edebilmesi, ağırbaşlılık ve şahsiyet yüksekliğindendir.”
HİLM SAHİBİ OLMAK
Ahnef bin Kays’a ‘hilm’in ne olduğunu sordular. Cevap olarak “Alçak gönüllü ve sabırlı olmak” buyurdu.
“Aslında ben halîm değilim. Fakat halîm olmaya çalışıyorum.” (Demek ki insan bu sayede yavaş yavaş yumuşak huylu olmaya başlıyor)
KİBİR
“İdrar yolundan akıp gelen insan, nasıl kibirli olur, şaşıyorum.”
İBRET ALMAK
“Aranızdaki düşük ve bayağı kimselere ikram ediniz, onlara hediyede bulununuz. Çünkü onlar, sizi dünyada ve ahirette, utanacak duruma düşmekten ve ateşten alıkoymaktadırlar. İnsan, utanılacak ve ateşe düşmeye sebeb olan şeyleri onlarda görerek, bunlardan kendisini korur.”
“Bir sıkıntımı ve başıma gelen bir musibeti, gözleri görmeyen ama birisine şikâyet ettim. Bu durumu ona sitem ettim. Bunun üzerine beni üç defa susturdu. Dedi ki: “Ey Ahnef bin Kays! Başına gelen musibeti hiçbir kula şikâyet etme. Çünkü, şikâyet ettiğin kişi, bunu söylemekle kendisini üzeceğin bir dost veya kendisini sevindireceğin bir düşmanın olabilir.”
UZUN MUSİBET
Ona, sen artık çok yaşlandın. Oruç seni çok zayıf düşürür, denildiğinde, “Ben onu uzun bir musibet için hazırlıyorum” buyurmuştur.
KARDEŞLİK NE DEMEK
“Kardeşlik çok ince bir şeydir. Onu korumazsan zarar gelebilir. Daima kızgınlığın zamanında kendine sahip olarak onu koru ki, sana haksızlık eden gelip, senden özür dilesin. Olan ile yetin. Fazlasını arama. Arkadaşının kusuruna bakma.”
“Şu üç hususa tahammül etmek, kardeşlik haklarındandır. Kızdığında, azarlandığında, dil sürçmelerinde.”
ÇOCUK TERBİYESİ
Bir gün Hazret-i Muâviye (radıyallahü anh) Ahnef bin Kays’ı yanına çağırır. Gelince “Ey Ebü’l-Bahr! Çocuklar hakkında ne dersin?!” diye sorar. Ahnef bin Kays hazretleri, “Onlar gönlümüzün meyveleridir. Onlara her türlü şefkat ve kolaylığı gösteriniz. Onların sevgi dolu hareketlerinden memnun olunuz. Onlara bir şeyi zorlaştırmamalı. Bu yüzden onları hayatlarından bezdirip, usandırmamalı” buyurur.
YAKARIŞIN GÜZELLİĞİ
Vefat anı yaklaşınca şöyle dua eder:
“Allah’ım! Eğer beni bağışlarsan. Sen buna zaten lâyıksın. Eğer azâb edersen ben de buna zaten lâyığım.”
KENDİMİ KAYBETTİM HÜKÜMSÜZDÜR - 10
BUZ TUTMUŞ KALBİM
- Canavar mı?
- Bir benzetme sadece. Nefs deniyor ona. Huyunu tarif etmek için canavar dedim.
- Nasıl yani huyu derken!
- Bunun huyu şu. Bütün istedikleri olsun da nasıl olursa olsun. Sonunu düşünmez. Hep kendisini düşünür. Zevklerine tapınır tek kelimeyle.
- İlginç. Ben de bütün istediklerim olsun derdindeyim. Olmayınca sinirleniyorum.
- Her şey senin olsun değil mi? Herkes senin istediğin gibi davransın.
- Tam öyle değil aslında. Kimse bana zarar vermesin yeter.
- Bu da benim istediğim gibi davransın demek değil mi?
- Evet, galiba.
- Ama şunu unutuyorsun. Senin içindeki canavarların bir benzeri de onlarda var. Yani onlar da kendileri için yaşayan kişiler.
- Ama ben onlar gibi zarar vermiyorum kimseye.
- Fakat bana geldiğinde bu yolu seçtiğini söylemiştin. Aksine yaşadığım yıllarda hep zarar gördüm demiştin.
- Doğru. Böyle söylemiştim.
- O hâlde nefret ettiğin tiplerin safına geçmek olur bu. Yani kızdığın insanlara benzemek.
- Başka çarem yok. Yoksa onlar bana zarar verecek.
- Peki bu seni mutlu ediyor mu?
- En azından mutsuz etmiyor.
- Delikanlı herkes mutlu olmak ister. Bunu inkâr edemeyiz. Aradaki fark kimi mutlu olurken başkasını mutsuz etme hakkını kendinde görmez. Kimi ise buna aldırış etmez. Etrafına bir menfaat çemberi çizer. Bu çemberin içine kimsenin girmesine izin vermez. Fakat büyük bir tuzağın içine düşer de fark etmez!
- Nedir o?
- Bu kimse etrafına çizdiği çemberin içinde kalır, dışında değil. Kapana kısılmaktan farksızdır bu. Bütün tavırları kazanmak üzerinedir. Karşısında hep ona boyun bükecek, ayakları titreyen kişiler görmek ister. Bundan zevk alır. Kendimi koruyacağım veya istediğimi alacağım derken insanlığını kaybeder. Menfaati için şekilden şekile girer. Güçsüzü ezer. Güçlüden ise titrer.
Gaddar ve sevimsiz biri olur çıkar. Sevemez, sevilemez. Onun kalbi zamanla buz tutar. Kazanacağım derken neler kaybeder neler. Çoğu bunun farkına varmadan dünyadan göçüp gider. Cenazesine gelenler iyi insanlara üzüldükleri gibi buna isteseler bile üzülemez.
(devam edecek)
HADÎS-İ ŞERÎF
Çocuğu güzel terbiye, evladın babasındaki haklarındandır. [Beyheki]
GÜNÜN SOHBETİ - EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
EN BÜYÜK DÜŞMAN
➱ Hiç kimse yağmura tepsi tutarak su biriktirmez. Cenâb-ı Hak bu yağmuru toprağa indirir. Toprakta bu yağmur süzülüyor, kanallar meydana geliyor. Bu kanallar tekrar dünyaya çıkıyor. Tertemiz su belirli bir yerde toplandıktan sonra dağılıyor ve herkes bir musluğa gelip su içiyor. Yani esasında her yere yağan rahmet, su, bir musluktan içilmek ihtiyacına haiz. Musluğa gitmeyen suya kavuşamaz.
MÜHÜRLÜ SU İÇİLMEZ
Onun için kavuştuğumuz muslukların yani mezhep imamlarımızın, ehl-i sünnet âlimlerinin kıymetini iyi bilelim. Su orda var çünkü. Evet su her yerde var ama dereden de akıyor, yoldan da akıyor, havadan da akıyor. Temiz su, kontrolden geçmiş sudur. İdarenin tasdik ettiği, izin verdiği suyu ancak içebiliyorsun, diğerlerini mühürlüyorlar çünkü. Mühürlenmiş suyu içemezsiniz. Arzu ettiğiniz suyu içemezsiniz. Size verilen suyu içeceksiniz. Onun için bu suyun kıymetini bilin, bu muslukların kıymetini bilin. Ancak böyle kurtulmak mümkün olacaktır.
NEFS NASIL ZAYIFLAR?
➱ Nefs Allah’ın düşmanıdır. Herkesin en büyük düşmanı nefsdir. Nefs-i emmare. Bu nefs-i emmare ölmez. Hiç kimsenin nefsi yok olmaz. Niçin? Çünkü o nefs işe yarıyor. Ölür mü? Onunla cihad yapınca insanlar, meleklerden daha yüksek oluyor. Melekten daha yüksek olmak nefs sayesinde olur. Nefsle cihad sayesinde. Onun için nefs ölmez. Ama nefs zayıflar, kuvveti kalmaz. İnsanı aldatamaz zayıflayınca. Nefsi zayıflatmak ibadet etmek ile olur. Evet, nefsin en büyük düşmanı ibadet. Allahü teâlâ Müslümanları çok sevdiği için namaz kılmayı emretti. Namaz kılmak öyle bir lutf-ü ilâhidir ki, her namazda nefs kahrolur, insanın kalbini aldatamaz olur. Nefsin şerrinden kurtulur insan.
ALLAHÜ TEÂLÂNIN SEVDİKLERİ
➱ İbadetler şartlarına uygun yapılırsa sahih olur, Allah rızası için yapılırsa makbul olur. Makbul olması için sahih olması yani şartlarına uygun olması lazımdır. Niyet bozuksa, sahih olabilir ama makbul olmaz.
➱ Önce Allahü teâlânın sevdiklerini öğrenmek lazım. Onlar, farzlar, vacipler, sünnetlerdir, bunları öğrenip yapmak lazım. Sonra Allahü teâlânın sevmediklerini öğrenip yapmamak lazımdır. Onlar da haramlar ve mekruhlardır. Müslüman her şeyden önce Rabb’inin sevdiklerine sevmediklerine dikkat etmeli.
➱ Bir mümin Kâbe’yi ilk gördüğü anda ettiği dua kabul olur. Mümin de bir mümini görünce ettiği dua kabul olur. Yani selâmlaşınca; selâm verene ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekatühü demek lazımdır. Aynı dua sana da olsun demektir.
➱ Rızk çalışmakla artmaz. Çalışmakla mal çoğalabilir. Herkes rızkını yiyip bitirmeden ölmez.
TEFEKKÜR - MUHTEŞEM BİR KUŞ
İsli deniz kırlangıcı hiç durmadan beş yıl boyunca uçabilir ve uykusunu uçarken alır. Kırlangıçların dakikada 150 defa kanat çırptığı düşünülerek bir hesaplama yapılırsa, bu kuşların yere inmeden önce yaklaşık 400 milyar defa kanat çırptığı ortaya çıkar.
ZAMANE MANİLERİ
Ekmekte tercihim tandır
Tandırda kebap da candır
Bol kepçe koy haşlamayı
Suyuna da ekmek bandır
BİLMECE
Kötü huyun zift katranı, kaç kişidir kurtulanı?
Cevap: Kibir
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
DUVAKLI PİLAV
MALZEMELER
>> 1 yemek kaşığı sıvı yağ
>> 1 adet soğan
>> 250 g kıyma
>> Yarım çay bardağı soyulmuş iç badem
>> 1 çay kaşığı tuz
>> 1 çay kaşığı karabiber
>> Maydanoz
>> 3 yemek kaşığı tereyağı
>> 2 su bardağı pirinç
>> 3 su bardağı sıcak su
HAZIRLANIŞI
Bir tavaya sıvı yağ alınır. Yemeklik doğranan soğan pembeleşinceye kadar kavrulur. Üzerine kıyma eklenerek suyunu çekene kadar pişirilir. Bademler ve baharatlar da tavaya ilave edilerek kavurma işlemine bir süre daha devam edilir. Bir tutam maydanoz ince ince kıyılır. Ocaktan almadan önce karışıma eklenir. Hazırlanan kıymalı harç servis tabanına yayılır. Bir tencerede tereyağı kızdırılır. Pirinci eklenir hafif şeffaf olana kadar kavrulur. Üzerine kaynayan suyu eklenir. Tuzu ayarlanır kısık ateşte pişirilir. Suyunu çekince ocağın altı kapatılır ve demlenmeye bırakılır. Pilav da kıymanın üzerine yayılır. Ters çevrilerek servise sunulur.
ŞIHIL MAHŞİ
MALZEMELER
>> 5 adet dolmalık kabak
>> 300 g kıyma
>> 1 orta boy soğan
>> Yarım çay bardağı sıvı yağ
>> Yarım çay bardağı haşlanmış nohut
>> 2 yemek kaşığı salça
>> Yarım demet maydanoz
>> 1 çay bardağı su
>> Tuz, karabiber
Kızartmak için;
>> Sıvı yağ
Sos için;
>> 1 yemek kaşığı salça
>> 1 kâse yoğurt
HAZIRLANIŞI
Yıkanan kabakların dışı çatal yardımıyla çizilir. Kabaklar boyuna göre ortadan ikiye ya da üçe bölünür. İçleri oyulup çıkartılır. Bir tavada sıvıyağ kızdırılır ve kabakların her tarafı eşit şekilde kızartılır. Bir baş soğan küp küp yemeklik olacak şekilde doğranır. Sıvıyağda biraz kavrulur. İçerisine kıyma eklenerek kavrulmaya devam edilir. Salça, tuz ve karabiber ilavesiyle karıştırılır. Haşlanmış nohutların da buluşturulmasıyla ocaktan alınır. İçine son olarak ince ince kıyılmış yarım demet maydanoz eklenir. Kıymalı harç soğuyunca kızarmış olan kabakların içine doldurulur. Kare bir borcama özenle dizilir.
Ayrı bir kapta bir yemek kaşığı salça su ile açılır. Tepsinin kenarından olacak şekilde dökülür. Fırın 180 derecede ısıtılır. Yemek yaklaşık yarım saat kontrollü pişirilir. Yanında yoğurt ile sıcak ya da ılık servise sunulur.
HOŞAF
MALZEMELER
>> 2,5 su bardağı kuru kayısı
>> 1 su bardağı kuru üzüm
>> ¾ su bardağı toz şeker
>> 1,5 litre su
>> 4 adet karanfil
>> 1 adet tarçın çubuğu
HAZIRLANIŞI
Hoşaf yapımı için kuru kayısı ve üzümler bol suda yıkanır. Kayısılar orta incelikte olacak şekilde dilimlenir. Geniş bir tencereye su, kuru kayısı ve kuru üzümler eklenir. Üzerine toz şeker ilave edilerek kısık ateşte kaynamaya bırakılır. Kaynamaya başlayan suya karanfil ve tarçın çubuğu atılır. Kayısı ve üzümler yumuşayana kadar yaklaşık 15-20 dakika aralıklarla karıştırılarak pişirilir. Ocaktan alıp ılınması için oda ısısında bekletilir. Daha sonra hoşaf buzdolabında en az bir iki saat kadar soğumaya bırakılır. Soğuk soğuk servise sunulur.
