Dönüm noktası: Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri annesine öyle bir hizmet yapar ki
Annesi soğuk ve dondurucu bir gecede hastadır. Bir ara uyanıp "su, su" diye mırıldanır. Hemen su getirmeye koşar fakat döndüğünde validesi uyuyakalmıştır...
ÖMER ÇETİN ENGİN - Çocukken bir gün câmi avlusunda oynamaktadır. Oradan büyükler büyüğü Şakîk-i Belhî (rahmetullahi aleyh) hazretleri geçmektedir. Büyük veli hakikati gören gözleriyle bu nur parçası çocuğa bakar, bakar, bakar... Ve yıllar sonrasında bir keramet olarak açığa çıkacak şu sözü söyler: Bu çocuk büyüyünce zamanının en büyük velîsi olacak...
NE OLDU SANA OĞLUM
Küçük yaşta iken, annesi, kendisini mektebe gönderir. Minik Bâyezîd büyük bir dikkatle derse devam eder. Fakat bir gün Kur’ân-ı kerîm okumak için gittiği mektepte, okuduğu bir âyet-i kerîmenin (Lokman-14) tesîri ile erkenden eve döner.
Annesi merak edip niçin erken döndüğünü suâl edince, “Bir âyet-i kerîme gördüm. Allahü teâlâ o âyet-i kerîmede kendisine ve sana hizmet ve itaat etmemi emrediyor. Ya benim için Allahü teâlâya dua et, sana hizmet ve itaat etmem kolay olsun, veyahut da beni serbest bırak, hep Allahü teâlâya ibadet ile meşgul olayım” cevabını verir. Annesi “Seni Allahü teâlâya emanet ettim. Kendini ona ver” der. İşte bu hadiseden sonra kendini tamamen Allahü teâlânın yoluna verir. Emirlerinin hiçbirisini yapmakta gevşeklik göstermez ama annesinin hizmetini de ihmal etmez. Annesinin küçük bir arzusunu, büyük bir emir kabul edip, her durumda yerine getirmeye çalışır. Çünkü Allahü teâlânın emri de böyledir.
ANNE DUASI
Ve bir gün hayatının dönüm noktasını teşkil edecek bir hadise olur. Soğuk ve dondurucu bir kış gecesidir. Annesi yattığı yerden oğluna seslenip su ister. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri hemen fırlayıp su testisini alır fakat bakar ki içinde su yok. Çeşmeye gidip, testiyi doldurur. Buzlarla kaplı testi ile annesinin başına geldiğinde tekrar dalmış olduğunu görür.
Minik ve sevgiyle dolu kalbi annesini uyandırmaya kıyamaz. Fakat testiyi bir kenara bırakıp uyumaya gitse bu sefer de annesinin gece uyanıp susuz kalma ihtimali vardır. Öyle ya, ya annesi seslendiğinde uykuda olup duyamazsa, annesi susuz kalırsa! Nur çocuk o hâlde, yani annesinin başında parmakları donmuş testiye yapışmış vaziyette saatlerce ayakta bekler. Nihayet annesi uyanır ve önce, “Su, su” diye mırıldanır. Sonra mübarek oğlunun hâlini görür. “Yavrum, testiyi niçin yere koymuyorsun da elinde bekletiyorsun?” diye sorar.
“Anneciğim uyandığınız zaman, suyu hemen verebilmek için testi elimde bekliyorum” karşılığında bulunur. Duygulanan validesi “Yâ Rabbî! Ben oğlumdan razıyım. Sen de razı ol!” diye cân-ü gönülden dua eder. Belki de annesinin bu duası sebebiyle, Allahü teâlâ ona evliyalığın çok yüksek mertebelerine kavuşmayı ihsan eder.
İHTİMALİ BİLE NE GÜZEL!
Bu büyük velinin İstanbul’a geldiği, papazların bir toplantısında bulunduğu ve aralarından yüzlercesinin imanla şereflenmesine vesile olduğu rivayet edilmektedir. İhtimali bile ne güzel. İstanbul'un hangi taşlarına basmıştır ki, hangi sokağından geçmiştir ki; bilsem de gidip onun maneviyatından bir iz sürsem diye düşünmeden edemiyor insan.
(devam edecek)
KAYBETTİM KENDİMİ HÜKÜMSÜZDÜR - 12
ŞİRKETİN KULLANIM KILAVUZU
- Ben de bunun etkisi altındayım o hâlde. Ve arkadaşlarım da. Onun için zarar veriyorlar ve ben yıllar içinde bundan bıktım.
- Geçmişte arkadaşlarının seni istismar etmesi ve senin büyük yıkımın bundan dolayı. Onlar nefslerinin etkisi altındalar. Dinimizi de öğrenip yaşamayınca bu etkiden kurtulamıyorlar. Dinimizin emir ve yasakları bu nefs denen mahluku terbiye etmek, zararsız hâle getirmek için gönderildi. Fakat şu moda hayat tarzına kapılmış gidiyor maalesef.
- Ne gibi. Hayat tarzı derken!
- Dinimizden uzak, nefsin gıdası bir hayat.
- Nefsin gıdası ne.
- Allahü teâlânın yasak ettiği her şey. Yani haramlar ve mekruhlar.
- Bunun yemekle ne alakası var.
- Bu bir benzetme. Nefis bunları delicesine ister. Mutlaka benim olacak der. İnsanı dinin yasak ettiği şeylere sürükler. İnsan bunun iki dünyaya ait acı sonuçlarını bilmez ise nefsin isteklerine teslim olur. Nefis burada doymaz. Bunu bir şeyi yemek olarak düşün. Kendini düşün. Yedikçe acıktığını düşün. Öyle ki karnın yedikçe zil çalıyor. Ne bulursan yemeye başlıyorsun. İşte nefis de böyle. Dinimizde yasak olan ne varsa o onu ister. Sana yaptırır. Eğer bunun tedavisine bakmaz isen iyiden iyiye azıtır.
- Yani bunun çaresi dine uymak mı sadece! Başka çaresi yok mu?
- Bunu sana bir örnekle açıklayayım. Bir şirket teknolojik bir ürün ürettiğinde bunun içine bir kullanım kılavuzu koyar. Bu şu demektir, "Bu ürünü ben ürettim. Nasıl kullanılacağını da ben bilirim. Bunu şöyle kullan, böyle kullanma. Yoksa cihaz yanar, paran boşa akar..." Ne dersin bu mantıklı mı?
- E, tabi. Hep böyle yapılıyor zaten.
- Buna karşı koysak. Ve o şirkete sinirlenip, "Bu kullanım kılavuzunun bu ürünün paketinde ne işi var. Ben de bunu kullanmayı başarabilirim" desek... Buna ne dersin? Bunu dünyada yapan kimse var mıdır?
- Deli olmak lazım. O zaman sen üretseydin derler adama. Böyle birinin çıkacağını hiç sanmıyorum.
- Benzetmek gibi olmasın. Bütün bu kainatı yaratan Cenab-ı Hak bir kitap indirmiş. Ve o kitabı izah eden bir Peygamber göndermiş. Ve iki dünyada mutlu olmanın yolunu göstermiş.
- O şirketin kullanım kılavuzu gibi.
- Güzel bağlantı kurdun. Fakat hayret. İnsanlar şirketin kullanım kılavuzuna harfiyen uyuyorlar da, bu dinin bildirdiklerine uymuyorlar. Mutluluğu bu dinin hükümlerinde değil de, kendi geliştirdikleri prensiplerde, hayat tarzında arıyorlar. Sonra da kendilerini manevi bir uçurumun kenarında buluveriyorlar!
Delikanlı bir tuhaf oldu ama belli etmedi.
(devamı var)
ESHAB-I KİRAM
EBÛ HUREYRE HAZRETLERİ HAFIZASINDAN ŞİKÂYET EDİNCE
ONA NUR SAÇTI
Ebû Hureyre (radıyallahü anh), Peygamberimizin (aleyhisselâm) yanında devamlı bulunduğu için pek çok hadis-i şerif işitmiş ve rivayet etmiştir. Bir gün Peygamberimize şöyle demiştir: “Ya Resûlallah senden işittiklerimi hafızamda fazla tutamıyorum.” Bunun üzerine Peygamberimiz, “Örtünü uzat” buyurdu. O da ridasını uzattı. Efendimiz, ona dua etti. İki mübarek eliyle üç defa ona doğru nur saçtı ve, “Örtünü göğsüne sür” buyurdu. O da sürdü. Böylece Allahü teâlâ ona öyle bir hafıza ihsan etti ki, işittiği hiçbir şeyi unutmadı, ömrü de uzun oldu. Böylece çok hadis-i şerif rivayet etti.
HADÎS-İ ŞERÎF;
Kabir ya Cennet bahçesi veya Cehennem çukurudur. (Tirmizi)
GÜNÜN SOHBETİ - EHLİ SÜNNET BÜYÜKLERİ
SABIR İNSANA MAHSUSTUR
➱ Sabır insana mahsustur. Hayvanlarda sabır yoktur. Meleklerin ise sabra ihtiyacı yoktur.
➱ Belaya sabretmek lazımdır. Çünkü küfür ve günahlardan başka bela yoktur ki, içinde senin bilmediğin bir iyilik olmasın! Allahü teâlâ, senin iyiliğini senden iyi bilir.
➱ Mümin kimse küçük günahları da büyük görür. Peygamber efendimiz; "Mümin kimse, günahını dağ gibi görüp, kendi üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise, günahını burnu üzerine konan ve hemen uçan sinek gibi görür" buyurdu.
➱ Sen, haset ettiğin kimseyi, hangi hususta ha-
set ediyorsun. Onun kısmeti için mi, yoksa kendi kısmetin hususunda mı? Eğer onu, Allahü teâlânın ona kısmet olarak verdiği şeyde haset ediyorsan, ona haksızlık etmiş olursun. Haset ettiğin kimse, Allahü teâlânın kendisi için takdir ve taksim ettiği nimetin içerisinde bulunmaktadır. Sen onu, Allahü teâlânın bu ihsanından dolayı haset etmekle, ne kadar haksızlık ve cimrilik yaptığını, ne kadar akılsızlık ettiğini biliyor musun? Eğer onu, sana takdir edilenin onun eline geçeceğinden endişe ederek kıskanıyorsan, bu senin çok cahil olduğunu gösterir. Çünkü senin kısmetini başkası yiyemez. Muhakkak ki Allahü teâlâ sana zulmetmez. Allahü teâlâ senin için takdir ettiğini, sana nasip olarak verdiğini, senden alıp başkasına vermez.
➱ Allahü teâlânın verdiği nimeti, Onun sevdiği yerde harcamak şükür; sevmediği yerde kullanmak ise küfrân-ı nimettir (nimeti inkâr etmektir).
➱ Allahü teâlânın, her yaptığımızı her düşündüğümüzü bildiğini unutmamalıyız. İnsanlar birbirinin dışını görür. Allahü teâlâ ise, hem dışını, hem içini görür. Bunu bilen bir kimsenin işleri ve düşünceleri edepli olur.
➱ Aklı olan kimse nefsine demelidir ki: Benim sermayem, yalnız ömrümdür. Başka bir şeyim yoktur. Bu sermaye, o kadar kıymetlidir ki, her çıkan nefes hiçbir şeyle tekrar ele geçmez ve nefesler sayılıdır, azalmaktadır. O hâlde bu günü elden kaçırmamak bunu saadete kavuşmak için kullanmamaktan daha büyük ziyan olur mu? Yarın ölecekmiş gibi bütün âzâlarını haramdan koru.
➱ Ey nefsim, sonra tevbe ederim ve iyi şeyler yaparım, diyorsan, ölüm daha önce gelebilir, pişman olup kalırsın. Yarın tevbe etmeyi bugün tevbe etmekten kolay sanıyorsan, aldanıyorsun. Hem yarına çıkacağına delilin ne?
➱ Allahü teâlâ ile konuşmak isteyen, Kur'ân-ı kerîm okusun.
➱ Riya, korkunç bir afettir. Allahü teâlânın rızasına uygun olmayan işler, ameller boştur. Bir zat, bir mescide ibadet etmek için girmişti. Geceleyin bir ses duydu. Demek ki mescide biri girdi. O kişi, büyük bir zatın geldiğini zannetti. (Böyle yere büyük zatlar ancak Allahü teâlâya ibadet etmek üzere gelir. Bu zat beni görür, hâlime nazar kılar) diye düşündükten sonra, bütün geceyi seher vaktine kadar ibadetle geçirdi. Kendini nasıl göstermek istiyorsa öyle yaptı. Seher vakti etraf ağarınca geriye dönüp baktığında bir köpeğin yattığını gördü. Çok utanıp kendi kendine, (Ey edepsiz, Allahü teâlâ seni şu köpekle terbiye etti) dedi.
TEFEKKÜR
HALLEY VE 1453
1456 yılında görünen Halley kuyruklu yıldızı, İstanbul'un 1453'te fethi sebebiyle uğursuz sayıldı. Papa aforoz etti. Kuyruklu yıldızın güneş ısısıyla eriyen buz ve tozları onun ardı sıra yayılan bir bulut teşkil eder.
ZAMANE MANİLERİ
Mart kapıdan baktırıyor
Kombiyi çok yaktırıyor
Faturalar doludizgin
Kemerleri sıktırıyor
BİLMECE
Dört büyük melekten, o olacak Sur'a üfleyen
Cevap: İsrafil aleyhisselam
HULKİ ABİ
ADNAN ŞAHİN'DEN RAMAZAN SOFRASI
YÜKSÜK ÇORBASI
MALZEMELER
>> 1 yemek kaşığı domates salçası
>> 1 su bardağı mantı
>> 1 yemek kaşığı tereyağı
>> 2 yemek kaşığı sıvı yağ
>> 1 su bardağı haşlanmış nohut
>> Birer çay kaşığı kuru nane, karabiber
>> Tuz
HAZIRLANIŞI
Yüksük çorbası için ilk olarak yağ tencereye alınarak eritilir. Salça ve nane yağda kavrulur. Üzerine bir litreye yakın sıcak su ilave edilerek kaynamaya bırakılır. Su kaynamaya başlayınca nohutları eklenir. Son olarak mantı ve baharatları konularak karıştırılır. Mantı istenilen yumuşaklığa gelene kadar kontrollü şekilde 15 dakika kadar pişirilir. Sıcak şekilde servise sunulur.
GELELİ KEBABI
Et sote için;
>> 300 g dana kuşbaşı
>> 1 adet kuru soğan
>> 4 yemek kaşığı sıvı yağ
>> 2 adet domates
>> 4 adet yeşil biber
>> 1 adet patates
>> 1 yemek kaşığı domates salçası
>> 2 diş sarımsak
>> 1 su bardağı sıcak su
>> Tuz, karabiber
Patlıcanlar için;
>> 5 adet patlıcan
>> 1/2 çay kaşığı tuz
>> 2 yemek kaşığı sıvı yağ
HAZIRLANIŞI
Patlıcanlar yıkanıp kurulanır, üzerine bıçak yardımıyla delikler açılır. Fırında ara ara çevrilerek her yeri eşit şekilde közlenir. İstenen kıvama gelince tabağa alınır ve kabukları soyulur. Bir tavada kızdırılan sıvı yağa kuşbaşı doğranmış etler eklenir. Suyunu salıp tekrar çekene kadar kavrulur ve kapağı kapatılır. Suyunu çektiğinde üzerine yemeklik doğranmış soğan, biberler ve sarımsak eklenir. Arzuya göre patates de ilave edilebilir. Daha sonra salça ve küp küp doğranmış domatesler konulur ve harmanlanır. Ardından baharatları ve sıcak suyu eklenerek kapağı kapalı kısık ateşte pişirilir.
Öte yandan közlenmiş patlıcanlar ince ince doğranır ve güveç kabına alınarak her tarafına eşit şekilde yayılır. Üzerine tuz ve sıvı yağ gezdirilir. Et sote patlıcanların üzerine aktarılır ve ısıtılmış 190 derece fırında yaklaşık 30 dakika kontrollü pişirilir.
KABAK TATLISI
MALZEMELER
>> 2 kilogram bal kabağı
>> 2,5 su bardağı toz şeker
Üzeri için;
>> 1 çay bardağı ceviz içi
>> ½ çay bardağı tahin
HAZIRLANIŞI
Kabukları soyulan bal kabaklarının çekirdekleri temizlenir. Kabağın düz kısmı tahtaya sabitlenerek yeşil kısımları da bıçakla soyulur. İstenen boyutlarda dilimlere ayrılır. Kabaklar geniş tencereye alınır ve üzerine şeker ilave edilir. Tencerenin kapağı kapalı şekilde en az iki saat ya da bir gece tezgâhta bekletilir. Bekleme süresi sonrasında suyunu salan kabaklar ocağa alınır. Kapağı açılmadan yumuşayana kadar yaklaşık bir saat kontrollü olarak pişirilir. Kabaklara çatal batırılarak pişip pişmediği kontrol edilebilir. İstenen kıvama gelen tatlı bir borcama alınır. Soğuduktan sonra arzuya göre üzeri ceviz ve tahin ile süslenerek servis edilir.
