Osmanlılar koyunları sırtında taşırdı! Tarihe geçen Kurban Bayramı fotoğrafları
Eski bayram fotoğraflarında kurbanlık koyun ve koçlarını sırtında taşıyan adamlar dikkat çekiyor. Bayezid Meydanı'nda kurulan kurban pazarını ve Osmanlı dönemi Kurban bayramı gelenekleri hakkında Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci dikkat çeken bilgiler paylaştı.
- Osmanlılar, lezzetli olması nedeniyle genellikle koyun etini tercih ederlerdi; sığır eti ise daha yavan bulunur ve sadece hastalara yedirilirdi.
- Kurban ibadeti açısından müstakil hayvan kesimi tercih edilir, yedi kişinin bir sığıra ortak olması pek yaygın değildi.
- Bayramın ilk günü sabah kahvaltısında, kurban kesilir kesilmez ciğer kavrulup ilk lokma olarak yenirdi.
- Bayram boyunca her misafire yemek saati gözetmeksizin kurban eti ikram edilirdi.
- Kesilen kurbanların iç yağları israf edilmez, yemeklerde kullanılmak üzere küplere konulup muhafaza edilirdi.
- Osmanlı'da Türk baklavası cevizli olurdu.
- Sarayda kesilen kurban etlerinin hiçbiri saraya alınmaz, tamamı fakirlere dağıtılırdı.
- Kurban derileri ya evde kullanılır ya da fakirlere verilir, satılması durumunda parasıyla kalıcı bir ev eşyası alınırdı.
Sosyal medyada en çok dikkat çeken paylaşımlardan biri de Osmanlı döneminde sırtında kurbanlık koyun ve koçlarını taşıyanlar oluyor.
Peki bu insanlar neden böyle yapıyordu? Osmanlı'da kurban bayramı nasıl yaşanırdı?
Tarihi fotoğraflar arasında yer alan ve sosyal medyada dolaşan bu belgeleri Turkiyegazetesi.com.tr ekibi olarak yapay zeka yöntemiyle tekrar renklendirdik.
Osmanlı dönemi bayramlarını ise yazarımız Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci ile konuştuk.
"SADECE HASTALARA YEDİRİLİRDİ SIĞIR ETİ"
Eskiden İstanbul'un ticaret merkezi olan Bayezid Meydanı'nda kurulan kurban pazarlarında büyükbaş hayvanların neden tercih edilmediğini açıklayan Ekinci, bunun Osmanlı’nın yeme kültürüyle açıklıyor.
Ekinci, büyükbaş hayvanların pazarlarda yer almaması hakkında "Osmanlılar sığır eti yemezler hiçbir zaman. Sığır eti daha yavan olur. Lezzetli olmaz. Koyun eti daha yağlı ve lezzetli olur. Onun için öteden beri Türkler sadece Osmanlılar değil her zaman koyun etini tercih etmişlerdir." diyor.
Özellikle kıvırcık ve sakız koyununun rağbet gördüğünü belirten Ekinci, sığır etinin kullanım alanının kısıtlı olduğunu ifade ederek, "Büyükbaş hayvan çok nadir bulunurdu. Sadece hastalara yedirilirdi sığır eti hafif olduğu için. Bu tamamen bir et tercihi," diyerek vurguluyor.
Kurban ibadeti açısından ise müstakil kesimin ehemmiyetine dikkat çeken Ekinci, yedi kişinin bir sığıra ortak olmasının o dönem pek tercih edilmediğinin altını şöyle çiziyor:
"Bir sığırı en fazla 7 kişi ortak olabilir. Bunu tercih etmiyorlar. Müstakil hayvan kesmeyi tercih ediyorlar. Onun için Anadolu'da da İstanbul'da da eskiden Kurban Bayramında sadece davar, koyun, parası olanlar koç keserlerdi. Diğer hayvanlar tercih edilmezdi."
"TÜRK BAKLAVASI CEVİZLİ OLUR"
Osmanlı’da bayram sofraları zenginliğiyle bilinirdi ancak Kurban Bayramı'nın kendine has bir ritüeli vardı. Ekinci, bayram günlerinin ikramlarını şöyle sıralıyor:
"lk lokma ciğer: Kurban kesene kadar aile hiçbir şey yemez. Kurban kesilir. Kurbanın ciğerini kavururlar. Ve ilk olarak bayramda bunu yerlerdi. Sabah kahvaltısında. Bu Kurban Bayramının ilk gününe mahsus bir ritüeldir.
Et ikramı: Bayram boyunca her misafire yemek saati gözetmeksizin et sunulurdu. Kurban bayramında her gelene yemek saati olsun olmasın kurban eti kavurulur ve bir miktar ikram edilir.
İç yağı: Kesilen kurbanların yağları da israf edilmez, yemeklerde kullanılmak üzere saklanırdı. Hayvanın kuyruğundan ve bedeninden elde edilen yağlar ayrıca pişirilir. Küplere konur ve hemen hemen her evde bu iç yağı eskiden muhafaza edilir.
Baklava geleneği: Bayramın vazgeçilmez tatlısı ise bugünkünden farklı bir tarifle baklavaydı. Bayramın tatlısı baklavadır. Fakat Türk baklavası bugün yediğimiz baklavalardan farklıdır... Türk baklavası cevizli olur."
OSMANLI PADİŞAHLARI KURBANI NASIL KESTİRİRDİ?
Saraydaki kurban ibadeti, büyük bir titizlik ve hayırseverlik çerçevesinde yürütülürdü. Ekinci'nin anlatımına göre padişahların kurban süreci şu şekilde işlerdi:
Özel Hazırlık: Saray kurbanları Rami’deki saya ocağında özel olarak beslenirdi.
Padişahın Katılımı: Bayram günü hayvanlar saray bahçesine getirilir ve padişah bizzat törende bulunurdu: "Padişah orada bulunur. Hayvanı kesecek olan kişiye ve aletini verir. Kısa bir dua okunduktan sonra bu hayvanlar saray bahçesinde kesilirdi."
Tamamı Fakirlere: Sarayda kesilen etler saray mutfağına girmezdi: "Bu kesilen hayvanların hiçbiri saraya alınmazdı. Tamamı fakirlere dağıtılırdı... Osmanlı Devleti'nin en kudretli insanının da kurban etini evine alması pek düşünülmemiş. Onun için hemen fakirlere dağıtılmıştır."
Padişah; Hazreti Peygamberin, halifelerin, kendisinin, valide sultanı ve bunun gibi başka kimselerin ruhu için çok sayıda kurban kestirirdi.
KURBAN DERİLERİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Ekinci, kurbanın hiçbir parçasının ziyan edilmemesi gerektiğini ve derinin bir ticaret metaı olmadığını vurgulayarak şu bilgileri verdi:
"Ücret olarak derisini şimdi bazıları kasaba veriyorlar. Halbuki kurbanın hiçbir kısmı ücret olarak verilmez. Kasaba ayrıca para verilir."
Kullanım veya Sadaka: Deriler ya evde kullanılır ya da bağışlanırdı: "Kurban derisini ya kendiniz kullanacaksınız yahut fakirlere vereceksiniz. Eskiden kurban kesenler eğer köylük yerlerdeyse kurban derisini tabaklar seccade olarak kullanırlardı veya sedir örtüsü olarak kullanırlardı."
Kalıcı Eşyaya Dönüştürme: Eğer deri satılacaksa, parasıyla yine kalıcı bir ev eşyası alınması adettendi: "Satıp bununla kendilerine kalıcı bir eşya alırlardı. İbrik gibi mesela... Hiçbir zaman bir ticaret metağı olarak kullanmazlardı."
