BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

"Merhaba, Rabbini arayan genç!.."

Gönül Sultanları
Ahmet Demirbaş
Facebook
İbni Semmâk hazretleri mescitte ders veriyordu. İnsanlar halka olmuş, anlattıklarını can kulağıyla dinliyorlardı. O sırada ayakları şişmiş, elbiseleri parçalanmış hâlde biri girdi içeri!..
 
Büyük velî Ma'rûf-ı Kerhî "rahmetullahi aleyh" "Bağdat'ın İmâmı ve Zâhidi" lakabıyla meşhurdur. 815 (H.200) senesinde Bağdat'ta vefât etti. İmâm-ı Ali Rızâ hazretlerinin hizmetinde bulunmuştur... İranlı Hristiyan bir anne ve babanın çocuğu iken, Hristiyanlığı öğrenmesi için bir râhibe gönderilir. Biraderi İsâ onun Müslüman oluşunu şöyle anlatır:
"Ben ve kardeşim Ma'rûf okula gidiyorduk. Râhip, çocuklara -Hâşâ- 'Allah üçtür: Baba, Oğul, Ruh'ül kudüs' derdi. Ma'rûf ise 'Allah birdir, Allah birdir' diye yüksek sesle bağırırdı. Râhib de onu döverdi... Bu hâl uzun zaman devam etti. Nihâyet bir gün öyle dövdü ki, her tarafı kan revan içinde kaldı. O da kaçtı ve bir daha geri dönmedi... Bunun üzerine annem onun için her gün gözyaşı dökerdi: 'Eğer oğlum sağ salim geri dönerse, o hangi dinde ise ben de o dîne gireceğim' derdi..."
           ***
Bundan sonrasını, Ma'rûf-ı Kerhî hazretleri kendisi şöyle anlatır:
-Ayaklarım şişmiş, elbiselerim parçalanmış bir hâlde Kûfe'ye geldim. Bir mescide gittim. Orada nur yüzlü bir zâtın etrafında insanlar halka olmuş, anlattıklarını can kulağıyla dinliyorlardı. O zâta yaklaştım ve dinledim. Şöyle diyordu:
-Kim Allahü teâlâdan tamamen yüz çevirirse, Allahü teâlâ da ondan tamamen yüz çevirir. Kim kalbiyle Allahü teâlâya kavuşmayı arzu eder ve O'na koşarsa, Allahü teâlâ onu rahmetiyle karşılar. Bütün herkesin kalbinde O'nun muhabbeti hâsıl olur, O'na gelirler. Dertlere ve belâlara sabreden kimseye de rahmetini ihsân eder...
Bu zât Muhammed ibni Semmâk hazretleriydi. Onun bu sözleri kalbime çok tesir etti. Benim gizli ve açık her şeyimi bilen, Rabbime kavuşmayı istedim. Allahü teâlâ da duâmı kabul buyurdu. Bu sırada İbn-i Semmâk âniden sustu. Sonra insana çok tesir eden bir sesle;
-Bağdâtlı genç nerede? diye sordu. Beni hemen yanına götürdüler. Başımı okşadı ve;
-Merhaba ey Rabbini arayan genç! Merhaba ey Allah'ın sevgisine ve muhabbetine kavuşan kimse, dedi...
Bu sözleri işitince, babama beni kötüleyen râhibi hatırladım ve ağlamaya başladım. Bunun üzerine;
-Sen ağlıyor musun? dedi.
-Evet efendim, dedim ve râhibin sözünü hatırladım. Tam bu sırada;
-Râhibin sözünü mü düşündün? diye sordu. Ben buna çok hayret ettim. "Evet" dedim. Bana;
-İman etmiş, tertemiz bir kul olarak Allahü teâlâya duâ et. Senin duân kabul olur, buyurdu ve ben de duâ ettim. Daha sonra râhibin Müslüman olup sâlihler arasına karıştığını öğrendim..."
Ma'rûf-ı Kerhî hazretleri, uzun seneler sonra; fıkıh, hadîs, tefsîr ve kelâm âlimi olarak memleketine döndü. Önce, sabırla onu bekleyen annesi daha sonra da bütün âilesi Müslüman oldu...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
594414 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/ahmet-demirbas/594414.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT