BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

CHP’deki darbecilik anlayışının, geçmiş CHP darbeciliğinden farkı

Fuat Uğur
Facebook
Yarın 12 Mart.
Sol ve CHP’nin darbeci geleneğinin başarısızlığa uğradığı 1971 askerî darbesinin yıl dönümü...
O zamanki darbe yönetimine Başbakan veren CHP’nin yüz karası sayfalarından biri 12 Mart 1971. CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim istifa ettirilerek “bağımsız”laştırılmış ve Askerî Cunta’nın kapısına Başbakan yapılmıştı.
12 Mart Askerî darbesi, aslında 3 gün öncesinde planlanan ama darbe kadrosundaki HKK Muhsin Batur’un yan çizmesiyle akamete uğrayan 9 Mart sol-kemalist darbenin tekrarlanması ihtimali üzerine gerçekleştirilmişti. 9 Mart’ın lideri 27 Mayıs darbesinin generallerinden Cemal Madanoğlu ile YÖN dergisi etrafında toplanan askerî-bürokratik elitti. YÖN dergisinin başındaki Doğan Avcıoğlu, Sol-Kemalist darbenin ideologluğunu yapıyor, dergide yazan Sadun Aren, Çetin Altan, Mihri Belli, Mümtaz Soysal, Şevket Süreyya Aydemir, Ahmet Taner Kışlalı, İlhan Selçuk, Hasan Cemal ve Abdi İpekçi gibi ünlü isimler de yazılarıyla ve örgütsel toplantılara katılarak destek veriyorlardı.
Bu sol-kemalist darbeci çetenin temel motivasyonu 27 Mayıs’ın rayından çıkmasıydı. Lâkin, aralarına sızan MİT elemanı Mahir Kaynak darbe hazırlığını deşifre edip durumu teşkilata iletmişti. Muhsin Batur da korkup çekilince YÖN çetesi darbeyi erteledi. Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç öncülüğündeki Amerikancı Cunta ise daha fazla beklemeyerek 12 Mart 1971 tarihindeki TRT öğle bülteninde okuttukları bildiriyle hükûmete muhtıra verdi. Başbakan Süleyman Demirel’e çekip gitmesi söyleniyordu. Demirel şapkasını alıp gitmeye o tarihten başlamıştı.
Amerikancı Askerî Cunta, her an yeniden harekete geçebileceğinden endişe ettikleri 9 Mart darbecilerini yemlemek için, darbeyi hükûmete karşı yapıyormuş gibi hareket etti. Hükûmeti oluştururken de CHP’li Nihat Erim yönetiminde sol-kemalist teknokratlardan oluşan bir kabine oluşturdu.
Zaten 12 Mart askerî muhtırası Meclis’te okunduğunda Adalet Partililer sessizce dinlerken CHP milletvekilleri coşkuyla alkışlamıştı.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Behice BoranMuammer Aksoy, 9 Martçılar; İlhan Selçuk,“Anayasa Hukukçusu” Mümtaz  Soysal, Hasan Cemal, Nadir Nadi gibi Cumhuriyet yönetici ve yazarları, DİSK yöneticileri de askerî darbeyi alkışladılar. Türkiye’yi kanlı eylemleriyle terör ortamına sokan DEV-GENÇ ve ondan çıkan fraksiyonlardan oluşan radikal sol terör örgütleriyle Deniz Gezmiş de darbeyi memnuniyetle karşılayıp “Sivil diktatörlük sona erdi” dediler. O dönem solunun önemli isimlerinden Mucip Ataklı askerin “üzerine düşen görevi” yerine getirdiğini ifade ederek darbeyi “Hukuki bir ihtilal” olarak niteledi.
Sonra hepsi de Ziverbey işkencehanelerinde ebeleriyle tanıştılar ve “sivil diktatörlük” neymiş, “Hukuki ihtilal” nasıl oluyormuş, uygun yerlerine takılan tellerden geçen elektrik akımları ve manyetolarya, idam sehpalarıyla yaşayarak gördüler!.. O idam sehpalarına CHP’li milletvekillerini de kabul oyu verdi.
Bu arada kabinedeki sol-kemalist teknoktratlar kendilerinin bir vitrin süsü olduklarını anladıklarında iş işten geçmişti. İstifa ettiler.
YÖN’cü darbeciler köklerini 1930’lu yılların başında kurulan ve Marksizmle Kemalizmin harmanlandığı KADRO hareketinden alıyorlardı. Onlara göre iktidara gelmek, seçimlere katılmaktan değil askeriyenin ve sol kesimlerin yapacağı bir darbeyle mümkündü.
Askerî-bürokratik elit ve medyada darbeciliğin etkileri 2010’a kadar sürdü. 12 Eylül darbesiyle birlikte de bir kez daha kırıma uğradıktan sonra laiklik çatısı altında 28 Şubat postmodern Amerikan darbesine destek verdi bu “elit” zümre. Nitekim 27 Nisan 2007’deki Askerî Muhtıra da yine CHP ve medyası tarafından coşkuyla karşılanıp desteklendi.
Ancak Okyanus ötesi ve aparatı FETÖ, bu “Avrasyacı-Ulusalcı yerli darbeciler”e karşı, önce Balyoz ve Ergenekon davalarıyla bir operasyon başlattı, ardından Deniz Baykal’ı bir kaset operasyonuyla devirip yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nu getirdi.
Kılıçdaroğlu’na verilen görev belliydi. Partideki tüm ulusalcıları teker teker tasfiye etti. Yerlerine eski sol terör örgütlerinin çizgisindeki isimleri, PKK yanlılarını ve sol 10 Aralık Hareketi mensuplarını getirdi.
Böylece CHP yönetimi SOL TERÖR ÖRGÜTLERİNE ÖZGÜ ŞİDDET DİLİNİ kullanarak iktidarı darbeyle ve ayaklanma çıkarmakla tehdit etmeye başladı. Şiddet diliyle kutuplaşmayı artırıp CHP tabanının partinin iktidara bir hazırlığının olup olmadığını sorgulamasına fırsat vermemeyi amaçlıyorlar. Bu yüzden de “Seçimle ya da başka şekilde iktidara geleceğiz” söylemleriyle darbe imasında bulunuyorlar.
Bilindiği üzere 17-25 Aralık FETÖ yargı darbesini alenen, 15 Temmuz darbe girişimini alttan alta destekledi CHP. 15 Temmuz başarılı olsaydı alkışlayıp “Sivil diktatörlük sona erdi” diyeceklerdi.
Şöyle ilginç bir paradoks var. CHP yönetimindeki sol örgüt bağlantılı tüm isimler Amerikancı ve ismini istismar ettikleri Atatürk’ten esasında nefret ediyor.
“Amerika’dan bağımsız darbe olamayacağını anladık” demelerinin sebebi de bu.
İşte günümüz CHP darbecilerini geçmiştekilerden ayıran temel farklılık.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617965 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/617965.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT