BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Onlar da bizim topraklarımızı mı kurutuyorlar?

İki yıl öncesinin nisan ayı... HDP Eş Başkanı Sezai Temelli Mardin’de düzenledikleri mitingde konuşuyor... Tarım politikalarını eleştirirken ağzından şu sözler dökülüyor:
“Bugün Türkiye’nin en bereketli toprakları burası. Buralar vadedilmiş topraklar. Musa, bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi. Geldiler bu toprakları da kuruttular!
Dinlerken ağzımız bir karış açık kalıyor.
 
BURALAR VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR…
 
Hangi topraklar?
İsrailoğullarının peygamberi Hazreti Musa’nın(*) ömrünü aramakla geçirdiği topraklar. Fırat ve Dicle’nin suladığı, Türkiye, Irak, Suriye’yi kapsayan,  Siyonistlerin söylemindeki arz-ı mevud, yani vadedilmiş topraklar...
 
GELDİLER KURUTTULAR BU TOPRAKLARI!
 
Kim geldi?
Önce Horasan erenleri ve düzensiz göçlerle Türk kavimleri, sonrasında da Malazgirt Meydan Muharebesi zaferiyle birlikte Türk orduları. Karıştılar kim varsa ve Müslüman oldular hepsi.
Ve ardından Osmanlı dönemi ve Devlet-i Aliye sınırları içindeki tüm milletler…
Onlar kurutmuşlar!
Demek bu kadar açık açık dillendirebiliyorlardı artık Siyonizmin tezlerini.
Siyonist temelli tüm literatürde “Vadedilmiş topraklar”ın aynı zamanda gelecekteki İsrail devletinin hâkimiyet kurup kontrol altında tutmayı hedeflediği topraklar olduğu dikkate alınırsa, bu sözlerdeki çarpıcılık, cüretkârlık ve pervasızlık hakikaten kayda değerdi. İsrail’in ABD emperyalizminin desteğiyle bölgeyi karıştırmak, iç savaşlarla birbirlerine düşürmek için yaptıklarını gözünüzün önüne getirin. En son 1967’de birleşmeyi başaran kifayetsiz Arap ülkelerini bozguna uğrattıktan sonra teorilerini hızla yürürlüğe koydular ve bugünlere geldiler. Tabii ki Siyonizmin hedefleri arasında “Kürdistan coğrafyası” da vardı ve onlara göre bu sınırlar Türkiye’nin içlerine kadar(Uyduruk haritalardan hatırlayın) uzanmaktaydı.
Özerk Irak Kürdistanı ile kurdukları bağlar, ABD’deki Yahudi lobisinin etkinliği sayesinde YPG’ye verilen destekle Suriye’nin kuzeyinde “bağımsız” bir “Kürt devleti” oluşturmak istemeleri bir ilk adım aslında. Vadedilmiş Topraklar; bu bölgeleri Türkiye’nin güneyinden ve doğusundan koparacakları parçalarla birleştirerek taçlandıracakları “Büyük Kürdistan” ütopyasını gerçekleştirdiklerinde hayat bulacak hastalıklı, çarpık zihinlerinde. PKK’lı Kürtleri ve HDP’lileri ise “Akraba millet!” olarak niteleyerek ağızlarına bir parmak bal çalıyorlardı. Binlerce yıldır Yahudi olan Etiyopyalı Falaşalara İsrail’de uyguladıkları ırkçılık ve ayrımcılığı bilenler bunun ne büyük kandırmaca olduğunun farkında ama satılık HDP ruhu bunu anlayacak kapasitede değil.
Vadedilmiş Topraklar, “oraları kurutan Türkler”den alınacak, İsrail’in interlandına sokulacaktı.
Onlara ve PKK’ya göre sınırlarımız içindeki bu bölgeler Türkiye Cumhuriyeti’ne ait değil. Bu yüzden HDP Eş Başkanı Temelli “GELDİNİZ bu toprakları kuruttunuz” demekteydi. Kim kurutmuştu o toprakları? TÜRKLER…
Ama istedikleri bir türlü olmuyordu. Ümit bağladıkları PKK ve arkasındaki Siyonizm ve koskoca ABD emperyalizmi başaramıyordu. PKK’nın ülkemiz topraklarında yalnızca 200 teröristi kalmıştı. Türkiye Cumhuriyeti devleti sınırlarının dışında operasyon yapıyordu artık. Suriye topraklarında güvenli bölgeler oluşturup kontrol ediyordu ABD’ye rağmen.
Siyonizmin emrindekiler “Geldiniz bu toprakları kuruttunuz” derken gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyordu. Aynı zamanda Türklerle ve diğer tüm milletlerle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Kürtlere hakaret ediyordu. Tüm demokratik hayatımız boyunca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan Kürt milletvekillerine hakaret ediyordu. Türkiye Cumhuriyeti hükûmetlerinin geçmiş dönemlerinde ihmal edilmiş olsa bile 1950’li yıllardan itibaren doğu ve Güneydoğu topraklarına nasıl önem verdiklerini inkâr ediyordu.
O toprakları bu devlet değil kurutmak, tam tersine yeşertti. O toprakları suyla elektrikle buluşturdu yeniden. Keban Barajı, devasa Atatürk, Karakaya ve Ilısu Barajı bile yeter bu toprakların suyla buluşturulmasını anlatırken. Binlerce kilometrelik su kanallarını, Batman, Birecik, Devegeçidi, Dicle, Dumluca, Gökçe, Hacıhıdır, Hancağız, Karkamış, Kayacık, Kralkızı, Seve, Alpaslan-1, Kalecik, Kapıkaya, Kığı, Sürgü, Uzunçayır, Yoncalı, Zernek barajlarını da ekleyelim ki daha net anlaşılsın. Bunun içinde Doğu Anadolu bölgesinde onlarca baraj yok...
Anlamazlar. Çünkü onlar suyun kaynağının başına oturmuş, ta aşağıda hakkına düşeni içmeye çalışan kuzuya seslenen kurt pozisyonu almış ABD emperyalizminin çakalları sıfatıyla “Geldiniz topraklarımızı kuruttunuz. Burası bizim efendilerimizin Vadedilmiş Toprakları, geri alacağız sizden” diyen Siyonist uşakları...
İşte bu yüzden FETÖ’cü alçaklarla iş birliği yaparak “Siz bizim topraklarımızı kuruttunuz, biz de sizin topraklarınızı kurutacağız” diyerek ormanlarımızı yakıyorlar!..
Gazeteleri Yeni Özgür Politika dün "Kürt'le barışmayan Kazdağları'nı kaybeder" diye manşet attı.
Daha ne desin, derdini nasıl anlatsın PKK? Yaktık, yakıyoruz ve yakacağız diyorlar açık açık.  
Ama yok! Haklarından gelinecek er ya da geç. Çok iyi biliyorlar.
Bunu Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan da bilse çok iyi olacak.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
620070 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/620070.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT