Yarın ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının üçüncü haftası dolmuş olacak. İran her şeye rağmen direniyor. Belli ki bir miktar Çin’den aldığı yardım dışında tek başına ABD ve İsrail’e meydan okuyor. Ancak gücü sınırlı olduğu için, elindeki imkânlar az olduğu için bu kadar direnebiliyor.
Karşı taraftaki ABD ve İsrail’in korkunç bir gücü var. Bu abartı değil. İran’ın şehirlerini harap ediyorlar. Bombalar ve füzelerle İran’ın altyapısını bitiriyorlar. Ortalama bir köprünün maliyeti 3-4 milyar dolar. İran’ın şehirleri kullanılamaz hâle geldi. Sadece altyapı maliyeti 100 milyar dolar oldu İran’ın. “Çin neden girmiyor bu savaşa?” diyorlar ya Çin biliyor ki, savaşta kurduğu sistem yıkılırsa ona maliyeti büyük olacak. Çünkü 50-60 yılda kurduğunuz sistem savaşın ilk bir haftasında gider.
“ABD ve İsrail için de aynı şey geçerli değil mi?” diye bir soru olacaktır. İsrail ABD olmasa dayanamaz. Para ve silah yardımı ABD’den geliyor. ABD ise büyük üretici. Elindeki stoklar korkunç boyutta. Dünya silah üretiminin önemli bir kısmı elinde.
Peki savaş ne durumda? Maalesef İran kaybediyor. Keşke aksini söyleyebilsek. Ama gerçek ortada. ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ''İran yıllarca kaynaklarını halka değil füzelere ve tünellere aktardı. Vurduğumuz hedefler 7 bine ulaştı. İran’ın savunma üretim tesislerinin çoğunu doğrudan imha ettik. İran’ın nükleerini ortadan kaldırıyoruz. İran’ın gemilerini yok ettik” dedi. Savaşı kazandıklarını söyleyen ABD'li Bakan ''Onlara her gün daha büyük bir saldırı gerçekleştiriyoruz. Bugün İran'a en büyük saldırılardan biri gerçekleşecek. Yukarıdan ölüm ve yıkım yağacak. İran'daki hedeflerimiz hiç değişmedi. İran'ın savunması tamamen imha edildi. İran'ı ezici güçle avlıyoruz, nankör müttefiklerimiz Trump'a teşekkür etmeliler" dedi.
ABD iki gün önce ilk kez İran’ın kuzeyini de vurdu. Yani bütün İran şehirlerini mahvediyor. Altyapıyı bitiriyor. Öte yandan İran’ın önemli adamları birer birer öldürülüyor. Ali Laricani gibi önemli bir isim de İsrail tarafından katledildi. Uluslararası sistem ya da hukuk olmadığı için, bir yaptırımla karşılaşmayacakları için İsrail önüne geleni öldürüyor.
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine ise "İran'a ait 120 gemi ve 144 uçağı imha ettik. İnanılmaz etkileyici bir odakla bunu yapıyor askerlerimiz. En büyük korkuları işlerini yapamamak. Çok fazla silahımız ve çok fazla hedefimiz var" diye konuştu. Maalesef bu da doğru. ABD’nin elinde çok sayıda silah mevcut.
İran bütün onuruyla elinden geleni yapıyor. Ancak güç sınırlı olunca gerçek değişmiyor.
----
Hakan Fidan’ın Riyad’daki görüşmeleri
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bölgedeki son gelişmeler üzerine Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde Riyad’da düzenlenen toplantıya katıldı. Peki o toplantıda neler oldu? Amacı neydi, bir bakalım.
-Toplantının amacı İran'ı Körfez ülkelerine yaptığı saldırıları görüşmekti. ABD ve İsrail tarafından İsrail'e yönelik yapılan saldırılar toplantının konusu değildi.
-Toplantı başlamadan önce Riyad'a yapılan saldırılar Körfez ülkelerini daha da rahatsız etti.
- Körfez ülkeleri İran'ın kendilerini hedef alarak ABD'ye karşı şantaj aracı olarak kullanmak istemesinden rahatsızlar.
-Türkiye yaşanan krizin başlıca sorumlusunun İsrail olduğunu her platformda, her vesileyle söyledi.
-Kabul edilen açıklamada İsrail'i eleştiren yazımı da Türkiye ekletti. Savaşın gerçek sorumlusu olarak İsrail'in yayılmacı politikalarına işaret edilmesini sağladı.
-Türkiye'nin İran konusunda soğukkanlı ve sağduyulu bir politikası var.
-İran'dan ateşlenen füzelere rağmen Türkiye soğukkanlılığını korudu. İran'ı doğrudan hedef almadı.

