Hikâyeye, zamana ve mekâna vurgu yaparak başlayalım. Ki böylelikle bizim mesleğin; gazeteciliğin 6’lı temel ilkesinin iki sorusunu yekten cevaplamış olacağız. 5 N 1 K’nın (Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Niçin, Kim?) Ne zaman ve Nerede’sini…
14 Mayıs 2023… Kahramanmaraş… 6 Şubat ikiz felaketinin üzerinden çok değil, 67 gün geçmiş. Şehir, “Bu nasıl Maraş, bu nasıl da Maraş!” türküsündeki gibi virane… Ama elbette afet bölgesinde de sandıklar kurulmuş, çünkü Türkiye ‘Yüzyılın Seçimi’ olarak addedilen bir seçime gidiyor.
Acı taze, istatistiklere göre depremde 53 bin 537 insan hayatını kaybetmiş; ki istatistiğin matematiği, hayatın edebiyatına hürmetsizdir. O yüzden sayıdan söze çevirelim: Tekmil hikâyesi enkazlar altında kalmış 53 bin 537 insanın evladı, anası, babası, eşi ve kardeşleri sandık başına gidiyor. Afet bölgesinde sağlam okul parmakla gösterilecek kadar az. O yüzden çadırkentler de dâhil her mekânda sandık kurulmuş.
Babalar oğullarına, anneler kızlarına hele de siyasi istikbal konularında söz geçirmekte zorlanıyor. Kimi oy kullanma yerlerinde lokal gerginlikler var, mesela Ayser Çalık Ortaokulu’nda... Ancak havada yüklü taze keder; bütün gerginlikleri ihtişamıyla bastırıyor.
Üstelik insan, sandıkta seçmen kimliğine girdiğinde, ölürken olduğu gibi yalnız başınadır. Vereceği kararın toplumun hangi nesline nasıl bir yarar/zarar sağlayacağından bağımsız olarak bilgisi ve vicdanı ile karar verir. Bu, 1940’lı yıllarda doğmuş kuşağın kimi üyelerinin üstüne basa basa ‘Damokrasi’ diye telaffuz ettiği şeyin ta kendisidir.
SEÇİM DEYİNCE ÜÇ AY AKLA GELİR
İmdi, hikâyemize 5 N 1 K eksininde devam edelim: Seçim konusu… Önümüzde bir seçim görünmüyor. Ama işte mayıs ayındayız ve Türkiye’de seçim denilince üç ay akla gelir: Kasım, haziran, mayıs…
Önümüzdeki seçimlerin en geç 14 Mayıs 2028’de yapılması gerekiyor. Daha erken olur mu? Şimdilik iktidar cephesinden hiç öyle bir işaret yok. Ama velev ki olursa bizim seçim üç aylarından ilkinde, kasımda olması muhtemel. 6 Kasım 1983’ten 3 Kasım 2002’ye uzanan süreçte ülkenin seçim mazisinin bize söylediği şey bu.
Her halükârda çeyiz (aile), define (hazine), mermi (savaş) ve seçim (millet-devlet ruhu) arketiplerinin müşahhas bir simgesi olan sandıklar arasında dengeyi tesis etmek için son sandığa, seçim sandığına ihtiyacımız var. Devam edelim. Bu kez sözcüklerden çok sayılarla… Malum, kelimelerle oynanır, ama sayılarla oynanmaz.
2023 seçimlerinde toplam 62 milyon 411 bin 753 seçmen oy kullandı. Bunların tamamı 5 ayrı jenerasyona mensuptu: 1928-1945 arası doğan Sessiz Kuşak, 1945-1964 arası doğan Çocuk Patlaması Kuşağı, 1964-1980 arası doğan X Kuşağı, 1980-2000 arası doğan Y Kuşağı ve 2000’den sonra doğan Z Kuşağı.
Sayılarla devam: 2023 seçiminde yaklaşık 6 milyon (tam sayı: 5 milyon 940 bin) seçmen Z Kuşağı’ndandı. Bu da toplam seçmen sayımızın yüzde 11,8’lik dilimine tekabül ediyor. Az değil; ki aradan geçen üç senede bu, daha da arttı; artmaya da devam edecek.
Gelelim Y Kuşağı’na… Y’ler, 2023’te seçmen sayısının 18 milyonluk dilimine sahipti. Yüzde 28,5’e tekabül ediyordu bu. 2023 seçimlerinde en fazla seçmen ise X Kuşağı’ndan idi. X Kuşağı; 18,4 milyon (yüzde 28,7) ile 2023’te Türkiye’nin en fazla seçmenine sahipti. Sessiz Kuşak ve Çocuk Patlaması Kuşağı da kalan yüzde 31’lik dilimi oluşturuyordu. Ki eskiler; zaten birer birer bu dünyadan ayrılıyorlar.
TERÖRÜN KÖKENİ NESİL UÇURUMUDUR
Biz yine yazının manşetini aramaya devam edelim: Bu kez mekânı değil, ama yalnızca zamanı değiştirerek müşahhas bir olaydan gidelim: 15 Nisan 2026… Kahramanmaraş… X Kuşağı üyesi olan sorumsuzca bir hıyanet içindeki polis şefi Uğur Mersinli’nin 14 yaşındaki oğlu İsa Aras Mersinli, yanında getirdiği babasının 5 tabancası ve 7 şarjör mermisi ile okulundaki 13 kişiyi katletti, 12’i çocuk olmak üzere…
Terör, nesil dinlemez; herkesi ve her kesimi hedef alır. Ama kökleri temel olarak nesil farkındadır. Bizim yeni tanıştığımız ve büyümeden ortadan kaldırmaya niyetli olduğumuz ‘Bireysel Terörizm’ eylemleri bağlamında değil sadece. Aynı zamanda PKK, FETÖ gibi örgüt terörizmlerinin kökeni de uçuruma dönüşen nesil farkında aranmalıdır.
YENİ MİLLÎ GÜVENLİK RİSKİ: NESİL UÇURUMU
Bütün seçmen kuşaklarının davranışları bağlamında da çalışan bir gazeteci olarak jenerasyon kopukluğunun, teknolojik evrimle birlikte öncelikli millî güvenlik tehditlerinden birine dönüşmeye başladığını söyleyebilirim. Fransızların o meşhur klişesi “Gençler bilse yaşlılar yapabilse”nin çok ötesinde bir ayrımdayız artık. Toplamda 100 senelik zaman diliminde yaşayan 5 farklı kuşağın (sağlaması 5x20) üyeleri arasındaki bilişsel kopuş ve geleneğin, teknolojik evrimin aktüel son aşamasıyla birlikte ters yüz olması. Artık sanki gençler biliyor ve yaşlılar yapabiliyormuşçasına…
Bize düşen, aktüel olan ile entelektüel olan arasındaki -teknolojiyle bozulmuş- rekabetin dengesini yeniden sağlamaktır. Yapay Zekâ aktüeldir, ama entelektüel alanları tahakküm altına almaya adaydır. Bilhassa genç nesil üzerinde bir bilişsel otoriteye sahip olacağı da izahtan varestedir.
Sonuçta devlet, aile ve birey öngörülemez bir biçimde değişmektedir. 14 Mayıs 2023’te Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda sandıkta yaşanan küçük çaplı gerginlik, 15 Nisan 2026’da yine aynı mahreçte ‘mermi sandığı’ olarak karşımıza çıkabilmektedir. Öyleyse sandık dengesinin tesisi için maksimum iki yıllık yakın geleceğe; seçime ülke olarak iyi hazırlanmalıyız.

