Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Yalan Makinesinden Yapay Zekâya...
0:00 0:00
1x
a- | +A

“Düşüncede derinleşmek bir sabır ve disiplin işidir. Sanılanın aksine kırsal hayat, zihnî disiplini ortadan kaldırmaz. Tersine onu Varlık’ın ritmiyle uyumlu hâle gelecek şekilde eğitir. Akademik teknik felsefe şehirde yapılır; ama asıl iş olan düşünmek, ancak varlığın komşusu olduğumuzda mümkün hâle gelir.”

Yukarıdaki satırlar, Millî İstihbarat Teşkilatı’nın Başkanı İbrahim Kalın’ın -Varlık ve Zaman adlı kitabın yazarı 20. Yüzyıl Alman filozofu Martin Heidegger ile muhayyel sohbetlerini içeren- Heidegger’in Kulübesine Yolculuk adlı, 2 Ekim 2025 tarihinde yayımlanmış kitabından.

İbrahim Kalın’ın başka birkaç cümlesini daha alıntılamamız elzem. Aşağıda okuyacaklarınız da 10 Ocak 2024’te MİT’in, 97. kuruluş yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilen törendeki konuşmasından:

“Vatanımızı karada, denizde, havada, uzayda ve siber dünyada korumak ve dirençli hâle getirmek için geleneksel ve modern yöntemleri mezcederek stratejik bir bütünlük içinde hareket ediyoruz. Sunduğu büyük imkânların yanı sıra büyük tehditleri de beraberinde getiren Yapay Zekâ, çağımızın âdeta dijital atom bombasıdır… Haksız hiçbir eylem karşılıksız bırakılmayacaktır. Devlete ve millete yapılan hiçbir ihanet cezasız kalmayacaktır.”

İmdi… İlk paragrafta ‘bir filozof’, ikinci paragrafta ‘bir savaş komutanı…’

Bir devletin; felsefe, sosyoloji ve siyaset bilimi konularında akademik ihtisas yapmış profesör istihbarat başkanı Yapay Zekâ’yı böylesi bir muhtemel tehdit olarak tasnif ediyorsa bunu çok ciddiye almalıyız. Alıntılar, iki yıllık zaman diliminden, dolayısıyla güncel değil; ama bu nüansın ehemmiyeti yok. Zira tehdit güncel, devam ediyor ve üstelik güçlenme potansiyeline de haiz. Yani şu anda; geçmişi değil, muhtemel geleceği konuşuyoruz.

Bu yazıda İngilizcedeki zekâ ve istihbarat manasında ‘intelligence’ kavramı ekseninde Yalan Makinesinden Yapay Zekâya uzanan evrime kısaca bakıp bugüne ve yakın gelecek senaryolarına erişeceğiz. Yalan Makinesi-Bilgisayar-Yapay Zekâ daha önce de çalıştığım, yazdığım temalar.

‘SUPERMAN VE WONDER WOMAN’IN KÖKLERİ

Yalan Makinesi ile başlayalım; çünkü hakikaten bilgisayardan Yapay Zekâ’ya uzanan ‘Teknolojik Tekâmül Taarruzu’nun -kısaca TTT diyelim- miladı orası.

Bir süper kahramanlar çağı olan Yirminci Yüzyıl’ın teknolojik gelişmeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere başta olmak üzere Batılı devletlere, tabii bir de kuruluş öncesinde İsrail’e hizmet etmiştir. Bu konuda pek çok kaynak var, ben en yakın tarihli ‘orijinal’ kaynağı vereyim: Türk Yahudi toplumuna üç çeyrek asırdır yayın yapan Şalom gazetesinin 11 Ekim 2016 tarihli ‘Süpermen Yahudi köklerine geri dönüyor’ başlıklı makale.

Geçtiğimiz yüzyılın başka süper kahramanı, dişi versiyonu Wonder Woman var bir de. Bu çizgi karakterin yazarı da Poligraf, yani Yalan Makinesi dediğimiz teknolojik cihazın tarihteki ilk üreticisi. Adı William Moulton Marston.

Yalan Makinesi’nin ilk kez kullanıldığı sene 1922. İlk bilişsel, taklitçi Yapay Zekâ’nın piyasaya sürüldüğü sene hangisi? 2022. Ürün: ChatGPT. Firma: Open Artificial Intelligence… Hani şu İsrail’e ve Pentagon’a kullanıcı datalarını vermeyi taahhüt eden Musevi kökenli Sam Altman’ın CEO’su olduğu şirket...

İmdi… Yalan Makinesi’nden Yapay Zekâ’ya yüz yıllık teknolojik evrimi anlatmaya sayfalar yetmez, yazsak roman olur. Yazdım da aslında; merak eden son romanım Yüzyılın Kehaneti’nde ayrıntılarıyla bulabilir. Ama biz şimdi, bu kısmı şair Hilmi Yavuz’un deyişi ile sadece imayla geçiştirelim:

Yalan Makinesi’ni istihbarat âleminde ilk kullanan Grover Cleve Backster’dır. 1924-2013 seneleri arasında yaşayan bu sorgu uzmanı arkadaş, CIA’de çalışıyordu ve Poligraf’ı ilk olarak Şubat 1966’da denedi. Günümüzün yeni nesil ve dolayısıyla daha karmaşık yalan makineleri ise beynin Manyetik Rezonans görüntülemesini (MR) baz alır. Elbette artık Yapay Zekâ destekli biçimde…

KOMPLOYA İNANMA, KOMPLOSUZ DA KALMA!

Yapay Zekâ şimdi hayatımızın her yerinde. Aynı zamanda bir haber/istihbarat kaynağı olarak... Yapay Zekâ’ya yazı, haber yazdıran bile var. Ülkemizde YZ’nin yazdığı ilk haber Şalom gazetesinde 2018’de yayınlandı. Evet; anlamlı bir tesadüf eseri Süpermen’in Yahudi köklerinin anlatıldığı gazetede…

“Komploya inanma, ama komplosuz da kalma” diyebileceğimiz bir devirdeyiz. Dünyanın en etkili 8, maksimum 10 istihbarat teşkilatından biri olan MİT’in akademisyen başkanı, Yapay Zekâ’ya dijital atom bombası diyorsa bizim komplolara inanmamamız haddini aşan bir cüret olur.

Bir kez daha imdi… Hakiki atom bombasının ilk üreticisi belli: Alman Yahudisi...

New York doğumlu Robert Oppenheimer. Peki dijital atom bombasının ilk üreticisi kim? Bunun da işte Marstonlar’dan Allan Turing (İngiliz Yahudisi) ve oradan OpenAI’ın CEO’su Sam Altman’a (Amerikan Yahudisi) uzanan, uzun bir öyküsü var. Yahudi kelimesinin çok fazla geçtiği bir yazı olduğunun farkındayım. Bütün bunları; tarihteki Yahudi düşünür ve edebiyatçılardan çok şey öğrenmiş, misal Freud, Adorno, Marx ve Kafka’dan insanlığa ve milletlere dair epey bilgi edinmiş bir okur-yazar olarak yazıyorum.

Asıl sorumuz şu: Dijital atom bombasının Harry Truman’ı (1945-53 arasının ABD Başkanı) kim olacak? Şimdinin ABD Başkanı Donald Trump, katliamcı İsrail’in Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun telkinleriyle buna teşne olduğunu 28 Şubat 2026’dan bu tarafa ispatladı. Ama onun siyasi ömrü, Truman olmaya yetmez. Son olarak, yine MİT Başkanı Kalın’dan alıntı ile “Dön başa!” yaparak bitirelim:

Yapay Zekâ; varlığın, her ne kadar bu sıfatına yakışmayan işlere bulaşsa da eşref-i mahlukatın, yani insanın komşusu mu olacak yoksa hasmı mı? Yoksa, yoksa; insanın insanla savaşının atom bombası mı? Bu iki sorunun cevabını, vademiz ölçüsünde göreceğiz ya da görmeyeceğiz. Ama geleceğin hayati sorusu, bu ikisi olacak...

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...