Sanat, toplumun aynasıdır. Ne var ki bugün o ayna, özellikle genç sanatçı adaylarının özlük hakları ve sosyal güvenceleri açısından perişan bir görüntü vermektedir.
1978’den beri kanun önünde sigortalı kabul edilen sanatçılarımız, maalesef gerçek hayatta “üstat” diye hitap ettikleri patronlar tarafından iş güvenliği hiçe sayılarak, yasal hakları gasbedilerek çalıştırılabilmektedir…
Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan Müjdat Gezen iddiaları -50 sanatçıyı sigortasız çalıştırmak ve bir emekçinin iş kazası geçirmesi- buzdağının yalnızca görünen ucudur. Eğer iddialar doğruysa, bu basit bir ihmal değil, sistematik bir hak gasbıdır.
YEŞİLÇAM’DAN BUGÜNE DEĞİŞMEYEN ACI SENARYO
1990’ların ortalarında müfettiş yardımcısıyken yaptığım teftişlerde gördüklerimi hâlâ unutamıyorum. SSK kapılarında uzayıp giden hüzünlü kuyruklar… Çocukluğumuzun Yeşilçam kahramanları, yaşlanmış, çaresiz ve hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan emeklilik hakkı için mücadele ediyordu. Patronları sigorta primlerini yatırmamış, yasal haklarını vermemişti.
7 Ağustos 2019’da Türkiye gazetesinde kaleme aldığım “Cem Özer Olayı ve Sinan Çetin’e Kesilen Ağır Cezalar” yazısı da aynı gerçeğe dikkat çekmişti. Aradan geçen yıllara rağmen değişen pek bir şey yok.
IŞIKLAR SÖNÜNCE BAŞLAYAN DRAM: SANATÇI MI, MODERN KÖLE Mİ?
Müjdat Gezen iddiaları, sektördeki pervasızlığın ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne seriyor. Gazetemiz ve sosyal medya hesaplarımıza genç sanatçılardan her gün feryatlar yağıyor. Ses sanatçısından dizi oyuncusuna binlerce emekçi, “üstat” bildikleri isimlerin elinde sosyal güvenceden yoksun, ayakta kalmaya çalışıyor. Sektördeki sömürü senaryosu hep aynı; sadece isimler değişiyor:
- Zarf usulü sömürü: Asgari ücret düzeyinde komik rakamlar elden ve kayıt dışı veriliyor.
- İz bırakmayan hukuksuzluk: Ödemeler banka yerine elden yapılarak delil oluşturulmuyor.
- Yalan beyan: “Stajyersin, öğrencisin, sigortan yok, ileride kendin ödersin” denilerek genç yetenekler kandırılıyor.
- Hak gasbı: Hizmet akdiyle çalışan sanatçının sigortası bir lütuf değil, yasal haktır. Bazı işverenler bunu “GSS’n kesilir, bursun biter”… gibi yalanlarla örtbas ediyor.
DEVLETİN “ÜÇLÜ KISKACI” ARTIK SAHNEYE İNMELİ
Müjdat Gezen olayı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile SGK’nın bu sektörü yeterince denetlemediğinin açık kanıtıdır. Bu sessizlik artık son bulmalıdır.
SGK Müfettişleri: Sadece mevcut olayla sınırlı yüzeysel denetim yetmez. 85. madde kapsamında zaman aşımı süresi içinde sigortasız, eksik gün ve eksik ücret bildirilen geçmiş yıllarda çalışmış olanlar dâhil tüm sanatçıları tespit edip haklarını iade etmelidir.
ÇSGB İş Müfettişleri: Setlerde iş sağlığı ve güvenliğini, fazla mesai ve diğer işçilik haklarını titizlikle denetlemelidir.
Maliye Vergi Müfettişleri: Elden ücret ödemeleri ve vergi kaçakçılığını mercek altına almalıdır.
Hayalet sanatçı emekçileri (30 gün sette çalışan, SGK’da 3 gün görünenler), zarf içinde çalınan gelecek, Yargıtay kararlarına rağmen yok sayılan işçi statüsü… Bunların hepsi kabul edilemez.
HASILIKELAM: Adalet mülkün temelidir, sanatın değil! Sahnede alkışlanan sanatçıların istikbali, patronların insafına terk edilemez. Sanatçıya gerçek saygı, süslü sözlerde değil, alın terinin tam karşılığındadır. Gerçek vefa, onu hastalığında, sakatlığında ve yaşlılığında kimseye muhtaç etmeyecek çelik gibi bir sosyal güvencedir.
Emeğin ve emeklinin Başmüfettişi olarak özellikle dünün emekçisi, bugünün patronu olmuş isimlere sesleniyorum: Dün setlerde toz yutan sendin. Bugün en hassas olman gereken yerde sömürünün başrolündesin. Kameralar önünde adalet nutukları atmak, oynadığın en sahte roldür. Sanatın sahtesi alkışlanır ama kul hakkı telafisi mahşere kalmaz. Bu pervasızlık son perde olsun.
Müjdat Gezen olayı sanatta milat olsun.
Sanatçı emektarlarımız için müfettişler sahneye!
NOT: Tüm sanatçılarımıza çalışma hayatı ve sosyal güvenlik hakları konusunda ücretsiz danışmanlık ve rehberlik hizmetim devam etmektedir.

