Siyasetin doğasında eleştiri vardır ve bu eleştirinin biricik ilkesi de hakkaniyettir! Hakkaniyetten uzak yapılan bir eleştiri özellikle gerçeği eğip bükerek bir yıpratma eylemine dönüşüyorsa, orada toplumsal ve siyasi fayda değil, art niyet aranır.
Son günlerde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş Hanımefendiye yönelik sığ, hakkaniyetsiz ve manipülatif söylemlerin temelinde de tam olarak bu saik yatmaktadır.
Oysa hakikat, sosyal devletin şefkatli elinin uzandığı milyonlarca hanenin huzurunda gizli. Bugün Türkiye, sosyal hizmetlerde sessiz bir devrim yaşıyorsa, bu devrimin mimarlarından biri hiç şüphesiz Aile Bakanı Sayın Göktaş’tır.
Bakanlığın 2025 ve 2026 yıllarına damga vuran icraatlarına göz attığımızda Göktaş Hanımefendinin vizyonuyla “Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi" olarak şekillenen yol haritası, sadece bugünü değil, Türkiye’nin demografik geleceğini de bir beka meselesi olarak ele almakta ve çözüm üretmektedir.
2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesiyle birlikte, toplumun temel taşı olan aile kurumu, küresel tehditlere ve dijital risklere karşı daha önce hiç olmadığı kadar güçlü bir koruma kalkanı altına alınmıştır ve birçok alanda bu çalışmalar kesintisiz bir şekilde sürdürülmekte ve farklı mekanizmalarla desteklenmektedir.
Yine bu dönemde ekonomik destekler çerçevesinde aileye yönelik devrim niteliğinde adımlar atıldı. Pilot bölgelerden sonra 81 ile yayılan “Aile ve Gençlik Fonu” bugüne kadar 150 bine yakın gencimize 11,6 milyar lirayı aşan faizsiz kredi desteği sağladı. 2026 yılı itibarıyla bu kredi tutarları 250 bin liraya yükseltilirken, Sayın Bakan’ın müjdesini verdiği "ikinci çocuk hibesi" -yani ikinci evladını kucağına alan çiftlerin kalan tüm borcunun hibe edilmesi- aileyi teşvik etmenin yanında çok önemli bir güven mesajı da değil midir?
Bakanlık sadece gençlerin değil, toplumun en kıymetlileri olan yaşlılarımızın ve engelli vatandaşlarımızın her türlü sorununa yönelik çok boyutlu çalışmalar yürütüyor. “Ulusal Vefa Programı” için 2026 bütçesinden ayrılan 5,1 milyar liralık devasa kaynak, 132 binden fazla vatandaşımızın kapısına sıcak yemekten temizlik hizmetine kadar her türlü desteği taşıyor ve devletin sıcak, şefkatli elini temsil ediyor.
Kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarında her anlamda somutlaşan bir icraat dönemi yaşanıyor. V. Ulusal Eylem Planı (2026-2030) ile şiddetsiz yaşam kültürü kurumsal bir kimlik kazandırmaya yönelik hayati bir proje. Bakan Göktaş’ın kadın istihdamı ve girişimciliği konusundaki ısrarlı takibini dahi bambaşka yerlere çekme hazımsızlığını anlamak mümkün değil. Meselelere halis niyetle yaklaşıp eleştirmek başka, haksız eleştiriyle sürekli manipüle etmek başka bir seviyedir!
Bakan Göktaş, on yıllarca es geçilen, görmezden gelinen pek çok konuya el atarak ilgili bakanlığa sayısız proje ve icraatlarıyla altın devrini yaşatıyor. Kendilerini yakından tanıyan hemen herkes bilir ki hanımefendiliği, vizyoner bilgeliği, çalışkanlığı, tevazu ve zarafet dolu duruşu, merhameti ve şefkatiyle Bakanlığını hakkıyla temsil eden sıra dışı bir Bakan’dır Sayın Göktaş...
Peki bu kadar somut veri ve sahada hissedilen bunca emek ve çaba varken haksız şekilde yapılan bu manidar manipülasyon ve söylemler neye ve kime hizmet ediyor? Sayın Bakan’ın her haneye dokunma kararlılığı, aileye yönelik yapıcı ve kararlı çalışmaları anlaşılan o ki sadece "sorunlardan beslenen" odakları rahatsız ediyor. Ancak bizler biliyoruz ki Sayın Bakan’ın halkın gönlündeki karşılığı, sosyal medya operasyonlarından çok daha kıymetlidir.
Hasılı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur Özdemir Göktaş, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sayın MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin destekleriyle, sessiz ama derinden gelen bir hizmet anlayışıyla, 'Türkiye Yüzyılı'nın sosyal mimarisini inşa etmeye devam edecektir. Sosyolojik sarsıntıların bütün dünyayı tehdit ettiği, dijital terörün evlerin üzerine yıldırım gibi düştüğü, yapay zekânın akılları teslim aldığı flu bir çağın içinden Sayın Bakan’ın çalışmaları bizlere umut veriyor, güç veriyor ve güven veriyor...
Aklıselim ve kalbiselim insana düşen görev, bu samimi gayrete destek vermek ve "Güçlü Aile, Güçlü Türkiye" idealinin etrafında kenetlenmektir. Unutulmamalıdır ki sosyal devletin başarısı, dertlerine derman olunan mazlumların duasında saklıdır.
Ve bu dualar, tüm manipülasyonları yenecek güçtedir.

