Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Türkistan’da manevi miras canlanıyor... Yesevi’nin...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan, nisan başlarında tarihî bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Anadolu’dan Türkistan’a uzanan, asırlar süren bir hasretin buluşmasıydı bu. “Hoca Ahmet Yesevi Yolunda Ahilik” programı, "Pir-i Türkistan" Hoca Ahmet Yesevi’nin tasavvufi hikmetini Anadolu’nun yiğit esnaf teşkilatı Ahilik’le buluşturdu.

Tam 860 yıl olmuş… Pir-i Türkistan'dan bu yana 860 sene geçmiş! Ahi Evran’dan bu yana da 765 yıl geçmiş! Bu program; iki Türk-İslam büyüğünün izinde, onların öğretilerini, bu iki büyük mirası bir potada eriten bir anlayışla ilk kez Türk milletinin manevi başkenti Türkistan’da gerçekleşti...

Bu buluşma, akademik bir toplantı olmanın çok ötesinde, Türk-İslam medeniyetinin kadim değerlerini 21. yüzyılın küresel meydan okumalarına karşı bir kalkan ve köprü hâline getirme iradesinin somut bir tezahürü niteliğindeydi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu’nun koordinasyonundaki bu girişim, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın engin vizyonuyla desteklendi.

Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi, 11. yüzyılın ikinci yarısında Türkistan bozkırlarında doğup yetişmiş, "Divan-ı Hikmet"iyle Türk milletine tasavvufu, insan sevgisini, emeğin manevi yüceliğini ve ilmi Türkçe olarak anlatan eşsiz bir mürşit ve velî, asırlardır Türk-İslam dünyasının manevi mimarlarından biri olarak bütün Türkistan coğrafyasında manevi varlığını sürdürüyor.

Pir-i Türkistan’ın öğretisinde hakikat, dergâhta zikirle başlar ama pazarda dürüst ticaretle, helal kazançla tamamlanırdı. İşte tam da bu noktada Anadolu coğrafyasında 100 yıl sonra Ahi Evran-ı Veli bu kutlu emaneti devraldı.

Ahi Evran, 12. yüzyıl Anadolu’sunda dericilik yaparak geçimini sağlayan, aynı zamanda 'İnsan-ı Kâmil’i yetiştiren bir önder, bir Allah dostu, bir ticaret erbabı olarak öne çıktı. Ahilik teşkilatı, sadece esnaf loncası değildi. Aynı zamanda toplumsal ahlakı, adaleti, liyakati, dayanışmayı ve kaliteli üretimi kurumlaştıran bir medeniyet modeliydi aslında.

Şeyh Edebali’den, Osman Gazi ve Orhan Gazi’ye, Osmanlının ilk dönemlerinden son dönemlerine kadar devlet yönetimini bile etkileyen bu sistem, “helal lokma, helal kazanç ve kardeşlik” ilkeleri üzerine kurulmuştu.

Yesevi’nin ruhani derinliği ile Ahi Evran’ın pratik ahlakı, bugün “güven”in en değerli sermaye hâline geldiği küresel ekonomide bize ne söylüyor peki?

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu’nun açılış konuşması bu sorunun cevabını net bir şekilde ortaya koydu:

“Hakikat dergâhta başlar, pazarda ahlaklı ticaretle tamamlanır.”

Kürşad Zorlu, Yesevi öğretisinin akıl, ilim, dayanışma, insan sevgisi, kadına saygı ve emeğin kutsallığını temel aldığını hatırlatarak, bu değerlerin geleceğe yön verebileceğini vurguladı. Kürşad Zorlu’nun konuşmasının bir bölümünü Kazak Türkçesiyle yapması ve Kazakistan Senatörü Prof. Dr. Darhan Kıdırali’nin de karşılık olarak Türkiye Türkçesiyle konuşması, sembolik olmanın ötesinde oldukça güçlü ve anlamlı bir kardeşlik jestiydi.

Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan’ın konuşması ise konuyu daha somut bir zemine çekti. Ahilik’in dürüstlük, güven, dayanışma ve adalet temelli ekonomik modelini günümüz ticaret politikalarına ilham kaynağı olarak göstermesi, Türkiye’nin resmî politikasının da bu kadim değerlerle şekillendiğini gösteriyordu.

Prof. Dr. Muhittin Şimşek’in gençlere Şeyh Edebali’den yaptığı alıntılar -cimrilik yerine cömertlik, zulüm yerine kanaat, haktan yana olmak- ise programın eğitim boyutunu öne çıkardı. “Ahilik, Türk Dünyası için bir eğitim modelidir” tespiti, boş bir slogana değil, Osmanlının kuruluşunda Ahilerin rolünü hatırlatan tarihsel bir gerçeğe dayanıyordu.

Peki bu program neden bu kadar önemliydi?

Türk dünyası bugün hem kültürel hem ekonomik bir dönüm noktasında. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında siyasi ve ekonomik entegrasyon hız kazanıyor. Mayıs 2026’da Türkistan’da yapılacak TDT gayriresmî liderler zirvesi öncesi düzenlenen bu etkinlik, zirveye güçlü bir manevi ve fikrî zemin hazırladı.

AK Parti Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu’nun çağrısı çok netti:

“Ahiliği önce Türkiye-Kazakistan ilişkilerine, ardından bütün Türk devletlerine şamil kılarak 'Atayurt’tan Anayurt’a büyük bir seferberlik başlatmak.”

Bu, sadece ticaret hacmini artırmak değildir hiç kuşkusuz. Ticaretin ahlaki zeminini yeniden inşa etmek demek, helal ve haram kavramlarını yeniden güncellemek demektir.

Günümüzde dijital ekonomi, e-Ticaret, platform ekonomileri ve sınır ötesi işlemler hızla yayılırken, “güven” eksikliği en büyük engel hâline gelmiştir. Ahilik’in liyakat, kalite, dürüstlük, haram ve helal ayrımı ve toplumsal fayda odaklı yaklaşımı, tam da burada devreye girer...

Programın kapanış bildirgesindeki 15 madde bütün Türk dünyasına net mesajlar ve öneriler içeriyordu. Üniversiteler, ticaret odaları, esnaf birlikleri ve kamu kurumları arasında “Çağdaş Ahilik Uygulamaları, İnovasyon ve Araştırma Ağları” kurulması önerisi, Ahilik mirasının dijital ekonomiye uyarlanması (e-Ticaret güven protokolleri, platformlarda etik kurallar) ve Ahilik modelinin Türk devletleri arasında stratejik bir kalkınma paradigması olarak yeniden ihya edilmesi…

Bu bildirgede işaret edilen mesajların hiçbiri ütopya değildir...

Peki Ahilik gibi bir sistemi 21. yüzyıla uyarlamak kolay mı? Küresel kapitalizmin acımasız rekabeti içinde “helal kazanç” ilkesi nasıl korunabilir? Dijital dünyada lonca usulü dayanışma yeniden tesis edilebilir mi? Bu sorulara gerçekçi cevaplar arandı.

7 Türk üniversitesi ile Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolleri, “Şed Kuşatma” filminin gösterimi, Ahilik Çarşısı’ndaki el sanatları sergileri (Kazak deri işçiliği, Anadolu bakırı, Özbek ipeği, Kırgız keçesi, Azerbaycan kuyumculuğu) ve manevi ikramlar (Ahilik pilavı, helvası, şerbeti) gibi etkinlikler, soyut fikirleri somut hayata taşıma çabasıydı.

Bu buluşma, geçmişin arayışı kadar geleceğin de planlamasıydı.

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan Türk coğrafyasında ortak bir medeniyet inşası için manevi bir anahtar sunuluyordu. Yesevi’nin dergâhından yükselen hikmet ile Ahi Evran’ın ahiliğinden yükselen ahlak, bugün küresel rekabette “güven” unsurunun giderek daha değerli hâle geldiği bir dönemde stratejik bir fırsat sunuyordu ve bütün Türk dünyasını bu “güven” sofrasına davet ediyordu.

Bugün Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasında “birlikte üretirsek, birlikte büyürüz” düsturunu yeniden hayata geçirme imkânımız ve hayalimiz var. Ahilik, bu düsturun en somut kurumsal ifadesi olabilir.

Kazakistan medyasının “Türkistan’ın manevi mirasının canlanması” diye nitelendirdiği bu etkinlik, sadece iki ülke arasında değil, bütün Türk dünyası için bir ilham kaynağı oldu. Eğer bu irade devam eder, üniversiteler arasında ortak araştırmalar çoğalır, esnaf birlikleri arasında ağlar kurulur ve genç girişimciler Ahilik ahlakıyla yetiştirilirse, önümüzdeki on yıllarda Türk dünyası siyasi bir birlik olmanın yanı sıra hem ahlaki hem de ekonomik bir güç merkezi hâline gelecektir.

Hasılı, Türkistan’daki “Hoca Ahmet Yesevi Yolunda Ahilik” programı, alelade bir sempozyum değildi. O, Türk-İslam medeniyetinin derin kuyusundan çekilen bir su gibiydi. Hem susuzluğumuzu giderecek hem de toprağımızı bereketlendirecek bir "bengisu" pınarı!

Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmet dolu sözleri ve Ahi Evran’ın yiğitçe duruşu, bugün bize şunu fısıldıyor:

-Geçmişimizi iyi okuyalım ki geleceğimizi güçlü kuralım.

Atayurt ile Anayurt arasındaki bu köklü bağ, inşallah daha nice programlarla, daha nice somut iş birlikleriyle pekişecek. Çünkü biz, Müslüman Türkler olarak asırlar önce Ahilik’te bulduğumuz “birlikte üretme, birlikte büyüme” düsturunu, şimdi Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasında yeniden hayata geçirme, yeniden hatırlatma arifesindeyiz…

Türkistan’dan yükselen bu sese herkesin kulak kesilmesi temennisiyle...

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...