Kaydet
a- | +A

Önceki gün IBU’nun düzenlediği “Basın Turu” vesilesiyle Makedonya’da idim.

Bu ziyaretle Adriyatik’ten Tanrı Dağları'na uzanan o muazzam tarih ve gönül coğrafyası hakkındaki tasavvurlarım netleşti ve devasa Türk coğrafyası hafızamda daha da derinleşti.

Balkanlar öteki adıyla Rumeli, Müslüman kimliğinin hafıza adası, Türk milletinin kültür ve tarih mirasıdır. Bu bağlamda diyebilirim ki Balkanlar sadece coğrafi bir terimden ibaret değildir. Rumeli, bizim manevi serhat coğrafyamızdır, ruh ve gönül çizgimizdir.

Üsküp’ü, merhum Yavuz Bülent Bâkiler’in “Üsküp’ten Kosova’ya” adlı eserini okurken kalbimin en mutena yerine koymuştum. Ancak Tetova şehrinin de bendenizi bu denli etkileyeceğini tahmin edemezdim doğrusu.

Üsküp ve Tetova (Kalkandelen), Kuzey Makedonya’nın iki önemli şehri. Vardar Nehri, Üsküp’ü ikiye bölerken aslında geçmiş ile geleceği, Doğu ile Batı’yı birbirine bağlar. Taşköprü’nün üzerinden yürürken bir tarafınız geçmişi, öteki tarafınız anı terennüm eder.

Aslında Üsküp denildiğinde hafızamızın derinliğinde Türk şiirinin büyük ustası Yahya Kemal Beyatlı öne çıkar. Doğduğu bu şehre duyduğu derin hasreti, "Kaybolan Şehir" ve “Açık Deniz” şiirlerinde zirveye taşımıştır. Beyatlı, Üsküp’ü "Bursa’nın devamı, Bursa’yı da Üsküp’ün devamı" olarak tasavvur eder. Onun gözünde Üsküp alelade bir yerleşim yeri değildir. Osmanlı dehasının ve Türk ruhunun Balkanlar’daki kalıcı mührüdür. Şairin satırlarında hayat bulan Üsküp, minareleri, dar sokakları, Arnavut kaldırımlı caddeleriyle bugün de yaşayan bir Türk-İslam mirasıdır.

Tetova şehri, başında karın eksik olmadığı Şar Dağları’nın eteklerinde, köklü bir Müslüman nüfusun, Arnavut, Türk, Torbeş kültürlerinin harmanlandığı bir başka tarihî sığınaktır. Alaca Camii’nin duvarlarındaki muazzam işlemeler, Tetova’nın sanata ve inanca olan bağlılığının resmidir. Hem Üsküp hem de Tetova, yüzyıllar boyunca maruz kaldıkları siyasi fırtınalara ve göç dalgalarına rağmen, Türk ve Müslüman kimliğini korumayı başaran tarihî şehirlerdir.

Ve geleceğe uzanan köprü:

Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU)

Tarihin omuzlarımıza yüklediği miras, sadece geçmişi yâd etmekle korunamaz. İşte tam bu noktada, Üsküp’ün merkezinde yükselen Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU), hem bölge insanı için sosyokültürel ve akademik bir misyon üstleniyor hem de Türkiye’nin Balkanlardaki nüfuzunu temsil ediyor.

Seyahatimizin nedeni Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin nazik davetiydi. Üniversite rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, Mütevelli Heyeti, Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bilal Sucubaşı ve Onursal Başkanı, Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil Beyefendiler ile tanışma ve sohbet etme imkânımız oldu.

Kendilerinin bölgede gerçekten de büyük bir görevi ifa ettiklerini bizzat müşahede ettim. IBU, Balkanlar’daki Türk ve Müslüman nüfus başta olmak üzere, bölgedeki tüm topluluklar için bir çekim merkezi hâline getirilmiş.

Üniversite, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları ve himayeleri doğrultusunda 2006 yılında Üsküp Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından kurulmuş ve ülkemizin yumuşak gücü olarak bölgeye büyük katkı vermeye başlamış. Bölge gençlerine ana dillerine ve kültürlerine yabancılaşmadan eğitim vermeyi, onları uluslararası entegrasyon ile uyumlu olarak yetiştirmeyi, Türkiye, Bosna-Hersek, Kosova ve Arnavutluk gibi ülkelerden gelen gençleri aynı kampüste buluşturarak bölgesel bir barış havzası oluşturmayı hedefliyor.

Uluslararası Balkan Üniversitesi, sadece bir akademik kurum değil aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin Balkanlar’daki gönül bağının somut bir nişanesidir. Muhaliflerin, muarızların fitne üreten yorumlarını dikkate almadan bu üniversiteyi herkesin ziyaret etmesini dileriz.

Hasılı, IBU, bölgenin en güçlü çekim merkezlerinden birisi. IBU ile farkındalığı yükselen genç nesil bugün Balkanlar'da daha bilinçli, sosyokültürel meselelere daha duyarlı. Uluslararası Balkan Üniversitesi, İngilizce eğitim veriyor olsa da Türkoloji, Tarih ve İlahiyat bölümleriyle, ilim ve irfanla donattığı gençlerle, Balkanlar’da barışın, kardeşliğin ve Türk-İslam mirasının en güçlü savunucusu olmaya devam ediyor.

Balkanlar'da Türkiye’ye ait üç üniversite bulunuyor: IBU, Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ve Tiran New York Üniversitesi… Ve her üç üniversite de Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla hayata geçirildi. Şimdi bizlere düşen görev yurt dışındaki üniversitelere maddi ve manevi destek vermektir. O kurumlar bizim serhatteki ilim ve irfan yuvalarımızdır zira.

Vardar Nehri, bin yıllık akışına devam ederken, bilinç akışımızda da tarih, kültür, medeniyet ve irfani geleneğimiz akıyor.

Vesile olanlardan Allah razı olsun...

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...