Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
“Nereden buldun?” yanlışı
0:00 0:00
1x
a- | +A

Türkiye’de zaman zaman “nereden buldun?” kanununun çıkarılması gerektiği söylenir. Son olarak, Cem Küçük, geliriyle harcaması arasında büyük fark olan herkesin bu farkı açıklamaya zorlanmasını istedi. Bunun vergi adaletini ve şeffaflığı artıracağını savundu. Avrupa ve Amerika’da benzer uygulamaların bulunduğunu, Türkiye’de de HMB’nin lüks harcamalarla beyan edilen gelir arasında uçurum olan bazı mükellefleri incelediğini belirtti.

Vergi kaçakçılığı, kara para ve yolsuzlukla mücadele elbette önemli. Ancak, iyi bir amaç, her zaman iyi bir kanun doğurmaz. “Nereden buldun?” mantığı, doğru sınırlandırılmadığında, bütün vatandaşları potansiyel şüpheli hâline getirir. Hukuk devletinde esas olan, vatandaşın mal varlığını devlete sürekli izah etmek zorunda kalması değil, devletin somut şüpheye ve hukuka uygun delillere dayanarak işlem yapmasıdır...

Bu tür düzenlemelerin en önemli problemi ispat yükünü tersine çevirmesidir. Normalde devlet bir kimsenin suç işlediğini, vergi kaçırdığını veya kanun dışı gelir elde ettiğini ispatlamak zorundadır. “Nereden buldun?” yaklaşımı ise vatandaşa “mal varlığını açıklayamazsan suçlu gibi muamele görürsün” demeye yaklaşır. Bu mantığa dayanan uygulamaların suçluluğu ispat etmeden mal varlığının müsaderesinde kullanılabilen araçlar olabildiği bir gerçektir.

Dünya örnekleri de bu işin sanıldığı kadar basit olmadığını göstermektedir. Avustralya’da açıklanamayan servet yasaları organize suçla mücadele için savunulmuş, fakat eleştirmenler bu yasaların susma hakkını zedelediğini ve masumiyet karinesini aşındırdığını söylemiştir. İrlanda’da suç gelirlerinin müsaderesi rejimi bazılarınca başarılı bir model sayılır; fakat akademik değerlendirmeler, mahkûmiyet olmadan mal varlığına el koymanın bireysel haklar ve usul güvenceleri bakımından ağır maliyetler doğurduğunu vurgular. İngiltere’de ise “McMafia” kanunları olarak bilinen düzenlemelerin beklenen sonucu vermediği, az sayıda soruşturma açıldığı ve uygulamanın sınırlı başarı sağladığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.

“Nereden buldun?” kanununun Türkiye’de doğuracağı en büyük risk, devletin iktisadî hayat üzerindeki kontrolünü olağanüstü artırmasıdır. Böyle bir sistemde vatandaşın evi, arabası, çocuğunun okulu, tatili, düğünü, ziyneti, alışverişi ve hayat tarzı bürokratik gözetimin konusu hâline gelir. Devlet, vergi toplama adına insanların hayat standardını sürekli izlemeye başlarsa, iktisadî özgürlük ağır darbe alır. İnsanlar yatırım yapmaktan, harcamaktan, servetini görünür kılmaktan ve hatta meşru kazancını kullanmaktan çekinebilir.

Üstelik Türkiye gibi siyasetin ve bürokrasinin iyi çalıştığını söylemenin zor olduğu ülkelerde bu tür kanunlar seçici ve keyfî uygulanma tehlikesi taşır. Bugün “vergi adaleti” diye savunulan bir düzenleme, yarın muhalif iş insanlarına, istenmeyen gazetecilere, rahatsız edici sivil toplum aktörlerine veya siyaseten hedef alınan gruplara baskı aracına dönüşebilir. Oysa, hukuk devleti, iyi niyetli yöneticilere güven üzerine değil, kötü niyetli yöneticileri sınırlayacak kurallar üzerine kurulmalıdır.

Vergi kaçağıyla mücadele edilecekse bunun yolu bütün toplumu şüpheli ilan etmek olamaz. Vergi sistemi sadeleştirilmeli, vergi oranları makul olmalı, kayıtlı çalışmanın maliyeti azaltılmalı, kamu harcamaları şeffaflaştırılmalı, somut delile dayalı denetim yapılmalı ve yargı güvenceleri güçlendirilmelidir. Kara para ve yolsuzlukla mücadele için hedefli, delile dayalı, yargı denetimine açık araçlar kullanılabilir. Fakat “herkese nereden buldun denilmeli” anlayışı, serbest piyasa ekonomisiyle değil, gözetimci devletle uyumludur.

Sağlıklı ekonomi, vatandaşın devlete sürekli hesap verdiği ekonomi değildir. Mülkiyetin güvende ve verginin makul olduğu, devletin keyfî davranmadığı, insanların meşru kazançlarını korkmadan kullanabildiği ekonomidir. “Nereden buldun?” kanunu bu güveni artırmaz; aksine, devleti büyütür, vatandaşı tedirgin eder ve iktisadî özgürlük alanını daraltır.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...